Sıradan bir gün içinde yapılan her küçük hareketin kişiliği oluşturduğunu ya da çökerttiğini, bu nedenle de insanın gizli odasında yaptıklarını bir gün çatılara çıkıp haykırmak zorunda olduğunu unuttum. "Kendimin efendisi" olmaktan çıktım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir sanatçıya ancak gençlik taç giydirebilir. Genç olmanın gerçek ayrıcalığı budur, bir de gençlik bunu bilseydi! Ama aşağılanma, küçümsenme günleri şöhret günlerinden farklıdır. "Refah", "haz" ve "başarı"nın kaba iplikle dokunabileceğini, oysa en hassas yaratının keder olduğunu henüz bilmiyorsun. Düşünce ya da hareket evreninde kımıldayan hiçbir şey yoktur ki, "keder"i zarif ama korkunç biçimde titreştirmesin. Gözün göremediği güçlerin yönünü kaydeden incecik, dövülmüş altın varak bile onunla karşılaştırıldığında kaba kalır. "Keder", "sevgi"nin eli dışında hangi el değse kanayan bir yaradır, "sevgi"nin eli değdiğinde bile kanar ama ıstırap vermez.
Hayatta önemli olan şeyler göründükleri gibidirler, bu yüzden de, sana tuhaf gelse bile, yorumlanmaları genellikle zordur. Oysa önemsiz şeyler, birer simgedir.
Tenin günahları bir hiçtir. Doktorların tedavi edeceği birer hastalıktır; tedavi edilmeleri gerekiyorsa. Utanç verici olan, yalnızca ruhun günahlarıdır.