Hz. Peygamber (ﷺ), "Bir kul isti'cal etmedikçe duası daima kabul olur."buyuruyor ve isti'cali şöyle açıklıyor:" İnsan çok dua ettim de duamın kabul edildiğini görmedim, der. Dileğinin gecikmesinden dolayı usanır da duayı terk eder. İşte isti'cal budur."
Dualarımızın kabul olmasının şartı, dualarımızın kabul olacağına inanmamızdır. Aceleci olmamamızdır.
"Mescid-i Aksa'ya gidin ve orada namaz kılın. Eğer oraya gidemez, içinde namaz kılamazsanız, kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." buyuruyor Efendimiz(ﷺ).
Yağ gönderip kandillerini yakmak ile duamızdan eksik etmeyerek Kudüs'ü gündemimizde tutmak, aynı şeydir kanaatimce.
" Benim duamla mı?" diyerek duanın gücünü ve kardeşlerimiz için günahsız olan dilimizin kudretini küçük görmeyelim. "Ziyaret edip, namaz kılmanın yerini tutar mı kandillerine yağ göndermek?" dediğini hiç sanmıyorum sahabe efendimizin.
"Bana dua edin, size karşılık vereyim."(Mü'min/60) diyerek açık çek veren Rabbimize günahsız bir dille dua etmemizi öneriyor Peygamberimiz(ﷺ). Günahsız dil olur mu, diye şaşıran sahabeye de şöyle açıklıyor:"Birbirinize dua edin, çünkü kimse kimsenin diliyle günah işlememiştir."