“Uçurum uçurumu çağırır Bahattin.Yaklaşma o kadar.Kendini görürsün.İçine atlarsın.Kendinde ölürsün.Yük olma kendine.İstila etme güzel taraflarını karanlıklarınla.Bırak içeriden ölelim.Ağır ağır.Öyle birden olmaz.Sonra şiir oluruz.Bu şiir gittiğimiz her yerde söylenir ardımızdan.Sonra da intihar edecek herkes nasiplenir bu yalnızlıktan.”
“Ölmeden öldürülürüz sözle.Çünkü biz metafizik hayvanlarız.Kurumların kırıntılarıyla beslenen kapı korkuluklarıyız.Korkuluk neden insan formundadır?Dünyanın en korkunç canlısının tezahürü olduğu için mi?Kaç ölü istiyor hayat biri yaşasın diye ?Korkuluk ölsün, kargalar yaşasın.”
“Ağlamayı güçsüzlük sanma.Ağacı bahçeyi sular ama, kendini sulamayı unutur insan, sürekli güçlü görünmeye çabalar.İşte bu çaba kuraklaştırır.Kalbini sula, kendini sula.Kuraklaşıyorsun.Kendini kandırabilirsin ama, aynaya baktığında karşında gördüğünü kandıramazsın.Ve eğer bu cümle seni bir yerden yakaladıysa bırak kök salsın, yeşermeye başlasın.”