salih

salih

, bir kitap okudu
6/10
·237 syf.·
5 günde okudu
·
2025 20. kitabı
Mehmet Hasan Bulut
9/10 · 103 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Özetliyorum, beyler. İnsan ne ırkının ne dilinin ne dininin ne nehirlerin akışının ne sıradağların yönünün kölesidir. Sağlıklı bir akla ve sıcak bir kalbe sahip büyük bir insan topluluğu ahlaki bir bilinç yaratır, bu bilince ulus denir. Bu ahlaki bilinç bireyleri topluluk uğruna feragat etmeye zorlayan fedakârlıklarla gücünü ortaya koyduğu sürece meşrudur, var olmaya hakkı vardır. Sınırlar hakkında bir şüpheye düşüldüğünde ilgili halka danışılmalıdır. Onların bu konu hakkında görüş sahibi olma hakları vardır. İşte bu siyasetin üstünlerini, hayatlarını yanılarak geçiren bu yanılgıya düşmezleri, bizim gündelik hayatımıza üstün ilkelerinden acıyarak bakanları gülümsetir. "Halka danışmak mı, pes! Ne saflık! İşte diplomasi ve savaşın yerine çocuksu bir basitliği koy-mak isteyen silik Fransız fikirleri." Bekleyelim, beyler; bu üstünlerin hâkimiyeti geçsin; güçlülerin küçümsemelerine katlanmayı bilelim. Belki, başarısız arayışların ardından bizim makul deneysel çözümlerimize gelirler. Bazen, gelecekte haklı olmanın yolu, demode olmaya katlanmayı bilmektir.
Ulus bir hissiyat, ruhani bir ilkedir. Bu hissiyatı, bu ruhani ilkeyi aslında bir olan iki şey oluşturur. Biri geçmişte, diğeri şimdidedir. Biri ortak zengin bir hatıralar mirasına sahip olmaktır; diğeri şimdiki zamanda ortak karara varma, birlikte yaşama arzusu, bölünme. miş halde aldıkları mirası geliştirmeye devam etme iradesidir. Beyler, insan doğaçlama yapmaz. Ulus, birey gibi, uzun bir gayret, fedakârlık ve özveri geçmişinin sonucudur. En meşru kült ata kültüdür; atalarımız bizi biz yapmıştır. Kahramanlıklarla, büyük adamlarla ve zaferlerle (hakiki zaferlerden bahsediyorum) dolu bir geçmiş, işte ulusal fikrin dayandığı sosyal sermaye bunlardır. Geçmişte ortak zaferlere, şimdi ortak bir iradeye sahip olmak; hep beraber büyük işler yapmak ve daha da yapmak istemek, işte bunlar bir halk olmanın başlıca şartlarıdır. İnsan rıza gösterdiği fedakârlıklar ve çektiği acılar kadar sever. İnsan kendi yaptığı ve miras bıraktığı evi sever. Sparta marşı "Siz neydiyseniz biz oyuz, siz neyseniz biz o olacağız," tüm sadeliğiyle her vatanın kısaltılmış ulusal marşıdır. Geçmişte paylaşılan bir zafer ve acı mirası, gelecekte gerçekleştirilecek ortak bir plan; beraber acı çekmek, sevinmek ve umut etmek, işte ortak gümrüklerden, stratejik fikirlere uygun sınırlardan daha önemli olan bu dur; işte ırk ve dil farkına rağmen herkesin anladığı şey budur. Biraz önce "beraber acı çekmek" dedim; evvel paylaşılan acı sevinçten daha çok birleştirir. Aslında ulusal anılar, yaslar, zaferlerden daha kıymetlidir, çünkü görev yükler ve toplu bir çaba beklerler.
İsviçre'de üç veya dört dil sayılabilir. İnsanda dilden daha üstün bir şey vardır: irade. İsviçre'nin, bölgesel dillerinin farklılığına rağmen birlik olma iradesi, genel-de baskıyla elde edilen benzerlikten daha önemli bir olgudur. Hiçbir zaman zorlama yoluyla dil birliği sağlamaya çalışmaması, Fransa için onur verici bir olaydır. Farklı dillerle aynı duygu ve düşüncelere sahip olunamaz, aynı şeyler sevilemez mi?
Hakikat şudur ki saf ırk yoktur ve politikayı etnografik incelemelere dayandırmak, onu boş hayallere dayandırmak demektir. En asil ülkeler; İngiltere, Fransa, İtalya, kanın en çok karıştığı ülkelerdir. Almanya bu anlamda bir istisna mıdır? Saf Cermen bir ülke midir? Ne hayal ama! Tüm güneyi Galyalıdır. Elbe'den itibaren tüm doğusu Slavdır.