yüzüne yansıyan huzur kalbindeki huzurdu. aklındaki huzur değildi. aklında henüz huzur yoktu bunu gördüm. bazen anlamadan bilirdi insan, bazen bilmeden anlardı. ama yalnızca hem bilip hem anladığında “olurdu”. Nasıl, nereden geldiyse aklıma içimden tekrarladım;
“önce sola sonra sağa, yine sola bakan akıldır, kalp uzatmaz.”
anlama çabası, anlamsızlığın inşa edildiği aklındaki eğreti yapıyı yerle bir etti. hakikat ateşi zihninin en karanlık yanında bir kıvılcımdan alevlendi. gözlerini kapattı ve anlama teslim oldu.