Hiçbir şeye muhtaç olmayan "Vâcid" olan Allah'ım! Sen zenginsin biz ise fakiriz. Rabbimiz acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, yaşlılığın afetlerinden ve cimrilikten temizle bizi.
Sayfa 157
Bulan, Bulunan, Bulduran: Vâcid
Bizim hayatlarımız baştan sona arayıştır. Annenin memesini aramakla başlayan hayat maddi ve manevi arayışlarla devam eder. Hayatın anlamını ve kendi özelimizde yaratılış gayemizi ararız. Her durumda ve her ilişkide gerçeği ararız. Hakiki dostlar ararız. Doğru okulu, doğru mesleği, doğru kişiyi ararız. "Bulmak" başlı başına büyük bir başarıdır.
Sayfa 242
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gune boylesi baslamak …
"Allah'n doksan dokuz ismi vardır; kim onları sayarsa cennete girer.”(Buhari) Bu hadiste isimler belirtilmemiştir. Fakat Tirmizî ve Beyhaki rivayetinde bu isimler sayılmıştır. Bu, meşhur bir rivayettir. İmam Tirmizí nin rivayetinde, Resülullah Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem] esmâ-i hüsnâyışu sırayla saymışlardır: "Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah, er-Rahîm, er-Rahmân, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü min, el-Müheymin, el-Aziz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Halik, el-Bâri, el-Musavvir, el-Gaffâr,el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbız, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzil, es-Semî, el-Basîr, el-Hakem, el-AdI, el-Latît, el-Habir, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafür, eş-Şekûr, el-Alî, el-Kebîr, el-Hafiz, el-Mukit, el-Hasib, el-Celil, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücib, el-Vâsí, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hak, el-Vekil, el-Kavi, el-Metîn, el-Veli, el-Hamîd, el-Muhsi, el-Mübdi, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hay, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid,es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Ahir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâli, el Ber, et-Tevvâb, el-Müntakım, el-Afüv, er-Raûf, Mâlikül-mülk, Zül-Celâli ve l-ikrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganî, el-Mugnî, el-Mâni', ed-Dâr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî, el-Bâki, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr (celle celâluhû)!"(Tirmizi)
Sayfa 314 - Seyyid Şerif-i Cürcâni, Şerhul-Mevâkıf adlı eserinde demiştir ki:24 Buhâri ve Müslim' de şu hadis-i şerif zikredilmiştir:·Kitabı okuyor
⋆˚.⋆ Ramazan Günlüğü ~ Allah'ın İsimleri (18.Gün) ☾ ⋆˚.⋆
𔘓⋆ ❀ الأسماءُ الحُسنى ❀ الأسماءُ الحُسنى ❀ ⋆𔘓 64. el-KAYYÛM Bilmiş ol ki varlıklar, var olabilmek için bir mahalle ihtiyaç duyanlar ile duymayanlar olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Bir mahalle ihtiyaç duyanlar arazlar ve vasıflar gibidir, bunlar hakkında kendi başlarına kâim olamayanlar denir. Kendi başlarına kâim olabilenlere misal, cevherlerdir. Mamafih cevher kendi başına kâim olup kendisi sayesinde kıvam bulacağı bir mahalden müstağni ise de, varlığını meydana getirmek için gerekli hususlardan, vücuda gelmesinin şartı olan şeylerden müstağni değildir. Böyle olunca cevher aslında kendi başına kâim olmuş olmaz. Zira her ne kadar (araz gibi) bir mahalle ihtiyacı yok ise de, varlıkta kıvam bulmak için kendisi dışında başkasına muhtaçtır. 65. el-VÂCİD İhtiyacı bulunduğu hâlde bir şeyi bulamaması, nezdinde bulunduramaması, herhangi bir şeyi kaybetmesi mümkün olamayan zattır ki, kaybeden anlamındaki "fâkıd"ın zit anlamlısıdır. Varlığına ihtiyaç duymadığı bir şeyi nezdinde bulundurmayana "fâkıd" denmez. Zâtıyla veya zâtının kemâliyle alâkası bulunmayan bir şeyi nezdinde bulundurana da "vâcid" denmez. Bilakis "vâcid", kendisi için elzem olan herhangi bir şeyin nezdinde bulunmaması söz konusu olmayan zattır. Ulûhiyet ve kemâl itibariyle elzem olan her ne varsa hepsi Cenâb-ı Allah'ta mevcuttur. Bu itibarla O Vâcid'dir, hatta Vâcid-i Mutlak'tır. O'nun dışındakiler ise kemâl sıfatları ve bunların sebepleri hususunda birtakım şeyleri nezdlerinde bulundurabilseler bile birçok şeyi de bulunduramazlar. Bu itibarla da ancak izâfî olarak vâcid olabilirler. 𔘓⋆ ❀ الأسماءُ الحُسنى ❀ الأسماءُ الحُسنى ❀ ⋆𔘓
Sayfa 153
Din İslam
Allah'a ait 99 isim ve kısa anlamları alfabetik sıraya göre;
Allah'a ait doksan dokuz isim ve kısa anlamları alfabetik sıraya göre şöyledir: * Adl: "Şüphesiz ki Allah, adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, kötülüğü ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl 16/90) * Afuvv: "Allah şüphesiz, affedici ve bağışlayıcıdır." (Hac 22/60) * Âhir: "Allah, evvel ve âhirdir..." (Hadid 57/3) * Aliyy: "Allah, onların söyledikleri şeylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur." (İsrâ 17/43) * Alîm: "O, her şeyi hakkıyla bilendir." (Bakara 2/29) * Allah: "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl." (Tâhâ 20/14) * Azîm: "Allah öyle bir ilâh ki kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve Kayyûm'dur (daima diri ve yarattıklarını gözetip yönetendir ve her şey varlığını O'nunla devam ettirir). Kendisini ne bir uyuklama (gaflet) ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olanlar(ın hepsi) ancak O'nundur. O'nun izni olmadıkça O'nun katında kim şefaat edebilir? Kullarının önündeki ve arkasındaki (geçmiş ve geleceklerini, yaptiklarını ve yapacaklarını, dünya ve âhirete ait) şeylerini O bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü (kudreti, mülk ve hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır; onları koruyup gözetmek O'na ağır gelmez. O çok yücedir, çok büyüktür." (Bakara 2/255) * Azîz: "Kim izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir." (Fâtır 35/10) * Bâis: "Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir. Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır." (Nûh 71/17-18) * Bâkî: “Yeryüzünde bulunan her şey fânidir. Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bâkîdir." (Rahmân
Sayfa 114 - 114 - 139 Syf·Kitabı okudu
Alıntı
65/99
Bulan, Bulunan, Bulduran: Vâcid Vâcid kelimesi Kuran-ı Kerimde geçmemekle birlikte sekiz ayette fiil kalıplarıyla zat-ı ilahiyyeye nispet edilmistir. Râgıb el-İsfahâni bu ismi açıklarken insanların bir şeyi bulma ve elde etme konusunda çaba göstermeleri, denemeler yapmaları gerektiğini ve buna rağmen yine de bir şeyin hakikatine vâkıf olabilmek için ilahi yardıma muhtaç olduklarını anlattıktan sonra Cenab-ı Hakk'ın her şeyi çabasız ve vasıtasız bir şekilde, bütün hakikati ve mahiyeti ile önünde hazır bulduğunu anlatır. İnsanlar ise bir şeyin mahiyetini bilebilmek için nesnelerde gözlem ve deneye, zihinsel hakikatlerde ise akıl yoluyla idrak edebilmeye, yani çaba göstermeye mecburdurlar. Bu çabalara rağmen yine de sonuç garanti değildir. Rabbimiz Vâcid ismi ile tecelli etmezse bir ömür arayış içinde geçer de hakikatin kırıntısına bile ulaşılamamış olabilir.
Sayfa 241 - D.İ.B. / 9.Baskı, Ankara, 2025