Gösterilen çaba alınan sonuca hiç değmiyordu. Gençliğin parlak umutlarının karşılığı, gerçekleri görmenin acı bedeliyle ödeniyordu. Istırap, hastalık ve üzüntü teraziye tüm ağırlığıyla çöküyordu. Tüm bunların anlamı neydi?
Kendi hayatını, buna başlarken taşıdığı büyük umutları, bedeninin ona dayattığı sınırlamaları, arkadaşsızlığını ve gençliğini dolduran şefkat yoksunluğunu düşündü.
Ne yaptığını bilmiyordu, sadece ona en doğru gelen şeyleri yapmıştı ve sonunda böyle bir yıkımla karşılaşmıştı!
Ondan daha avantajlı olmayan başka insanlar başarılı olmuş ve yine daha fazla şeyi olanlar başarısızlığa uğramıştı.
Tamamen şans gibi görünüyordu.
Yağmur haklıyla haksızın üstüne aynı şekilde yağıyordu ve hiçbir şeyin bir nedeni yoktu.
Sayfa 682 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsan doğası," diye sürdürdüm konuşmamı, "sınrlı;
Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi. Bana göre, yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren biri korkaktır demek de o kadar tuhaf."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsan doğası," diye sürdürdüm konuşmamı, sınırlı: Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi. Bana göre yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren birine korkak demek de o kadar tuhaf."
İnsan doğası, sınırlı. Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi.
İnsanın kafasından boş düşünceler, böbürlenmeler, yanlış değerlendirmeler, tatlı kuruntular, bütün bu gibi şeyler çıkarılacak olursa, çoğu kimsenin kafasında geriye, kendilerinin bile hoşlanmayacağı, üzüntü, tedirginlik dolu zavallı cılız şeylerin kalacağını bilmeyen var mıdır?”