Gölge Ritüeli.
Hitler’in ari ırkı yaratma çabalarına, bir tek masonlarin sonsuz yaşam iksiri bulaştırılmamıştı. Damdaki leylek misali. Uzaylı filmlerinden, Kaptan Amerika’ya kadar beslemedik senaryo bırakmadın be Adolf...
Aynı sorunsal...
Birçok yazarda var olan, gizemli çözülmemiş kadim olguların, öykülemeye yancı motif olarak yedirilmesi hastalığı bu kitapta da zuhur etmiş.
Neyse, aldık değneği elimize.
Birbirinden bağımsız 4 kitaptan oluşan serinin ilki Gölge Ritüeli. Serideki tek ortak nokta, baş karakter. Her bölümü ayrı maceradan oluşan dizi misali.
Yazar, bu kitapta Masonluğun gizemini, tuzun yemekteki kusuru örtmekteki mahareti niyetine bol bol kullanmış, aslında boca etmiş te denilebilir.
Başta belirtmekte fayda var, masonluk ve ritüellerini açığa çıkarmakla kalmayıp Mısır Piramitleri’nin kim tarafından inşa edildiğine dair tüm spekülasyonları ortadan kaldıran ispatlarla dolu bir kitap hayal ediyorsanız, hayal kırıklığı yaşamanız olası.
Bildiğiniz polisiye...
Giriş, öyküleme ve sonuç ilişkisinde kopukluklar var hissiyatı verse de esaslı bir bütünlük mevcut. Yazmayı bilen ellerden çıktığını hemen anlıyorsunuz.
İlk üç bölüm II. Dünya Savaşından bir enstantane ile girizgaha endam eyliyor. Bu bölümlerin hikayedeki örgüsel görevi son sayfalara kadar gizemini koruyor.
1945’li yıllardan günümüze kadar devam eden kadim bir arayış, ritüelistik şekilde öldürülen insanlar ve kaotik olaylar silsilesi.
İndiana Jones tadında, Da Vinci Şifresi kıvamında bir kitap. Tom Hanks niyetine baş karakter, Komser Antoine Marcas. Ahanda dediydi dersiniz. :))
Anlatım, örüntü ve betimleme olarak kusursuz sayılabilecek kalitede olmasına rağmen, gereksiz bir 150 sayfası var helalinden.
Neticede, kriminal meraklıları için, kaliteli, sağlam örüntü içeren, ortalama akıcılığı olan bir