uzra

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·120 syf.·
2023 7. kitabı
Buram buram Uzak Avrupa ve Alman seviciliği, Rus ve Doğu tiksintisi kokan tarih anlayışı ekseninde, ütopik fikriyatın ve tiranlık olgusunun toplumsal şekillenmedeki önemi. Hafif anarşist gelse de; tarihsel olaylara ve mitsel olguların ütopyasına bakış açısını çok beğendim. İster güçsüzlük, ister fırsat noksanlığı veya tribal bir cömertlik safsatasıyla düşman manevralarına cevap vermeyen kişiler, bağışlamış olmanın onursuzluğunu yaşamaya mecburdurlar. Birçoğumuzun “değer”olarak nitelendirdiği ve insan olmanın fazileti olarak gördüğü, toplumsal ve bireysel ilişki oluşturmadaki temel doğrular, aslında, yavşaklık, korkaklık ve sinmişliğin zımmi kabulüdür. Bu kabul, yenilmişliğin, hoşgörü adı altında sahte bir mutluluğa büründürülmesidir. Bu şartlandırılmış değerler, kadim bir tarihe sahip olan Tiranlık belasının dayatmasından ibarettir ve okudukça bu ispata yenik düşmek sizde hayal kırıklığı yaratabilir. ... Ağır bir kitap... Her satırında anama sövüyor gibi hissettirdiği halde; tuzlu çekirdeği dudaklarım gabarana kadar yediğimden misal, bir türlü bırakamadım elimden. Yediğim küfürün haddi hesabı yok. Erik çalmış bebe tribine girdim. Şükür bitti de kurtuldum. Affetmenin ve hoşgörünün elle tutulamaz homojen yavşaklığına, benim gibi safi bir kin ile yaklaşan yazarın, hemcinsine bu denli sadistçe bir yaklaşım sergilemesinin sağlıklı bir düşünce yapısının eseri olamayacağını düşünebilirsiniz. Lakin, E M Cioran’ın bu temel üzerine inşaa ettiği bir çok savına da şapka çıkartmak zorunda kalacaksınız. Okumaya başladığınızda, her satırının özenle ve bilgelikle kaleme alınmış olduğunu müşahede edeceğinize kâniyim. Okunur mu? Kesinlikle, Acele etmeden sindire sindire...
Tarih ve ÜtopyaEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 2020796 okunma
9/10
·496 syf.·
2023 4. kitabı
Herkesin sahip olmakla övündüğü insan özgürlüğü, bağımsız karar verme yetisi ve irade safsatası. Bu sahte özgürlük hissi, isteklerin bilincinde olmakla birlikte nedenlerinden habersiz olma yanılgısından kaynaklanıyor. O halde, bu yanılgıdan bihaber ademsoyunun, kendini fezanın efendisi olarak nitelendirmesinden daha doğal ne olabilir? ... Fikir üretmeyi ve üretileni alenen ifade edebilme özgürlüğünü henüz sindirememiş, koloni oluşturma ve sülük misali doğu toplumlarını iliğine kadar emcükleme çılgınlığının had safhaya ulaştığı 17’nci yüzyıl Avrupa’sında dünyaya gelen (Hollanda) ve hayatta iken değeri anlaşılmamış olsa da 20 yüzyıl realizm patlamasıyla tarihteki değerli konumuna kavuşan Spinoza’nın hayatına ilişkin bildiklerinizi unutun. Yahu bu adam; afaroz edildi de dağ başındaki münzevi kulübesinde, ekmaa muhtaç bir vaziyette mercek daşlarkene ciğerine gaçıgaçıveren cam zerrelerinden siroz, ayyy pardon verem olup öldüydü haniiii??? Uydurulmuş ve çarpıtılmış bir ton hikaye... Oysaki; Hollanda’da doğdu, bir müddet ticaret ile uğraştı, eşi dostu, azımsanmayacak sayıda “tayfası” ile mutlu mesut yaşadı ve öldü. Sadece yaşarken kıymeti bilinmedi hepsi bu. Spinoza’nın kimsesizler kulübünün bir ferdi olmadığının ispatı için tüm tarihi verileri ve belgeleri 5 yıl boyunca didik didik kurcalayıp hallaç pamuğuna çeviren yazar, bilinenin aksini ispat etmenin özgüveni ile kitaba ismi yapıştırıyor... Spinoza’nın “Tayfası”... Maxime Rovere’nin emeğinden aldığı özgüven o kadar fazla olmuş ki, gerçek tarihi olaylara-okuyucunun sıkılmasını önlemek amacıyla-hayali diyaloglar eklemekten bile çekinmemiş. “Hangi ciddi tarihçi diyalog uydurur ki?” İtiraf edeyim yaprak sarmasındaki kuş üzümü gibi, tat veriyor Sonuç olarak, tamamı tarihsel kaynaklı belge ve arşivlerin irdelenmesi
Spinoza TayfasıMaxime Rovere · Kolektif · 202028 okunma
7/10
·479 syf.·
2023 5. kitabı
Al yanaklı Çiçikof... Çapsız sünepe.!!! Gogol'un “Sevgili Rusya’sı”nın geleceğine umutla bakabilmesini engelleyen ölü taciri şişko herif. Cana gelince söz dinlemeyen haşarı pinokyo gibi yazarın kontrolünden çıkıp bağımsızlığını ilan eden madrabaz. Gogol’un Rus edebiyatındaki realizm akımına öncülük etmesine vesile olsa da; yönetimin ve “vatansever” soyluların şimşeklerine hedef olmasına ve zaten manik depresif olan yazarın hepten aklını yitirmesine neden olan karakter... ... Yarattığı Sülün Osman ile 19.yy. Rus bürokrasisindeki kokuşmuşluğu, soylular ve halk arasındaki adaletsizliği ve kast sistemini mennipos yergisi ile romanlaştıran yazar, ilk cildin yayımlanması ile birlikte, Rusya’nın şöhretine leke sürdüğü gerekçesiyle Orhan Pamuk misali Erk’in dekmesi ile tanışır. Ömrünün kalanını, başına bela olan bu karakteri, adam etmeye çalışmakla geçirir. Bu arada bürokrasideki kokuşmuşluğu, adil ve hakkaniyetli yöneticilerin ellerine teslim etmekten ve bunu 2’nci cilde işlemekten de geri durmaz. Sistemle barışma ve vatana olan vefa borcunu ödeme çabası ile yaklaşık 10 yıl boyunca 2’nci cildi tamamlamaya gayret eder. Lakin, 1’inci ciltteki realite tabanlı anlatımından ödün vermek te biraz zor olur. Bu ikilem ile boğuşur durur. Kahramanımızın, patlayan mısır misalı sağa sola kontrolsüzce zıplamasından iyice yılar, iflah edemeyeceği kanaatine varır, çabasından vazgeçer ve onu ateşte yakarak kökten kurtulur. Kendi hayatına mâlolan Çiçikof’u öldürür. Oğlunun canına kıyan baba misali bu vebalin altında ezilir de ezilir. Kısa bir süre sonra kendisi de ölür. Hikaye yarım kalır. Belirtmekte fayda var; Kitabın 2’nci cildi, ateşe atılan nüshaların, Rus editörler tarafından bütünlenmesinden ibarettir. Rus edebiyatına hep hayran olmuşumdur. Tamama ermemiş bir eser olsa da,
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma