Puan vermedi·368 syf.··
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitabı okurken ben ne okuyorum böyle dedim. Çünkü ben psikolojik gerilim okumayan/okuyamayan bir okurum. Bu kitapta okuma zevkim mi değişiyor acaba dedim. İki günde bitirdim. Uyku ve evdekileri olmasa başladığım gün bitecek bir kitaptı. Kitap bana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını anımsattı. Onda kütüphanede kitaplar, bunda koridorda kapılar vardı. İkisinin ortak noktası kuantum teorisi ve çoklu evren. Kitabın daha ilk sayfasında altını çizdiğim şu iki cümle var: "Her şeyin değişeceğini, elinizden alınacağını kimse söylemiyor size. Yaklaşırken itiraz etmiyorlar, uçurumun kenarında durduğunuzu bilmiyorsunuz." İşte bence kitabın bel kemiği bu iki cümle. Jason'ın herkesin olduğu gibi çoklu evrende birçok hayatı var. Tercihi kariyerini bırakıp aile olmak. Ama sonra bir insana en büyük kötülüğü yine kendisinin yaptığını görüyoruz. Ardından kaybetmeden önce ne kadar değerli olduğunu bilmediği o hayata dönme çabalarını okuyoruz. Ama böyle benim cümlem gibi kupkuru bir yavanlıkla değil. Olayların içine okuyucu da giriyor. Bazen tüpe girmek için kaçıyoruz, bazen koridorda koşuyoruz, bazen o iğne okuyucunun damarına batıyor, bazen soğuktan donuyoruz, bazen de açlıktan ölmekten korkuyoruz. Okurken bir ara kurşun denk gelmesin diye refleksle kafamı eğdim. Tövbe dedim güldüm sonra kendime. Ben Gece Yarısı Kütüphanesi'ni okuduktan sonra paralel evrendeki diğer hayatlarımı düşünmüştüm. Jason'ın çoklu evrendeki hayatlarını, istediği hayata geri dönüp dönemeyeceğini merak edenler ve bir aile olmanın önemini en derinden hissetmek isteyenler mutlaka okumalı diyorum. Bir de ben bu çoklu evren işinin gerçekten var olduğuna inanıyorum sanki. Siz ne düşünüyorsunuz? Ailem yanımda olduğu sürece her şeye hazırım. Herhalde insan neye sahip değilse onu istiyor. Her an, her nefes
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018438 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:06
𝐊ü𝐥𝐥𝐞𝐫𝐢𝐦𝐝𝐞𝐧 𝐃𝐨ğ𝐚𝐫𝐤𝐞𝐧 | Funda Uçuk Er Bazı kitaplar biter ama etkisi uzun süre sizinle kalır. Küllerimden Doğarken, son sayfasını kapattığımda içimde tam da böyle bir iz bıraktı. Melal, Sadberk ve Asuman… Her biri geçmişlerinden taşıdıkları yüklerle yaşamaya çalışan, kırılmış ama tamamen vazgeçmemiş karakterler. Hayat onları kimi zaman aynı yolda buluştururken kimi zaman farklı yönlere savuruyor. Yaşadıkları olaylar, aldıkları kararlar ve yüzleştikleri gerçekler yalnızca hikâyeyi değil, karakterlerin ruhlarını da şekillendiriyor. Roman boyunca sevginin iyileştirici gücünü, geçmişin insanın peşini bırakmayan gölgelerini ve yeniden başlayabilmenin ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini okuyoruz. Karakterlerin yaşadığı değişim öyle doğal ilerliyor ki bir noktadan sonra onları okuduğunuzu değil, yanlarında yürüdüğünüzü hissediyorsunuz. Bu hikâye bana, bazen en büyük savaşın başkalarıyla değil, insanın kendi içinde verdiği savaş olduğunu hatırlattı. Ve bazen yeniden doğmak; her şey yoluna girdiğinde değil, her şey dağıldığında başlıyor. Kimi insanlar yaralarını saklar, kimi insanlar yaralarıyla yaşamayı öğrenir. Ama en güçlüleri, yaralarından yeniden bir hayat kurabilenlerdir. “Küllerinden doğmak” belki de insanın kendine yeniden inanmayı öğrenmesidir.
Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202626 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·90 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:20
Redditteki bi yazıyı paylaşmak istedim çünkü kitabın sonu ve içeriği hakkındaki alt metni iyi yorumlamış gibi hissediyorum. Ve spoiler içeriyor. Anlatıcı, üniversitedeki erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğradı (son sayfada bahsediliyor), bu da ilk uykusuzluğunun nedeniydi. O zamanlar bunu işleyemediği ve kimse depresyonunu fark etmediği veya umursamadığı için hayatına devam ediyor. Ancak o travmanın bastırılmış anısı, uyanık rüyasında (karanlık adam, onu "uzun, dar, yuvarlak bir şey" ile tuzağa düşürüyor) geri geliyor, muhtemelen 30. doğum günü nedeniyle ve olaydan önceki kaçışına, yani edebiyata gerilemesini tetikliyor. Tezinin, genç kadınların hayatın karanlık gerçeklerini keşfettiği hakkında yazan Katherine Mansfield üzerine olması tesadüf değil. Tolstoy ve Dostoyevski'ye dalmak yardımcı oluyor, ancak başka bir yol da izliyor: "Üç genç adam bir çifte saldırdı. Adamı öldürdüler ve kadına tecavüz ettiler" olayının geçtiği yere gidiyor. Travmasını tekrar yaşıyor, ancak sonunda bir erkek gibi giyiniyor, (bilinçaltında) öldürülecek kişi olmayı umuyor. Yani son sahne, saldırıya uğrama fantezisi, aynı zamanda travması tarafından tuzağa düşürülme ve çıkış yolu bulamama hissini de ifade ediyor: "Asla anahtarı alamayacağım....Tek yapabileceğim ağlamak. Gözyaşları akmaya devam ediyor" (tıpkı uyanık rüyasında sürahiden dökülen su gibi). Neyse, benim düşüncem bu. Ama çok şey oluyor. Cehennem gibi bir hikaye. refernas aldığım kullanıcı: reddit.com/user/Forward-To...
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,732 okunma
Mum yandı da yüzleşme tamamlandı mı?
Puan vermedi·120 syf.·
2026 56. kitabı
Çarpıcı bir yüzleşme hikâyesi. İnsana, insanlığa; dosta, dostluğa; âşığa, aşka dair. Muhteşem. Hacminin az olmasına mukabil nefesimi tutarak okuduğum bölümleri var. Kibri sorgularken tutkuyu bu kadar incelikle anlamaya çalışmak, öldürme arzusunun küçümsemekle bağını kurmak.. Ve daha birçok duygunun başarıyla işlenmiş akıcı anlatımı. "İnsan hayatta her şeye erişebilir, dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir, hayat insana her şeyi verebilir, insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevklerini, eğilimlerini, ritmini değiştiremez; ona yakın, onun için önemli biri olsa da karşısındakini bütünüyle karakterize eden başka türlülüğünü değiştiremez." Yine de öteki'ni ararız. Öteki'ni severiz.
İnsan ve Duygular
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:09
Sarah Pinborough’dan okuduğum üçüncü kitap Uyku Yok oldu. Kurgu konusunda yine beni hayran bıraktı. Gerilimi adım adım yükselten, okuru sürekli diken üstünde tutan bir roman. İlk kitabının filme uyarlanmasının ardından bunun da bir gün beyaz perdeye taşınmasına hiç şaşırmam. Kitabın en güçlü yanı ise ters köşesi. Ancak bu, sırf okuru şaşırtmak için yapılmış yapay bir sürpriz değil. Her ayrıntı büyük bir titizlikle hazırlanmış. Yazar sizi ustalıkla başka ihtimallerin peşinden sürüklerken içinizde hep bir tuhaflık hissi bırakıyor. Bir şeylerin yerli yerine oturmadığını anlıyorsunuz ama gerçeğe ulaşamıyorsunuz. Ancak yazar izin verdiği anda parçalar yavaş yavaş birleşmeye başlıyor. O ana kadar anlam veremediğiniz tek bir ayrıntı bile sonunda yerini buluyor ve “İşte buraya bu yüzden konmuş.” diyorsunuz. Romanın ilk bölümleri, karakterleri ve olay örgüsünü tanımaya çalışırken doğal olarak biraz yavaş ilerliyor. Fakat kurgu rayına oturduğu anda tempo birden yükseliyor. O noktadan sonra herkesten şüphe etmeye başlıyor, sayfaları hızla çeviriyorsunuz. Çeviri ise kötü değil ama daha özenli olsaydı kitabın etkisini daha da artırabilirdi. Yine de bu durum okuma keyfimi gölgelemedi. Sarah Pinborough’un önceki kitaplarını sevmiştim; Uyku Yok da bu çizgiyi bozmadı. Güçlü kurgusu, ustaca hazırlanmış ters köşesi ve yüksek gerilimiyle türü sevenlerin rahatlıkla okuyabileceği başarılı bir roman.
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202684 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:13
İlk kez bir Tarık Tufan kitabı okudum. Bayıldım resmen elimden bırakamadım.Sadece çay, kahve almak ve uyku molası verdim.Çalışırken bile aklım kitaptaydı hikayeyi merak ettim sürekli.Okuyun okutturun.Kalemine sağlık Tarık Tufan.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma