Evde ve okulda adım attığım her yerin sınav kağıdı olduğu birkaç günden sonra tekrar okumaya dönmek istiyorum. Okul dolabım, öğretmen masası, sehpa üzeri, mutfak masası, koltuk, vestiyer, koridor… Kalben’in dediği gibi: Her yerde kağıt vaaaar, yerlerde kağıt vaar. Kimin bu kâğıtlar? Bilemiyoruuuum. 😁😂
Saçma Sapan İşler
KOMŞU KOMŞUYA SESLENİRKEN DAHİ ZİKİR EDERDİK BİZ… “Hu hu!” diye seslenirdik komşumuza. “Eyvallah” dilimizin pelesengiydi. “Hay”dan gelip “Hu”ya giderdik. “Hay hay efendim!” diyerek kabul ederdik teklifleri. “Allah, Allah, Allah!” diyerek şehadete koşardık Tuna boylarında. “Allah Allah”, “Sübhanallah”, “Allahu ekber” idi hayretlerimiz. Şimdilerdeki gibi “Vaaauv!” ya da “Ohaa!” diye çığlıklar atmazdık. “Tövbe estağfurullah”, “Fesubhanallah” zikri anlatırdı kızgınlığımızı. “Aman Allah’ım!” derdik, “Oh my God” girmeden dilimize. “Salavat” anlatırdı bazen yanlış bir iş yapıldığını. “Neuzübillah” çekmekti istemediğimiz bir şey görünce zikrimiz. “Bismillah” ile başlardı her hayrın başı. “Hay Allah” iyiliğimizi vermeye devam ederdi. “Çok şükür” derdik “Şiştim, karnım patladı.” demeden önce.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aranızda Kurtuluş Projesi filmine giden vaaaar mıı?
Rüya (24.03.2026) (Deniz kenarında kırmızı bir taburenin üstünde beyaz gömlek,siyah kazak ve siyah pantolonlu hafif kilolu bir çocuk oturuyordu. Eli kolu ve ayakları bağlıydı. Bir tarafında sarışın bir kadın kıpkırmızı gözleriyle nefret edercesine bakıyordu. 14 Sene önce çocuğu orta yerinden kıran EY idi bu. Sadece gözleri farklıydı EY’nin gözleri yeşildi - Yeşil Lens Takardı- Diğer tarafında ise küçük bir çocuk vardı. Aşırı temiz iyi niyetli ve masumdu Gömlekliyi biri iyiliğe diğeri kötülüğe çekmeye çalışıyordu. (Kadın Gömleklinin Armasının Tutuştuğunu Gördü. Kalbi Görünüyordu Ardından Gömlekli Çakıl Taşı Kusmaya Başladı Kahkaha Atarak Keyiflendi) Kadın: Vaaaaay Anasını Avradını Vaaaay - Atlamak için Yüksek Yüksek Tepelere (Türkü söyleyerek dalga geçiyordu) Ev Kurmak İstesen Daha İyiydi Senin Kanın Karışmış. Söylemiştim Senden Ne İşçi Olur Ne De İyi Biri Senden Ancak Ahmak Asla Sevilmeyecek Küçük Bir Çocuk Çıkar Cesarete Bak Sen - Bence Direk Türkiyeye Elveda De Sen Bu saatten sonra sanatta kurtaramaz seni (Zevkle Kahkaha Atıyordu) Vücudun İflas Ediyor (Gözlerini İyice Açtı Ve Fark Etti) Vücudun İflas Etmiş - Gözlerine Baktım da İnsan Gördüm. Bu Bir İşçi İçin Ölüm Demek Şimdi Ne Yapacaksın Bakalım Nöbetçi ? Bilgeye Veda Grilere Elveda He Kötülüğe Ram Olacaksın Biliyorsun Dimi İşte Sana Çıkışsız Karanlık. Yanında ki küçük çocuk hiç de bile lütfen ayağa kalk nöbetçi diye çığlık atıyordu ancak nöbetçi bitmişti. Varlığı Sona Eriyordu Kadın: Kes Bırak Acısı Artsın İyice Son Nefesinde Karanlık Rüştünü İlan Edecektir. (Ardından deniz çıldırdı ve dalgalar hepimizi alıp götürdü, EY daha da güçleniyor,aynı zamanda keyifleniyordu)
Edebiyat
Hayırlı İftarlar
KOMŞU KOMŞUYA SESLENİRKEN DAHİ ZİKİR EDERDİK BİZ… “Hu hu!” diye seslenirdik komşumuza. “Eyvallah” dilimizin pelesengiydi. “Hay”dan gelip “Hu”ya giderdik. “Hay hay efendim!” diyerek kabul ederdik teklifleri. “Allah, Allah, Allah!” diyerek şehadete koşardık Tuna boylarında. “Allah Allah”, “Sübhanallah”, “Allahu ekber” idi hayretlerimiz. Şimdilerdeki gibi “Vaaauv!” ya da “Ohaa!” diye çığlıklar atmazdık. “Tövbe estağfurullah”, “Fesubhanallah” zikri anlatırdı kızgınlığımızı. “Aman Allah’ım!” derdik, “Oh my God” girmeden dilimize. “Salavat” anlatırdı bazen yanlış bir iş yapıldığını. “Neuzübillah” çekmekti istemediğimiz bir şey görünce zikrimiz. “Bismillah” ile başlardı her hayrın başı. “Hay Allah” iyiliğimizi vermeye devam ederdi. “Çok şükür” derdik “Şiştim, karnım patladı.” demeden önce.
Alıntı
Kırklara karışsam iyiydi :)
İkindi’yi 1406 yılında yapılmış, mistik havası olan bir camide kılmak nasip edildi hamd olsun. Bahçesinde yatanlarla da biraz dertleştim. Zaten ben ölmüşlerle iyi anlaşıyorum. Genelde de ölmüşlerin kitaplarını tercih ediyorum. Günümüzün hasbelkader meşhur olmuş ama “echelü men fil arz” dediğimiz yeni yetmeleri bana göre değil. Ben meşhur değilim ama onların çoğunu 8 yıl okutsam ancak bir şeye benzemeye başlarlar. Mesela şu altı harfli tatlı mıdır, acı mıdır modası bitsin artık ne olur. Yeminle gına geldi. Bunu ben kitabıma isim yapsam alay konusu olurdu ama meşhur olunca waaavv oluyor. Ya ben böyle kitapları elime alsam parmaklarımı keserim utancımdan. Mütevazlığım gene üzerimde. 😂 Neyse vasiyet edeceğim; benim mezar taşımı da Osmanlıca “Hüv’el-Bâkî Yıldırım el-Uşşâki en-Nakşibendi (k.s)” yazsınlar; kestirmeden evliya oluruz😂 O değil de ben yaşlandım galiba, zira yaşlılar gibi, evden camiye, camiden eve bir hayat yaşıyorum. Allah'ı sevenler gençken namaz kılarlar; Allah'tan korkanlar ise yaşlanınca kılmaya başlarlar. Şuan 40 yaşındayım; acep ben hangi kategorideyim ki? 😂 Kalıcı olmadığım dünyaya alıcı gözüyle bakmıyorum artık. Zaten Hadis-i Şerif’te:”İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.” buyurulur. Şimdi birileri İkindi’yi kıldığımı anlattım diye riya yaptığımı söyler ki o söyleyen de büyük ihtimal beynamaz birileri olur; farzlarda riya olmaz çünkü farz herkesin borcudur; o borcu gizli ya da aşikar ödemek zorundadır ve borç ödedim diye övünülmez. Riya nafilelerde olur. Anladın mı iki gözümün çiçeği?😂
Ruh hali