uzra

Reklam
Puan vermedi·504 syf.·
2022 15. kitabı
Gölge Ritüeli. Hitler’in ari ırkı yaratma çabalarına, bir tek masonlarin sonsuz yaşam iksiri bulaştırılmamıştı. Damdaki leylek misali. Uzaylı filmlerinden, Kaptan Amerika’ya kadar beslemedik senaryo bırakmadın be Adolf... Aynı sorunsal... Birçok yazarda var olan, gizemli çözülmemiş kadim olguların, öykülemeye yancı motif olarak yedirilmesi hastalığı bu kitapta da zuhur etmiş. Neyse, aldık değneği elimize. Birbirinden bağımsız 4 kitaptan oluşan serinin ilki Gölge Ritüeli. Serideki tek ortak nokta, baş karakter. Her bölümü ayrı maceradan oluşan dizi misali. Yazar, bu kitapta Masonluğun gizemini, tuzun yemekteki kusuru örtmekteki mahareti niyetine bol bol kullanmış, aslında boca etmiş te denilebilir. Başta belirtmekte fayda var, masonluk ve ritüellerini açığa çıkarmakla kalmayıp Mısır Piramitleri’nin kim tarafından inşa edildiğine dair tüm spekülasyonları ortadan kaldıran ispatlarla dolu bir kitap hayal ediyorsanız, hayal kırıklığı yaşamanız olası. Bildiğiniz polisiye... Giriş, öyküleme ve sonuç ilişkisinde kopukluklar var hissiyatı verse de esaslı bir bütünlük mevcut. Yazmayı bilen ellerden çıktığını hemen anlıyorsunuz. İlk üç bölüm II. Dünya Savaşından bir enstantane ile girizgaha endam eyliyor. Bu bölümlerin hikayedeki örgüsel görevi son sayfalara kadar gizemini koruyor. 1945’li yıllardan günümüze kadar devam eden kadim bir arayış, ritüelistik şekilde öldürülen insanlar ve kaotik olaylar silsilesi. İndiana Jones tadında, Da Vinci Şifresi kıvamında bir kitap. Tom Hanks niyetine baş karakter, Komser Antoine Marcas. Ahanda dediydi dersiniz. :)) Anlatım, örüntü ve betimleme olarak kusursuz sayılabilecek kalitede olmasına rağmen, gereksiz bir 150 sayfası var helalinden. Neticede, kriminal meraklıları için, kaliteli, sağlam örüntü içeren, ortalama akıcılığı olan bir
Gölge RitüeliEric Giacometti · Pegasus Yayınları · 2010119 okunma
9/10
·368 syf.·
2022 14. kitabı
Spinoza’nın Tao’su Esere yönelik fikrimi beyan etmeden evvel, takdir ve hayretle müşahade ettiğim bir husus hakkında üç beş kelam edeceğim. Aslında bir zamandır mana getiremediğim, neden-sonuç ilişkisi kuramadığım bu husus hakkında fikirlerinizi de merak etmiyor değilim. Efendim meselenin özü şu! Bir toplumun azınlık halinde bulunmasının, aykırılık ve muhalefet iç güdüsü ile umumi kanaldan ayrılmasının en büyük nedeni olduğunu tüm sosyal bilimciler dillendirir. Varoluştan bu yana ötelenen, toplum dışına atılan, Mısır’dan Endülüs’e kadar yüzyıllarca barınacak yer bulamayan, tarihi kitlesel sürgünler ile dolu bir kavim. Yahudi toplumuna has ilim aşkının bu çerçevede değerlendirmesi, buna mukabil bilimsel ilerlemenin her safhasını vezir parmağı kıvamında düllüklemesi gayet makul. Lakin felsefe öyle birşey değil ki!!! İnsanın felsefe yapabilmesi, önerme yumurtlaması, amiyane tabiriyle rahat bir m...at ister! Sırf bu yüzden miskin Roma’lıların peynir ile şarabı akdeniz sahillerinde rüzgara karşı üpletirken “ben neyim, nerden geldim, varmıyım, yokmuyum” türünden gereksiz soru cümlelerini kendi kendilerine sorması ile başlamamışmıdır felsefe? Nasıl oluyorda her gün can korkusuyla yaşayan bir ümmetten bu denli “boş beleş” sorulara cevap arayan onlarca eksik akıllı çıkıyor? Anlayabilmiş değilim. Üzerinde düşünmek gerek zannımca. Her neyse. Kitaba gelecek olursak! ÖN NOT: Elinizin altında ‘ETHİCA” olmadan bu kitaba başlamak, dolapta kabartma tozu var mı yok mu kontrol etmeden kek çırpmaya benzer. Bildiğiniz üzere felsefi düşüncenin varoluş ayağını “tanrı/toz=doğa” denkleminde yorumlayan bir deha Spinoza. Evet, bana göre Spinoza için deha sıfatı hafif bile kalabilir. Ustalık döneminin baş eseri olarak değerlendirdiğim “Ethica” okunması zor, saç baş yolduran, tırnak yedirten
Spinoza'nın Tao'suMoris Fransez · Kabalcı Yayınevi · 201294 okunma
8/10
·368 syf.·
2022 12. kitabı
Kadim bir okur sözünün dediği gibi..... Denizden babam çıksa yerim, Coben peçeteye karalasa okurum...:)) Nitekim kurgu ve olay örgüsü ile beni yine yanıltmadı. Bir solukta son sayfaya geldiğimi anlamadım bile. Kahramanımız Mickey, çocuk denecek yaşta babasını trafik kazasında kaybediyor. Bu kaybın ruhunda derin yaralar açması yetmezmiş gibi, hayatta değer verdiği diğer bir insan olan kız arkadaşı Ashley'in aniden ortan kaybolması cabası. Habersiz ve nedensiz bir şekilde sırra kadem basan Ashley’in akibetini araştımak üzere girdiği yolda kendisine 3 arkadaşı yardımcı olmaya çalışıyor. Arkadaşı Rachel vuruluyor ve annesi öldürülüyor Hikayede burada dallanıp budaklanmaya, olaylar arasındaki örgü/nedencilik ilişkisi gizemli hal almaya başlıyor ve kitap elinize tutkalla yapıştırılmış bir hale geliyor. Bildiğini düşündüğün her şeyin yanlış, tanıdığın kişilerin aslında başka insanlar olduğunu öğrendiğinde tam bir hayal kırıklığı yaşanması gayet olası. Baba olarak bildiğin insanın dahi, hayattaki ayrı bir yalan kümesinin baş kahramanı olduğunu anlamak... İşte bu hayal kırıklığından da öte. Bilmemenin dayanılmaz hafifliğini yaşamak yerine gerçeği öğrenmek uğruna ölümün kıyısına kadar yaklaşmanın dayanılmaz ağırlığı. Son sayfada gerisini inek mi yedi??? Dedirten seri ortası bu kitabı tavsiye etmekle birlikte, bu serinin ilki “SIĞINAK” ın önceden okunması gerektiğini belirtmekte fayda var. Dip not: Serinin son kitabı “FAUND” bildiğim kadarıyla henüz türkçeye çevrilmedi Okunur mu? Okumada yanında yat tadında okunur.
Saniyeler KalaHarlan Coben · Martı Yayınları · 2020526 okunma