Puan vermedi·144 syf.··
2026 25. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:50
Bu nasıl kitap????? Serinin ikinci kitabı, kaldığı yerden devam ediyor. Olaylar hiç bitmiyor, hep yeni bir durum ortaya çıkıyor. Bu arada Lana ve Logan aşkı da son hız devam ediyor. Bu kadar cinayetin, kanın içinde aşk okumak da tansiyonu dengeliyor. Ve ikinci kitap da yine çok akıcı, bazı yerlerde Lana duygularımıza tercüman oluyor sanki. Bölümler aynı şekilde sıkmadan, seri bir şekilde ilerliyor. Vaktim olunca birinci kitaba göre daha kısa sürede okudum. Kitap çok fena bir yerde bitti, acilen 3.kitaba başlamalıyım.
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202673 okunma
Günahlarımızı Bağışla
6/10
·312 syf.··
2026 29. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:47
Öncelikle bu kitabı okumamam için beni ikna etmeye çalışan irem , Berilsezer , Gizem ve Kararsız bir yıldız ya çok teşekkür ederim.El birliği ile çok çabaladınız ama goruyorsunuz ki ben bu kitabı okudum ve bitirdim.Ve beğendim.Tamam yani o kadar güzel değildi.Ama ne bileyim.Neyse ben nereden puan kırdığımı ve kitabı anlatınca anlarsınız umarım. Öncelikle kitap kilisede rahip olan Tyler Bell ile Poppy'nin günah çıkarma kabininde denk gelmesiyle başlıyor.İlk eleştiri buradan gelsin.Bu bir smut kitap olsa da kadının sesinin bile adamı azdırması gerçekten de berbat bir şey.Bu bu kitap ile ilgili en basit eleştirim.Sürekli bir azgınlık. Bu kitap ile ilgili ilk artım erkek karakterin -smut sahneleri gelmeden önce- çok kibar olmasıydı.Yani "uzun hikaye" diyince vaktim var diyen birine kim hayır diyebilir ki?Ayrıca Britney dinleyen ve Walking Dead izlemiş birine(ben izlemedim ama olsun)Bir de adam Latince sözler söylüyordu ki bu mukemmel bir sey.Her neyse her şey ilk elli sayfada gayet güzeldi. Sonra smut sahneleri gelince takdir edersiniz ki bu adam biraz korkunçlastı.Aslında bu adam ile ilgili bir şey değil yazar ile ilgili bir sorun bence.Kadın aynı anda hem kibar sekste de kaba biri yazmak istemiş.Yani hem centilmen bir kişi hem de odun kadar kaba.Ancak bu ikisinin birlikte yurumesi pek imkanli bir şey degil.Tyler benim gözümde okurlara göre şekillenmiş bir karakter.Yani bir karakteri yok sadece istenilen her şey bulunan bir adam. Kitaptaki vaaz sahneleri ve Tylerin son vaazi gerçekten harikaydı.Ben bu kitaptan bu kadar kaliteli alıntılar beklemiyordum.Ayrıca Poppy'nin kendi istediği hayati yaşaması mukemmel bir şey.Yani kim mukemmel ve zengin bir hayati varken dans etmeyi sevdiği için striptizci olur ki?Hayallerimizin peşinden kosmamizi çok iyi ozetleyen bir kitapti.
RahipSierra Simone · Pukka Yayınları · 2024717 okunma
Reklam
Sessizliğin Mirası
7/10
·100 syf.··
2026 26. kitabı
2026- 30. Kitap Kitabın Adı : Sessizliğin Mirası Yazarı : Mustafa Gülaçtı Yayınevi: Mahlas Yayın Grubu Türü : Roman Basım Yılı : - Sayfa Sayısı: 243 Sayfa Düşünceler : -Biraz 80 darbesini toplum ve aile üzerindeki etkisi,birazda yarım kalan bir aşk hikayesi bu -Babasından sessizliği miras kalan Timur, -Oğlu doğduğu gün hapse giren Timur'un babası Refik, -Eşi hapse giren çocuğu ile hayatta kalma mücadelesi veren Refik 'in eşi Zeynep, - 13 yaşında annesini 17 yaşında babasını kaybeden Timur 'la önce arkadaş,sonra sevgili en sonunda da eş olan Elif. -Konuşurken susanların, susarken konuşanların , haksızlıklar karşısında gerçeği korkusuzca haykıranların romanı bu. Bir solukta okudum. İki günde bitirdim. Vaktim olsa bir günde de Bir çok yerin altını çizdim. Kontrol altındaki hayat hayat değildir " Bilmiyorum " , çoğu zaman evet demeye cesaret edilemeyen bir ,"hayır" dı. Kelimeler insan nefes alamıyorsa bile yol bulur
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20266 okunma
1/10
Hayatımda ilk defa bir kitabı yarım bıraktım galiba. Kitaba 120 sayfa tahammül edebildim sadece. Kitap çok dağınık ve aforizmalar serpiştirilerek romanımsı bir şey oluşturulmuş. Kitabın sosyal medyada bu kadar pr’ının yapılmasının da merhum yazara edebiyat camiasındaki arkadaşlarının destek olmak istemesi nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Eleştirilerimi daha fazla belirtmek isterdim ama yazarının yeni vefat etmiş olması dolayısıyla burada bırakmak istiyorum. Fazla boş vaktim var ve boşa gitmesi sorun değil diyenler kitabı alıp okuyabilir tabi ki.
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025153 okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:28
Zamanda Asılı Kalan Çocukluk: Alex Schulman’ın "17 Haziran" Romanı Üzerine Kişisel Bir Değerlendirme Alex Schulman’ın 17 Haziran romanı, ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu içine çeken, gizemini ve temposunu belli bir noktaya kadar çok yüksek tutan, 270 sayfalık son derece akıcı bir eser. Kitabı elime aldığım ilk anlarda, daha 40-45. sayfalardayken bile hissettiğim o saf heyecan ve hayranlıkla, vaktim olsa iki günde bitirebileceğimi düşünerek çevremdeki herkese bu kitabı büyük bir coşkuyla tavsiye etmeye başlamıştım. Bir öğretmenin, çocukluğunun geçtiği eski evinin numarasını şans eseri bulup araması ve hattın ucundaki çocuk benliğiyle konuşmaya başlaması, edebiyatta eşine az rastlanır türden, çok farklı ve sarsıcı bir merak unsuru sundu bana. Yetişkin bir adamın, küçük çocuğun ne zaman üzüleceğini, ne zaman ağlayacağını saati saatine bilip, sırf onun o derin hayal kırıklığını ve acısını bir nebze olsun dindirebilmek için zamandan önce davranıp onu araması, kitabın beni en çok sarsan ve içimi acıtan yönlerinden biriydi. Ortak Hafızanın Nesnesi ve Çözülemeyen Kopukluk Romanın felsefesini sırtlayan en güçlü sembollerden biri, şüphesiz ki müzede sergilenen o eski telefon ve kahramanın onu alıp ablasına göndermesidir. Bu telefon, aslında ortak bir çocukluk hafızasının, paylaşılan acıların ve belki de en çok ablasının içini kemiren o gizli suçluluk duygusunun somut bir nesneye dönüşmüş halidir. Çağdaş dünyada ablası onun normal mesajlarına veya aramalarına muhtemelen yanıt vermeyecekti; aralarında yetişkinliğin getirdiği soğuk duvarlar vardı. Ancak o geçmişe ait nesne, donmuş bir ilişkiyi çözebilen tek anahtar oluyor ve geçmişle yeniden bağlantı kurmalarını sağlıyor. Fakat tüm bu bağ kurma çabasına rağmen, kitabı okurken temeline bir türlü inemediğim, zihnimde çözümsüz
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,193 okunma
Masum bir meleğin Tanrı’yla yolculuğu...
10/10
·72 syf.·
2026 672. kitabı
İncecik bir kitap olmasına rağmen her sayfası dopdolu, etkileyici ve derin… Yüreğinize dokunan, etkisinden uzun süre çıkamayacağınız duygusal bir hikâye. Yazarın peş peşe dört kitabını okudum ve hepsini çok beğendim; fakat sanırım bu kitap hepsinin önüne geçti. Lösemi hastası bir çocuk ile onun Tanrı’yla bağ kurmasına yardımcı olan pembe önlüklü hasta bakıcı arasındaki o güçlü ve özel bağ, insanın içine işliyor. Kitap; ölüm, yaşam, aşk, sevgi ve aile gibi hayata dair pek çok duyguyu abartıya kaçmadan ama derin bir şekilde hissettiriyor. Okurken insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Hayat bu kadar kısayken neden sevmekten ve sevilmekten korkuyoruz? Ve gerçekten yaşamaktan… Çünkü birinin kalbine dokunabilmek, geride bırakabileceğimiz en anlamlı iz; belki de en kıymetli hazine. Kitap bittiğinde gözyaşlarıma engel olamadım. Yazarın kalemine hayran kaldım. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Kesinlikle “mutlaka okuyun” diyebileceğim bir kitap. En sevdiğim birkaç alıntıyı sona bırakıyorum. Kitapla kalın. “Peki niye Tanrı’ya yazayım ki?” “Böylece kendini yalnız hissetmeyeceksin.” “Olmayan birine yazarak mı kendimi yalnız hissetmeyeceğim?” “O zaman sen de onu var et.” Bana doğru eğildi. “Ona inandığın her defasında biraz daha var olacak. Eğer ısrarcı olursan tamamen var olacak. Ve sana iyi gelecek.” “Ona ne yazabilirim ki?” “Düşüncelerini yaz. Kimseye söyleyemediğin düşüncelerini. Onlar seni ağırlaştırır, içine oturur, seni canlandıracak yeni düşüncelerin yerlerini işgal eder, seni çürütür. Eğer anlatmazsan kokmuş düşünce çöplüğüne dönüşeceksin.” “Eğer aptalların ne düşündükleriyle ilgilenseydim, akıllı insanların ne düşündüklerine ayıracak vaktim kalmazdı.”
Oscar ve Pembeli MeleğiEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2026694 okunma
Reklam
Reklam