14 Ocak 1923... Gün ağarmak üzereydi.
Mustafa Kemal, emir eri Ali Çavuş'u çağırdı.
"Haber var mı?" diye sordu.
Ali Çavuş "maalesef var" diyemedi.
"Şifre geldi ama çözülemedi" filan diye geveledi. O derin mavi bakışlardan bir bulut geçti... "Bir rüya gördüm, yeşil tarlalarda anamla dolaşıyordum, birdenbire fırtına çıktı, anamı yanımdan alıp götürdü, anamın öldüğünü biliyorum" dedi.
Cenazeye katılamadı.
Her zaman olduğu gibi yine Zübeyde'nin yanında bulunan Salih Bozok'a telgraf çekti, kendi adına annesini toprağa vermesini istedi. "Merhumenin münasip bir tarzda merasim-i tedfiniyesini ifa ediniz, cenab-ı hak milletimize hayat ve selamet versin" dedi.
Siyasal gövde yazarın 18. yüzyılda yayınladığı toplum sözleşmesi kitabının bir bölümünü içermektedir. Devlet, hükümet, toplum üzerinden hükümet ve yönetim çeşitlerine ait incelemeler bulunur. Oy kullana herkesin okuması gereken kısa bir kitap. Keyifli okumalar
iyi ile kötü arasında ayrım yapmanın en iyi ve kısa yolu, sizden başkası hükümdar olsaydı ne isteyeceğinizi veya neye karşı çıkacağınızı düşünmektedir.
Devlet'in varlığının dayanağı kendisidir; oysa Hükümet'in varlığının dayanağı yalnızca Egemen Güç'tür. Bu nedenledir ki Hükümdar'ın baskın iradesi ancak genel irade ya da yasadır ve genel irade ya da yasa olmalıdır ve gücü de ancak bunda yoğunlaşan kamusal güçtür. Kendi başına mutlak ve bağımsız bir adım attığı anda bütünün bağları gevşemeye başlar. Sahiden de Prens'in Egemen Güç'ten daha etken bir kişisel iradesi oluşur da elindeki kamusal gücü bu kişisel irade yönünde kullanacak olursa, bir bakıma biri gerçekte diğeri kanuna göre iki egemen ortaya çıkmış demektir; sosyal birlik bir anda yok olacak ve siyasal gövde de çözülecektir.