uzra

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1/10
·124 syf.·
2022 18. kitabı
Doppler... Son satırı okur okumaz hemen yorumlamak isteğiyle yanıp tutuştum!!! Şaka, şaka... Sinirim yatışsın diye bir kaç gün bekledim aslında. Allahtan 116 sayfalık bir kitap, zira her bir yaprağı bildiğin ağaç israfı. Kahramanımız koca büllüklü Doppler; toplum yaşamından ve sosyal şartlanmışlıklardan sıkıldığını anlamak için bisikletten düşmek zorunda kalan bir arkadaşımız. Düşünce de “dank” ediyor haliyle. Şehrin karmaşasından uzaklaşmak için ailesini terk ediyor, işini bırakıyor --evine yürüme mesafesindeki!!!-- Ormana çadır kuruyor. Avladığı geyiğin eti sayesinde avcı toplayıcı insanlar gibi takas yöntemiyle diğer ihtiyaçlarını karşılıyor. Yok yahu, kendisi gibi yaşayan diğer avcı toplayıcılar ile değil, süpermarket ile takasa giriyor. Alt metin olarak mükemmel sayılabilecek bir kurguyu, bu denli katlederek boş-beleş bir hikayeye dönüştürme yeteneği her yazara nasip olmaz. Hikaye diyorum çünkü, kitap kapağındaki “roman” ibaresi ile uzaktan yakından alakası yok. 1’inci tekil şahıs kalemiyle, geniş zaman kipinin yan yana gelmesindeki iğrençlik yetmiyormuş gibi, yabancı dil eğitimi için 1’inci kur kitabı niteliğindeki anlatımı ile dişleri gıcırdatan tarza sahip bu kitabın “Avrupa Genç Okurlar” ödülüne layık görülmesini bir nebze anlayabilirim. Zira Cinali tadında bir karalamanın, ergen bir bebe tarafında beğenilmesi gayet olası. Lakin, Aschehoug Edebiyat ödülüne de layık görülmesi.??? Ödülü verene kürekle dalmak gibi hunharca bir arzu peydah oldu içimde. Uzunun kısası, Hiçbir derinliği olmayan, topal bir kurguya sahip, öyküleme ve betimlemesi vasat, ilkokul seviyesinde okuma egzersizi için başarılı sayılabilecek “eser” tanımını kullanmaktan itina ile kaçınılması gereken bir kitap. Okunur mu? Aslında 12 yaş altı için okunabilecekmiş gibi görünse de, Doppler’in
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,7bin okunma
10/10
·400 syf.·
2022 17. kitabı
Kahvehanede taş dizerken boş durmasın çenen, az buçukta gıybet yap..Yahu tolum yararına be kardeşim, aklına fesat getirme!!! Bıyıklıları, papyonluları, kare ceket giyenleri sevmem. Bide İngilizce’yi her aksan konuşabilen Türkleri.. Ama, @emrahsafagurkan 'ı severim papyonuna da , bıyığına da bayılırım. Bununla birlikte, sadece U. A. İ ve siyaset bilimine yönelik analizleri için değil, yakın ve kadim geçmişi sosyolojik ve felsefi tabanlı olarak betimlemesindeki eşsiz derinliğinden dolayı ayrı bir hayranlık duyarım. Ezbere Yaşayanlar... Ekranlarda da sık sık gördüğümüz Emrah Safa Gürkan’ın kendine has anlatım tarzı ve “Argonomik” (Bu kelimeyi ben yumurtladım ) betimlemeleri eserde de kendini hissettiriyor. Başlarda, CANİKLİGİL için biraz üzülmedim değil. Nede olsa dengesiz sorular ile anlatım bütünlüğünü bozabilecek zıpçıktılık yapamayacağı; kontrol dışı bir eser var elimde. Ayrıca, ALTAYLI’nın “Hocam yavaş... Hocam yavaş...” diye ikide bir ziplenmiş cümleleri çözümleme çabasına girmesine gerek kalmayan, tane tane okunabilen, geriye sarması mümkün bir kaynak. “Olmaz böyle saçma tarih” tarzında Flu TV kıvamında, bir çok bölümü tek çatı altında toparlamış eşsiz kıymetteki bu eserin, her bölümü veya paragrafının değil; her cümlesinin dolu dolu olması şaşırtıcı gelmedi bana. Bireyden toplumsala nihayetlenen edilgenliklerin, kaynak/sebeplerini bilimsel araştırmalardan elde edilen neticeler ışığında değerlendiren ve tümevarımları esaslı kaynaklara dayandıran, hakikaten ezber bozan bir kitap. Hileli sayılabilecek eğitim sisteminden, toplum varlığının çimentosu olan dedikodu müessesesine; kadının ataerkil toplumdaki yerinden, kişisel gelişim için neyi nasıl okumamız gerektiğine kadar sayısız çıkarımla dolu bu kitabı okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bir okuyucu olarak
Ezbere Yaşayanlar - Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın KökenleriEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20222,519 okunma
Puan vermedi·504 syf.·
2022 15. kitabı
Gölge Ritüeli. Hitler’in ari ırkı yaratma çabalarına, bir tek masonlarin sonsuz yaşam iksiri bulaştırılmamıştı. Damdaki leylek misali. Uzaylı filmlerinden, Kaptan Amerika’ya kadar beslemedik senaryo bırakmadın be Adolf... Aynı sorunsal... Birçok yazarda var olan, gizemli çözülmemiş kadim olguların, öykülemeye yancı motif olarak yedirilmesi hastalığı bu kitapta da zuhur etmiş. Neyse, aldık değneği elimize. Birbirinden bağımsız 4 kitaptan oluşan serinin ilki Gölge Ritüeli. Serideki tek ortak nokta, baş karakter. Her bölümü ayrı maceradan oluşan dizi misali. Yazar, bu kitapta Masonluğun gizemini, tuzun yemekteki kusuru örtmekteki mahareti niyetine bol bol kullanmış, aslında boca etmiş te denilebilir. Başta belirtmekte fayda var, masonluk ve ritüellerini açığa çıkarmakla kalmayıp Mısır Piramitleri’nin kim tarafından inşa edildiğine dair tüm spekülasyonları ortadan kaldıran ispatlarla dolu bir kitap hayal ediyorsanız, hayal kırıklığı yaşamanız olası. Bildiğiniz polisiye... Giriş, öyküleme ve sonuç ilişkisinde kopukluklar var hissiyatı verse de esaslı bir bütünlük mevcut. Yazmayı bilen ellerden çıktığını hemen anlıyorsunuz. İlk üç bölüm II. Dünya Savaşından bir enstantane ile girizgaha endam eyliyor. Bu bölümlerin hikayedeki örgüsel görevi son sayfalara kadar gizemini koruyor. 1945’li yıllardan günümüze kadar devam eden kadim bir arayış, ritüelistik şekilde öldürülen insanlar ve kaotik olaylar silsilesi. İndiana Jones tadında, Da Vinci Şifresi kıvamında bir kitap. Tom Hanks niyetine baş karakter, Komser Antoine Marcas. Ahanda dediydi dersiniz. :)) Anlatım, örüntü ve betimleme olarak kusursuz sayılabilecek kalitede olmasına rağmen, gereksiz bir 150 sayfası var helalinden. Neticede, kriminal meraklıları için, kaliteli, sağlam örüntü içeren, ortalama akıcılığı olan bir
Gölge RitüeliEric Giacometti · Pegasus Yayınları · 2010119 okunma