Patasana, insanın ruhuna doğru açılan tarihî ve mistik bir yolculuk. Ahmet Ümit’in bu romanda yaptığı en etkileyici şey, geçmişle bugünü sadece paralel kurgulamak değil; onları adeta aynı kalp atışında buluşturmak.
Hititler dönemine ait günlüklerle günümüz Güneydoğusu’nda işlenen cinayetlerin iç içe geçişi, bana hep şunu hissettirdi: İnsan değişmiyor. İktidar hırsı, aşk, kıskançlık, ihanet ve inanç… Binlerce yıl geçse de aynı duygular, farklı kostümlerle sahnede kalmaya devam ediyor. Patasana işte bu “insanın değişmeyen özü”nü çok güçlü biçimde gösteriyor.
Ahmet Ümit tarihi bir arka plan süsü olarak kullanmıyor; onu yaşayan, nefes alan bir gerçeklik gibi kuruyor. Karakterlerin zaafları, korkuları ve tutkuları fazlasıyla gerçek. Ne tamamen iyi ne tamamen kötü insanlar var. Herkes gri. Bu da romanı sadece bir polisiye değil, aynı zamanda psikolojik ve felsefi bir sorgulama metnine dönüştürüyor.
Polisiye sevenler için sürükleyici; edebiyat sevenler için ise düşünsel bir derinlik sunuyor. Ve kitap bittiğinde geriye şu soru kalıyor:
“İnsan gerçekten değişebiliyor mu, yoksa yalnızca zaman mı değişiyor?”
PatasanaAhmet Ümit