dinginsavaşçı, bir alıntı ekledi.
37 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

        "Gençlik ömrün bir parçası değildir. O, bir akıl, algı durumu,  bir irade derecesi, bir hayal gücü yeteneği, heyecanların kuvvet ve dinçliğin; cesaretin korkaklığa, macera isteğinin rahat ve sakin yaşama sevdasına üstünlüğüdür.

        Hiç kimse yalnız birkaç yıl fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları yaşlandıran, ideallerinin gömülmesidir. Yıllar cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların feda edilmesi, ruhu buruşturur. Üzüntü, kuşku, nefse güvensizlik, korku ve yeis; bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu, tekrar gerisin geriye mezara götüren çok uzun yıllardır.

        Hepiniz inancınız kadar genç, kuşkunuz kadar yaşlı, kendinize olan güveniniz kadar genç,, korkunuz kadar yaşlı, ümidiniz kadar genç, yeisiniz kadar yaşlısınız.

Kalbiniz dünyadan, insanlardan ve sonsuzluktan güzellik, sevinç, cesaret, büyüklük ve güçlülük haberi aldığı sürece gençsiniz. Bütün bu hatlar yıkılmış ve yüreğinizin tam ortası kötümserlik karları ve tutuculuk buzları ile örtülmüşse, o zaman artık kesinlikle ihtiyarlamışsınızdır."

Samuel Ullman

İnsan Mühendisliği, Nüvit Osmayİnsan Mühendisliği, Nüvit Osmay
Arzu Beyaz, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

" Ancak çok güçlü sevebilen insanlar, çok güçlü üzüntüler de yaşayabilirler...
Üzüntü hiçbir zaman insanı öldürmez."

Çocukluk, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 148 - İş Bankası Kültür Yayınları)Çocukluk, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 148 - İş Bankası Kültür Yayınları)

GÜÇLÜYÜM!
çünkü zayıf noktamı biliyorum

GÜZELİM!
çünkü kusurlarımın farkındayım

BİLGEYİM!
çünkü hatalarımdan çok şey öğrendim

AŞIĞIM!
çünkü nefreti hissettim

GÜLEBİLİYORUM!
çünkü üzüntü nedir iyi biliyorum.

Mehmet Şahin ÇİL, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Ünlü İslam filozofu Kindî’ye göre üzüntü sevilenlerin kaybından ve isteklerin gerçekleşmemesinden kaynaklanan psikolojik bir rahatsızlıktır. Oysaki filozofumuza göre hiç kimsenin bütün isteklerini elde etmesi mümkün olmadığı gibi sevdiği her şeyi sonuna kadar elde tutması da mümkün değildir. Bunun nedeni içinde bulunduğumuz oluş ve bozuluş dünyasında değişmezlik ve sürekliliğin olmamasıdır. Oysa akıl ve gönül alemine ait olan şeyler için değişmezlik ve süreklilik söz konusu edilebilir.

İnsanlar Uyurlar, Ölünce Uyanırlar, Emre Dorman (Sayfa 72)İnsanlar Uyurlar, Ölünce Uyanırlar, Emre Dorman (Sayfa 72)
MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Aşk acısı mırıldanır; bilgi acısı konuşur; arzuların acısı fısıldar; fakirlik acısı yalvarır. Ancak ortada aşktan daha derin, bilgilerden daha şerefli, arzulardan daha güçlü ve fakirlikten daha acı bir üzüntü daha vardır. Ancak gözleri yıldızlar gibi parlak olan bu acı dilsizdir, hiç sesi çıkmaz.

Aforizmalar, Halil Cibran (Sayfa 79)Aforizmalar, Halil Cibran (Sayfa 79)
Murat Koyutürk, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Ama üzüntü demek;
gece gündüz,uykuda olsun,uyanık olsun,vücuduna saplanmış bir oku taşımak demek.
çekilir şey değil bu.

Milena'ya Mektuplar, Franz KafkaMilena'ya Mektuplar, Franz Kafka
KİTAPBUCH, Şeker Portakalı'ı inceledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · 6/10 puan

Kitabın Yorumu
Brezilyalı yazar Jose Marue De VASCONSELOS’in “Şeker Portakalı” kitabı, dünyada ve ülkemizde çok okunan bir kitaptır.
Kitap; sıcacık öyküsüyle, akıcı ve etkili anlatımıyla okuru hem sarsıyor, hem de kendine bağlıyor. Anlatımın içtenliği, duyguların işlenişi ve başarılı kurgu; okurda, kitabı bir çırpıda bitirme isteği doğuruyor, tıpkı sürükleyici bir film izler gibi.
Kitap; esas olarak acı, dayak, kırgınlık ve yoksulluk gibi olumsuz temaları işlese de, anlatımdaki ferahlık ve genişlik okuru karamsarlığa itmiyor ve onu sıkmıyor. Çünkü kitaptaki; arkadaşlık, vefa, mutluluk gibi olumlu duygular daha da güçlü anlatılmış (Belki de biz öyle anlamak istiyoruz). Şu var ki; VASCONSELOS’in cümleleri özgür bir ruh taşıyor. Şüphesiz, basit cümlelerle oluşturulan bu güçlü anlatım şekli; hikâyenin gücünün yanında, yazarın ustalığına da işaret ediyor. Anlatılan olaylarda ayrıca; “bir çocuğun saflığı ve nesnelliği, adalet hissi, hayvan sevgisi, bir portakal ağacıyla kurulan iletişim, gülmenin ve ağlamanın hayatın birer parçası olması” gibi konular da işlenmiş.
Romanın hem kurgusu oldukça sağlam, hem de yaşanan olaylar özgün ve etkileyici. Bu kapsamda; romanın kahramanı olan çocuğun (Zeze’nin) dünyasını kaplayan portakal ağacının, bir gün habersizce kesilmesi karşısında; romanda Zeze’nin yaşadığı çaresizlik mi, yoksa okurun hissettiği üzüntü mü daha büyük, bilemiyoruz.
Romanın altı yaşındaki kahramanı Zeze’nin dilinden sürüp giden anlatım şekli, kitabı zevkli hale getirmekle birlikte; çocuğun kurduğu cümlelerin, verdiği cevapların ve hareketlerindeki kararlılığın, değil o yaştaki bir çocuk, 16 yaşındaki bir genç için bile fazla iddialı olduğu söylenebilir. Bu nedenle, “Yazarın, kendi yaşının getirdiği birikimi ve olgunluğu romandaki kahramana aktardığı” şeklinde bir his oluşuyor okuyanda. Yine de; Zeze bir kahraman olduğundan, bu konuyu geçiyoruz. :) Ama yine de şunu vurgulayabiliriz; kitap sadece orta öğretim kategorisi için değil, yetişkinler için de oldukça faydalı. Zira kahramanımızın; küfür, hırsızlık, yalan gibi bazı küçük (!) kabahatleri var. Bunlar olumlu örnekler olmadığına göre; çocukları ve onların duygularını anlama (duygudaşlık) ve kırmadan, dökmeden doğruya yönlendirme adına, bu kitabı ebeveynlerin de okuması tavsiye edilebilir.
Sonuç olarak; renkli bir hayatı olan yazarın, kendi yaşadıklarından esinlenerek yazdığı “Şeker Portakalı” romanını, güçlü bir şekilde tavsiye ediyoruz.

Sena, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Bilirsiniz, bazen uyuyan insanlar düş gördüklerinde gözlerinden bir damla gözyaşı sızar; buna ne tür bir düşün neden olduğunu asla bilemeyiz, ama bunun ya bir üzüntü ya da bir özlem düşü olduğunu biliriz.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 153 - Ayrıntı Yayınları)Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 153 - Ayrıntı Yayınları)
Eray Erdoğan, Huzursuzluk'u inceledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Zülfü Livaneli’nin okuduğum ikinci kitabı ve gerçekten bu yazarı neden bu kadar çok sevdiklerini çok iyi anlıyorum. Çok derin hikayeler yazıyor ve okuyucunun yüreğine dokunuyor yazdıkları adeta, yaptığı tespitler ve eleştirmeler de her zaman çok yerinde. Bu kitabında da Ortadoğu’da olan zulmü, ziyanlığı, savaşdan çokça etkilenen sivil halkı; küçük çocukları, kadınları anlatıyor bize. Okudukça içimi bir üzüntü ve huzursuzluk kapladı resmen, maalesef ki yazdıklarının her biri doğru olması da daha fazla üzüyor. Söyleyecek söz çok ama gerçekten bu sözler, o perişanlığı, zulmü yaşayanlara hiçbir fayda sağlamıyor bu yüzden icraat gösterilmedikçe konuşulması da anlamsız geliyor. Çok iyi bir yazarın elinden çıkmış çok iyi bir kitap, hikaye yürek burkuyor ve sizi çok fazla etkiliyor. Herkese tavsiye ediyorum.

Allah hepimizi ıslah etsin...
Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükâfatları Allah katındadır Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.
BAKARA–274-

Yine orucun anlamını unuttuğumuz, insanlığın gereklerini yerine getir(e)mediğimiz zamanlarda yaşıyoruz. Yürek burkan bir görüntü...

https://www.facebook.com/...sts/1760794493959063