"Halk ölüyor, kendi ölümüne alışmış. Çocukların ölümü, kadınların güçlerinin üstünde çalışmaları, herkes için, özellikle de yaşlılar için açlık gibi ölümle sonuçlanacak yaşam biçimleri olmuş halk arasında. Ve halk bu duruma öyle yavaş yavaş gelmiş ki, durumun korkunçluğunu kendisi de görmüyor ve bundan yakınmıyor. Bu yüzden biz de bu durumu doğal sayıyoruz, böyle olması gerektiğini düşünüyoruz."
İnsanlar ırmaklar gibidir: Hepsinde su aynı sudur, her yerde birbirinin aynıdır, ama bir ırmak dar, hızlı, geniş, sakin, temiz, soğuk, bulanık, ılık olabilir. İnsanlar da böyledir.
Eğer bu inanç olmasaydı bütün güçlerini şu anda son derece büyük bir gönül rahatlığıyla yaptıkları gibi insanlara eziyet etmek için kullanmaları zor olmakla kalmaz, olanaksız olurdu.
Hapishane müdürü ve gardiyanlar da bu dinin dogmalarının neler olduğunu ve kilisede yapılan şeylerin ne anlama geldiğini hiç bilmedikleri ve anlamaya çalışmadıkları halde, en yüksek yöneticiler ve çar da inandığına göre bu dine inanmanın mutlaka gerekli olduğuna inanıyorlardı. Ayrıca belli belirsiz de olsa bu inancın onların acımasız görevini haklı gösterdiğini duyumsuyorlardı.