Hepimiz başkalarının hayatında silik bir noktadan ibaretiz. Değerin de, önem sırasının da çoğu zaman sanıldığı kadar bir karşılığı yok. Çaba her zaman karşılıklı yürüyen bir eylem olmuyor; bazen biri diğerinin mutluluğu için uğraşırken kendi değerini yavaş yavaş geride bırakıyor.
Eylemler her zaman sonuçları değiştirmiyor. Birine daha fazlasını vererek mutlu olamazsın. Daha çok severek aynı sevginin sana dönmesini sağlayamazsın. Birini değerli hissettirmek kendi değerini artırmaz. İnsan uzun süre bunu görmemek için direniyor; biraz daha anlayınca, biraz daha sabredince, biraz daha verince her şey düzelecek sanıyor.
Sonra fark ediyor ki bazı şeyler eksiklikten değil, yönünden kaybediliyor. Ne kadar verdiğin değil, verdiğinin karşı tarafta bir yere değip değmediği belirliyor sonucu. Her şeyi doğru yapıp yine de aynı yerde kalabiliyorsun.
Ne ektiğin, ne verdiğin, ne kadar çabaladığın… bazı yerlerde sonucu değiştirmiyor. İnsan bir noktadan sonra karşılık beklemeyi değil, hissedilmeyi beklediğini anlıyor. Yorulan taraf verdiği şeylerden değil, görülmemekten yoruluyor.
En ağır tarafı da bu zaten; elinden geleni yaptığını bilip yine de içindeki boşluğu dolduramamak. Bir süre sonra insan, kaybettiği şeyin karşısındaki kişi olmadığını anlıyor. Sessizce eksilen, kendinden verdiği parçalar oluyor.
Veysel Can K.