uzra

Reklam
10/10
·520 syf.·
2022 9. kitabı
Baştan belirteyim; İnanılmaz bir eser... Baş karakterin akıbeti ile yazarın gerçek hayattaki akıbeti çok farklı olmasına rağmen, hissiyat ve düşünce yapısının ilmek ilmek işlenmiş olması, yazarın bu hayali karaktere iç dünyasından ve kimliğinden de bir şeyler kattığı hissi veriyor okuyucuya. Bu sebepten ötürü, kimilerine göre otobiyografik, kimilerine göre ise yarı otobiyografik olarak nitelendirilen kitabın baş karakteri Jack London. Onu, insan tabiatındaki sonsuz arayış ve sorgulama dürtüsünün en bariz karakteri olarak tanımlayabilirsiniz. Ama hırs ve doyumsuzluk örneği gösteren yapıya sahip biriymiş gibi algılanabilse de; sadece neye ihtiyacı olduğunu bilmeyen ve arayışını, ihtiyaçlarını karşılamak üzerine kurmaktan ziyade ne aradığını ve ne istediğini anlamaya çalışan takıntılı bir müptezel. Açık konuşmak gerekirse her okuyucu gibi ben de kitabı bitirdikten sonra Jack London ve Martin Eden arasındaki olası bağı yakalayabilmek için biraz araştırma yaptım. Her iki karakterinde aynı kişi olduğu yönünde öne sürülen tezlerin temel dayanağı, Martin Eden’in akıbetinin yazar tarafından çok canlı bir şekilde aktarılması ile beraber karakter yapısına ilişkin sınır ve hatların inanılmaz keskin işlenmesi. Yani anlayacağınız hiç kimse başka birini bu kadar iyi tanımlayamaz gibi düşündürüyor insana. Lakin pek çok kitapta da zaten bu tür bir özdeşleşme ile karşılaşmak pek mümkün. Yani bir yazar kendi karakterine uymayan davranış ve düşünce kalıbını pekala bir roman kahramanına yamayabiliyor. Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi, hayali karakter de yazarın yaşam akıbeti çok farklı. Tam da bu noktada, yazarın gerçek hayatta yapmak istediği fakat cesaret edemediği şeyleri ilave olarak Martin Eden’e işlediği de varsayılabilir. Neticede, her okuyucunun kendi çıkarımı ve yorumuna
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
"Uçsuz bucaksız sorunlarla, hayallerle ve kahramanca mücadelelerle dolu böylesine tuhaf ve harika bir hayat varken bu hikayelerde hayata dair sadece beylik laflar yer alıyordu."
 “Tecrübemiz çoğu zamanlarda göstermektedir ki, insanların en az söz geçirebildikleri şey, kendi dilleridir.” Baruch Spinoza
 “Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmektir.”