Vahs
London "Vahşetin Çağrısı" adlı eserinde dinmek bilmeyen bir macera arayışı bizleri karşılar. Özellikle bir cins köpeğin gözünden varoluşun sınırlarını, sancılarını aktarır. Bu aktarım, salt kuru bir aktarım değildir. Aksine insana kendi sınırlarına doğru gelişen bir varoluşsal şema çizmeyi amaçlar.
Alıntı
Moğol atları ve Cengiz Han Tarihin tanıdığı en büyük imparatorluğu kurdu orduları güneşin doğduğu yerden  battığı yere dek at koşturdu bir sözüyle şehirleri hiç olmamış gibi yeryüzünden silen kudreti sonsuz han Cengiz Han Atlas sayı 166 ocak 2007 Cengiz Han baktı tarihe Yazdı kalem ile deftere En büyük imparatorluğu kuracağız Güneşin doğduğu yerden battığı yere At koşturup sancak taşıyacağız Bayrağımızı gökte dalgalandıracağız Ben kudreti sonsuz han cengiz han Gökler dalgalansın tanrının adıylan Ben Cengiz Han kudreti sonsuz hanım Dünyanın en büyük imparatoru olacağım İşte böyle diyordu Cengiz Han Oda savaşları ile göçtü gitti dünyadan Tarihin en büyük imparatorluğunu kurdu Orduları sonsuz bozkırda at koşturdu Güneş doğdu güneş battı Bu dünya hiç kimseye kalmadı Güneş doğar güneş batar zeval başlar Çok kan döktü şu zalim moğollar Moğollar at yetiştiriyordu yaylalarda Moğol atı özgürce koşuyordu bozkırda Göçebeler tarafından yetiştirilirdi Moğolların kendilerine has at ırkları Bugünde yetiştiriyor atlarını moğollar Savaş başlayınca yıkılır tüm obalar
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Vahşi hayvanlar senin makamını ne bilsin.
"Etrafını tayr ü vahş almış Vahşet anı bir hisara salmış." Leyla ile Mecnun s.276
Alıntı
"vє vαrdır hєr vαhşí çíçєktє gurur.." ..🍂.. Sezai Karakoç Şiirler 1 - Monna Rosa
Alıntı
MEVLANA HAKKINDA YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ Mevlana hakkında ne biliyoruz? Önce defalarca düzeltilmesine rağmen ‘galat-ı meşhur’ haline gelen bir yanlış bilgiyle başlayalım. “Gene gel, gene gel! Her ne olursan ol, gene gel! Kâfir isen de, Mecûsî isen de, putperest isen de gene gel. Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil; Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!” Bu dizeler Mevlana Celaleddin Rumi’ye atfedilir, ama bu doğru değildir. Ziya Paşa’nın topladığı Harabat adlı antolojide bu rubai, Orta Asyalı Sufî şair Ebu Said Fazlullah bin Ebu’l-Hayr’a ait olarak kaydedilmiş. Üstelik Ebu’l Hayr’ın daveti İslam’a değilmiş. Yanlış bilgi, Konya Mevlana Dergâhı’nın kütüphane memuru Necati Bey’in, bu rubaiyi araştırmadan ‘Mevlana rubaisi’ diye etrafa yaymasından kaynaklanmış. Söz edebi kimliğinden açılmışken birkaç başka yanlışı daha düzeltelim. 1258-1273 yılları arasında iki yıl bir duraklama hariç 13 yılda yazılan 25.618 beyitlik Mesnevi’nin sadece ilk 18 mısraını (‘Mesnevi’nin Fatihası’ denilen bölümü) Mevlana yazmış, geri kalanı o söylemiş, son halifesi Çelebi Hüsameddin ve diğer dostları yazmıştır. Mevlana’nın pek ünlü sözlerinin yer aldığı Divan-ı Kebir adlı eser de tümüyle Mevlana’ya ait değildir. Bazı basımlarında 60 bin, bazı basımlarında 15 bin kadar dizeden oluşan, konunun uzmanı Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre ise aslı 43.561 beyit olan ve 18 veya 21 ayrı şair tarafından yazılan rubailerin toplandığı bir şiir antolojisi olan Divan-ı Kebir’de Mevlana’ya atfedilen gazeller, eserin en fazla üçte birini oluşturur. 1.753 rubaiyi içeren Rubailer’in de sadece bazılarının Mevlana’ya ait olduğu kabul edilir ama bunların kalitesi uzmanlarca Mesnevi’dekilere uzak bulunur. Mevlana’nın dost ve akrabalarına, özellikle de Selçuklu emir ve vezirlerine nasihat için yazdığı (dördü Arapça,