Gün olur asra bedelin ardına o dönemde yazılamayıp, sonradan iliştirilebilmiş uzun bir öykü, Abutalibimizin öyküsü.
Öncelikle çok etkilendiğimi söylüyorum arkadaşlar, beni saran yoğun duygular ile birlikte otobüs yolculuğunda dağlara tepelere bakarken elimden düşüremedim ve kitabı o arada bitirivermişim..
Çok güçlü bir kaleme sahip Aytmatov..Duygusal anlamda bir romanın, bir kitabın beni zor etkileyeceğini düşünürüm ama bu kitap beni içine aldı, derinden sarstı.
Gün olur asra bedelden akıbetini merak ettiğimiz sevgili Abutalipin macerasını, tutuklanma sürecinde yaşadıklarını, hissettiklerini ve sonlarını anlatıyor kitap.
Bizi, abutalibin ölümünü, gün olur asra bedelde ne kadar da güzel geçiştirmişlerdi bir miyokard enfarktüsü ile. Ah kahrolasılar demek istiyorum çok üzüldüm cidden..Ailesi, oğulları sarı özek bozkırında dört gözle babalarının yollarını gözlerken bir anda ölüm haberi gelmişti Boranlı’ya..Kalp demişlerdi..Ama inanmadık tabi ki, ardında ne vardı hep merak ettik, sevgili eşi Zaripa oğullarına bu acıyı söyleyemedi bile nasıl söylesin, oralardan kaçıp kendine, daha doğrusu biricik oğullarına yeni bir hayat verebilmek için çabaladı..kaçtı eskiden, acıdan kaçmakta buldu çareyi, en azından çocukları için yapmalıydı bunu..
Tansıkbayev ne çektirdin bize, başka işin yok muydu da geldin ıssız Sarı Özek bozkırına, Boranlı’ya. Güzelim aileyi mahvettin,, hiç düşünmedin değil mi onlar ne yapacak, bu küçük çocuklar ne yapacak ilerde, varsa yoksa terfi almaktı senin o zavallı düşüncen, başkalarına terfinle ziyafetler verdirip adından bahsettirmekti değil mi..Ama sana sorsak sen de suçlu değilsin demi? Sen sadece sosyalist enternasyonelin, ‘komünizmin, yüce tanrı Stalin’in yeryüzünde ilerlemesini durdurmak isteyenlere yönelik kendini sürekli bileyen acımasız bir