Dizi Tadında Polisiye
9/10
·504 syf.··
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 04:49
Selamlar herkese! Uzun zaman sonra yine içimden bir kitap için inceleme yazmak geldi. Çünkü gerçekten 504 sayfalık bir kitabı bu kadar keyif alarak okumamıştım. Peki beni içine neden bu kadar çekti? Çünkü her bir karakterin; Ezgi, Orhan, Cüneyt, Mert, Batu, Cem, Zehra, Şirin, İskender, Sumru, Hasan, Sabri ve daha nice karakter olmasına rağmen hepsinin akılda kalıcılığı olsun ve hepsinin kendince hikayesi insanı içine çekiyor. Zaten polisiye olması üstüne iyice merak uyandırıyor. Baş karakterimiz Ezgi Sezgin, kendisi bir gazeteci ama popüler bir gazeteci. Yaptığı haberleri, yazdığı yazıları okunan bir gazeteci kendisi. Doğup büyüdüğü Yenikent'e geri dönüyor lakin döndüğü gibi bir cinayet haberi ile başlıyor hikayemiz. Peki başka ilginç olan ne var? Karakterlerin kendi içindeki hikayesi ve birbirleriyle olan ilişkileri. Yani en yakınımızdan sakladığımız sırlar bile gün gelir önümüze gelebiliyor. Kitabın en vurucu kısmı bu sırrın sırrımızdır desek de bir laf vardır: "İki kişinin bildiği sır değildir" diye. Bir diğer taraftan başka ilginç hikaye olan Batu'nun hikayesi aslında günümüz lise çağındaki gençlerin arasında aşırı yaygın olan akran zorbalığı var. Yazarımız bu konuyu da çok güzel dile getirmiş. Aslında genel olarak baktığımız zaman bütün duyguların kitapta var olduğunu görüyoruz: hırs, kibir, şehvet, sevgi, üzüntü, korku gibi. Açıkçası ben okurken aşırı keyif aldım, hepinize şiddetle tavsiye ediyorum. Buraya kadar okuyarak değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür eder ve keyifli okumalar dilerim. Sevgilerle... Hikmet Hükümenoğlu
Edebiyat
Sonra Gözler GörürHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 20251,319 okunma
Küçük prens biraz düşünceli...
Puan vermedi·96 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 16:14
Hayalperest nedir? Gerçeklikten uzak olamayacak şeyleri hayal edebilen insanlara yapılan bir yakıştırma mı yoksa gerçeği gören onlar da biz mi bir şeyleri fark edemiyoruz? Düşleriyle yaşayabilenler mi gerçek hislerin ne demek olduğunu biliyor yoksa düş kuramayanlar mı bu anlamsızlığın içerisinde yaşadığını düşünüyor? Yetişkin olmak mı zor bütün duygulardan habersiz yoksa çocuk olmak mı zor yetişkinlerin yaşayamadıklarını görebildikleri için?.. Hayal kurabilen birisi olaraktan insanlara o kadar üzülüyorum ki; realistlik adı altında hayatlarını tekdüze devam ettiriyor olmaları bu duygunun tadına varamadan dünyaya veda edecek olmaları... Küçük prens gezegen gezegen dolaşırken karşılaştıkları üzerine duyduğu üzüntü ile devam etti, hayalperest olarak adlandırılan ama gerçeği görebilen herkes biraz mutlu biraz üzüntülüdür. Bunun sebebi her şeyin farkında oluşlarıdır. Her şeyin bilincinde olarak ilerlerken birileri sürekli onların fikirlerini eleştirir ve bunu kendi düşünceleri sanırlar oysa ki onların kendilerine ait düşünceleri yoktur. Geçmişten beri süregelen basmakalıp herkese göre doğru olarak nitelendirilen düşünceleri kendi düşünceleriymiş gibi pazarlamaya çalışırlar. Üstüne sürekli olarak seni de o hissetiğin muhteşem ama onların asla tadına varamayacakları duygulardan uzaklaştırmaya çalışırlar ve sonra sen düşüncelerinden uzaklaşmamak için onlardan uzaklaştığında sana farklı isimler takar ve seni kötülemeye çalışırlar... Sen bunların hiçbirisini umursamıyorken birileri sürekli olarak senin düşüncelerin hakkında yorum yapmaya devam eder amacı kendi zihni ile birlikte senin zihninin de gerilemesini sağlamaktır. Umarım bir gün hayat bizi bu kişilerden tamamen uzaklaştırır ve bizler sadece kendimiz gibi olanlarla denk düşeriz.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021279,9bin okunma
Reklam
8/10
·40 syf.··
2026 134. kitabı
Süper Tavşan Simon Çarpım Tablosu #okudumbitti Bu kitap tam da çocukların “Ben yapamıyorum…” diye içine kapandığı o noktaya dokunuyor. Simon’un yaşadığı şey çok gerçek. Sınıfta herkes “10/10” alırken onun yapamaması, üstüne bir de gülüşmeler… Çocukların kalbi böyle anlarda nasıl kırılıyorsa, kitap onu hiç küçümsemeden, “abartma” demeden anlatıyor. O üzüntü, o sinir, o iç sıkışması… Hepsi tanıdık. Ve işte buradan sonra kitap çok güzel bir yere gidiyor: Çarpım tablosunu “ezberlenecek bir duvar” gibi değil, anlaşılacak bir şey gibi kuruyor. Anne desteğinin tonu da çok iyi; didaktik değil, suçlayıcı hiç değil. Daha çok “tamam, zorlandın, bu normal; şimdi birlikte bir yol bulalım” hissi veriyor. Simon’un gece aklına gelen fikri ise çocuklara şu mesajı net veriyor: Herkes aynı şekilde öğrenmez. Ama herkes öğrenebilir. Ben bunu, “çarpım tablosu kitabı”ndan çok “öğrenme kaygısını yumuşatan bir hikâye” gibi okudum. Evde çarpım tablosu çalışırken mini krizler yaşayan aileler bilir ya… Bu kitap o gergin havayı biraz dağıtıyor; çocuğa da ebeveyne de “bir adım geri al, nefes al” dedirtiyor. Bir de küçük not: Bu, yazardan okuduğum beşinci kitap oldu ve gerçekten dili çok akıcı, çocuk dünyasına yakın ve ritmi çok iyi. Simon’un o “ben yapamıyorum” hâlinden “dur, ben bunu anlayabiliyormuşum” noktasına geçişi, özellikle ilkokul çağındaki çocuklara çok iyi gelecek. Kısacası: Matematikle arası limoni olan miniklere moral, ebeveynlere de pratik bir destek gibi Peki sizin evde çarpım tablosu nasıl gidiyor? Kolay mı, yoksa Simon’luk anlar var mı? @maxicocuk #SüperTavşanSimon #ÇarpımTablosu #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Süper Tavşan Simon: Çarpım TablosuStéphanie Blake · Maxi Çocuk Yayınları · 20266 okunma
7/10
·176 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:52
Yazar kitabında anne ve bebeğin arasındaki bağı aktarıyor. Bebeğini her şeyden çok seven annenin ona bağlılığı, şefkati, özverisi hatta adanmışlığı, bunların yanında uykusuzluk, yorgunluk, yetememe hislerinin sonucu öfke ve panik, eski hayatına ve kimliğine özlem hatta yas, üstüne üstlük aynı çatı altında yaşayan eşin eski hayatına aynı şekilde devam etmesi nedeniyle temelinden sarsılan bir evlilik sonucu duyulan öfke ve üzüntü. Bu kitabı yeni anne olduğum evrede denk gelip okuduğum için bu kadar dokundu itiraf ediyorum, yazılanlar başka birisine çok sıradan hatta sıkıcı gelebilir. Hayatta en çok sevdiğiniz canlıya yeri gelince çok öfkelenebilmeniz, bir bebek olduğunu unutup zaman zaman sizi anlayan bir yaşıtınız varmışçasına ondan beklentilerinizin olması, onsuz yaşamak en son isteyeceğiniz şeyken eski hayatınızı özlemeniz, sonra tüm bunlardan duyulan vicdan azabı ve pişmanlık daha önce bu kadar anlayabildiğim şeyler değildi. Tüm bunlar belki daha önce ele alınmış meseleler. Ancak yazarın içten ve şeffaf dili arkadaşınızla dertleşiyor hissi veriyor Sanırım annelik zıt kutupta gidip gelen duygusal dalgalanmalar, adeta bipolar bir insan gibi bir annenin içinde yaşadığı çatışmaları anlatmış. Kitap geçen empatiden uzak baba nasıl birisiyle evlenilmez sorsunun cevabı niteliğinde :)
Piskoloji
Asker ile DenizciClaire Kilroy · Yapı Kredi Yayınları · 2025988 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 39. kitabı
Selam Siz sadece spor romantizm kitabı okuyacağım sanırsınız ama bundan çok daha fazlası çıkar. Sadakatin, ailenin, dostluğun, sorumluluğun, azmin ve cesaretin en güzel örneklerinden biriydi Kırılma Noktası. Ben aşırı keyif aldım okurken. Sadece bir trolapla sınırlı kalmayan, bize, kalbe, etkileyici olaylara da değinen ve sizi etkileyen kitaplara bayılıyorum. Kariyer baskısı tüm ağırlığıyla üstünüze inerken bir yandan ailenizin sorumluluğu arasında sıkışırken hayatınızda çiçek gibi açan bir aşkın sizi saran sıcacık hissi. Kısacası tam bir iyileşme hikayesi. Knox tam bir aile abisi.Babalarının onları terk etmesi annelerinin de acı kaybı Knox'u otomatikman aile babası yapmış.Dört kardeşin sorumluluğu onun üstünde ki en küçük kardeşinin üstüne titriyor diyebilirim.Bunun yanı sıra da tam bir motor sevdalısı.Son yarışını yaparken başlıyoruz onun hikayesine.Birinciliği çok istemesine, onu annesine armağan etmek istemesine ayrıca kalbimi bıraktım.Ama malesef istediği olmuyor ve yarışmadaki bir arkadaşı yüzünden hem kaybediyor hem de koç onu yarış dışı bırakıyor.Büyük üzüntü duyan genç adam öfkesine yeniliyor.Ailesinin de desteği ile yakın başka bir arkadaşının yanında motor sürer. Ama daha esnek olmak için arkadaşı onu kendisinin de yardımını aldığı bambaşka bir kulvara yonlendirir Cimnastik. Avery ise tam bir cimnastikci.Ama o da dizinden geçirdiği bir sakatlikla iyileşme döneminde. Arkadaşının sevgilisinin isteği üzerine birine yardım etmesi gerek.O kişi ise daha önce bir partisinde gördüğü ve etkilendiği Knox'dan başkası değil.Yardım etmeyi kabul eder ama genç adamla hiç anlaşamaz.İkisi de çok farklıdır. Bir evetli bir hayırlı geçen derslerden sorna ikisi ayrılmaz bir ikili olurlar.Dövmeli, motorlu Knox ile rengarenk Avery'i bir araya getiren bu olay ikisini yavaş yavaş
Kırılma NoktasıRebecca Jenshak · Nox Yayınları · 202614 okunma
Spoiler içermez.
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 18:44
Bir dönem aşırı popüler olmuştu bu kitap. Yine popüler kültüre kanıp aldığımda pişman olur muyum acaba diye diye bir türlü almaya cesaret edememiştim ama merak duygum ağır basınca artık direnemedim ve aldım... Özellikle kitabın ilk 100 sayfası fena üzücüydü benim için ve yakınını kaybetmiş herkes için de derin bir üzüntü yaşatır bence. İlk sayfaların her birini cidden ağlayarak okudum... Gelelim kitabın, yazarın ve akışın stiline. Daha önce Georgi Gospodinov'un kitaplarını okumamıştım bu kitap vesilesiyle tanıştım ve stilini, tarzını çok sevdim. Kitap daha çok anı anlatır gibi yazılmış, dil sade akıcı ama derindi yer yer güldürücü hikayelere de yer verilmişti. Bir kurgu yok; anılar, felsefi çıkarımlar, küçük günlük notlar ve babasından kalan hatıralar etrafında dönen bir kurgu stili ile anlatıyor yazarımız hissettiklerini. Gospodinov sadece babasının gidişini değil, bir kuşağın, bir yaşama biçiminin ve o kuşağa ait eşyaların sessizce sahneden çekilişini de melankolik bir dille anlatıyor bize. Yaptıkları, yapamadıkları, keşke yapsaydık dediği her şeyle öylece kalakalışını işliyor kitapta tek tek. Babasının gözüyle bakmaya çalışıyor bazen ve babasının üstüne titrediği bahçesiyle bağdaştırıyor birçok şeyi. Babasının hastalığını, yaşlılığını ve yavaş yavaş hayattan çekilişini, üzerine titrediği bahçesinin döngüsüyle paralel bir şekilde anlatıyor Gospodinov. Tıpkı bir bitkinin solması gibi, insan da zamanla toprağa geri dönüyor... Bahçe burada hem yaşamı hem ölümü aynı anda barındıran bir metafora dönüşmüş gibiydi. Babasının yokluğuyla baş etmeye çalışırken onun bıraktığı izlerin derinliğini görüyor Gospodinov. Bahçedeki ağaçlar, yetişmiş sebzeler, çiçekler ve kullanılan aletler… Hepsi babasının varlığının sessiz tanıklarıydı ona göre. İnsan gider ama emeği, sevgisi ve
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Reklam
Reklam