Kitabı okurken İvan İlyiç ile beraber kendi hayatımı da baştan aşağı sorguladım. Bunca emek ne içindi? Emek verdiğim şeylerin sonuçlarını görmeye ömrüm yetecek miydi? Tam da tüm zorluklar geçti artık rahatım derken mutluluktan yüzüm gülmek üzereyken aniden bi ağrı beni de yakalayamaz mıydı? Bu konularda gerçekten çok bulanık kafam.
Kitabı ölmeden önce mutlaka okumanız gerekenler listesine gönül rahatlığı ile ekleyebilirsiniz. Hatta şöyle diyeyim, ölüm döşeğinde okunacak en ideal kitap..
Rus edebiyatı okumak bizim gibi bir ülkede bu şartlarda yaşarken gerçekten muazzam bir zevk.
Geleceğimizin teknolojideki gelişmeler sayesinde nasıl şekilleneceğini konu edinen derginin bu sayısının ana sorusu kapakta da yazdığı gibi :
Sosyalist Ütopya mı? Kapitalist Distopya mı?
Derginin ilk yarısı güzel olsa da okurken baya sıkıldım fakat ikinci yarısı gerçekten mükemmeldi. Özelikle Biyoteknoloji distopyası ve Rifkinlerin tuzağı, Endüstri 5.0 : Üretimde yeni devrim, Teknoloji insanlığın geleceğini kurtarabilir mi, Uzay teknolojilerinin kısa bir tarihçesi ve insan hayatı ile uygarlık üzerine etkileri, Yapay organlar ve dokular bölümleri dikkatle okunmalı.
Derginin bu sayısının Yapay Zekânın hayatımızdaki yerini, nerden geldiğini, nereye gidebileceğini tam olarak algılayabilmek adına okunması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca derginin bu sayısının editör yazısını bizzat ChatGPT yazmış.
Dergiyi incelemek için uzun bir kaç satır yazayım desem benimde başlı başına bir dergi yazmam gerek sanırım. Çünkü içerik açısından çok zengin ve bu içerik zenginliği hayal gücünüzü etkinleştirip geleceğe dair kafanızda yepyeni soru işaretleri ve cevaplar oluşturuyor.
Öncelikle kitabın ilk sayfalarında çevirmeni İlknur Özdemir'in muhteşem bir sunuşu var. Çevirmenin burada belirttiği gibi yazarın bu kitabı kısa ama son derece yoğun bir roman. Romanın fonunda zor günlerde yaşanan bir aşk hikayesi olmasına rağmen ana temasında Enver Sedat dönemindeki Mısır'ın toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu üzerine yazarın gözünden sıkı bir eleştiri bulunuyor.
Kitabı okurken çoğu nokta maalesef güzelim ülkemizin ekonomisinin de o günlerdeki Mısır'a yakın olduğunu hissetmekten kendimi alamadım. Şuan Elvan ve Randa'nın durumunda olan binlerce Türk genci olduğundan eminim. Aslında ülkemizde evlilik yaşının giderek artmasında ekonominin çok büyük bir etkisi var. Tabi sosyal medya aracılığıyla her şeyin en iyisi herkeste olmalı diye bir algıda yaratılıyor.
Neyse son olarak bu kitap neden bu kadar az okunmuş anlam veremedim. Okuyun okutturun.
Kitap açıkçası beni pek içine çekemedi. Kafamın biraz dalgın olmasından da kaynaklı olabilir. Çünkü yazarın daha önce okuduğum oyunlarını genelde beğeniyordum.
Kitabın yarısında 'Nobel Edebiyat Ödülü Kabul Konuşması' olarak yazarın içeriği bulunuyor. Sonrasında oyun başlıyor. Oyun dediğim gibi pek içimi açmış olmamakla beraber bu konuşma okunmayı hak ediyor.