İnsanlar haftada ortalama yirmi saat çalışıyordu; ancak o yirmi saatin de hakkını vermeleri gerekiyordu. Yapılması gereken rutin, mekanik iş pek yoktu. İnsan aklı, birkaç bin transistör, bir miktar fotoelektrik hücresi, bir metreküp de baskı devrenin yapabileceği işler üzerinde harcanmayacak kadar değerliydi.
Korku çok insani bir duygudur. Korkmayan aptaldır zaten. Ben de korkuyorum ama korkak değilim. Cesaret korkuya rağmen bir şeyin üzerine gitmektir. O yüzden cesur olmak zorundayız. -Haluk Bilginer
Daha büyük gelişmeler de yaşanmıştı. Tamamen laik bir çağdı bu. Hükümdarların gelişinden önce var olan inançlardan yalnızca -dinlerin içinde belli de en mütevazısı olan- saf Budizmin bir çeşidi geçerliliğini koruyordu. Mucizelere ve vahiylere dayalı mezhepler alaşağı olmuştu. Bunlar, eğitimin yükselişe geçmesiyle çoktandır kan kaybediyordu ancak hükümdarlar bu konuda tarafsız kalmayı tercih etmişti. Karellen'e sık sık din hakkında görüşleri sorulan da, verdiği tek yanıt, başkalarının özgürlüklerine karışmadığı müddetçe her insanın inancının kendisini bağladığıydı.