• Varidat (kalbe gelen düşünceler) buluttan bile daha hızlı geçip gider. Geriye yaşanan zaman ve içindekiler kalır.
  • tahirü'l-mevlevî, istiklâl mahkemesi hatıraları
    2. feridüddin attar, esrarnâme
    3. mehmet nusret tura, o'nun güzel isimleri; sunullah gaybi, sohbetnâme
    4. erzurumlu ibrahim hakkı, insan-ı kamil
    5. ibn ataullah el-iskenderî, gelin tacı
    6. darkavî, mektuplar; ahmed el-alavî
    7. hz. ali cenkleri
    8. köstendilli ali alaeddin el halveti, telvihât
    9. abdulkadir geylani, fethu'r-rabbani
    10. ibn arabî; mevlana, fihi ma fih
    11. aynülkudat hemedanî, temhidat
    12. nizamülmülk, siyasetnâme
    13. imam gazali, kimya-i saadet, eyyühel veled, mişkatü'l-envar
    14. nuşirevan, zafernâme; kenan rıfai, sohbetler
    15. azizüddin nesefi, insan-ı kamil
    16. şebüsteri, gülşen-i râz
    17. ismail rusuhi dede, minhacu'l-fukara
    18. feridüddin attar, hüsrevnâme
    19. muhammed sadık erzincanî, terbiyenâme
    20. ihvan-ı safa; mahmud erol kılıç, ayırmaya değil birleştirmeye geldik
    21. el-kindî, risâleler; imam gazalî, tehafütü'l-felasife
    22. hazinî, cevahirü'l-ebrar min emvac-ı bihar
    23. eşrefoğlu rumî, müzekki'n-nüfus
    24. imam rabbani, mükaşefat-ı gaybiyye
    25. şah veliyullah dıhlevî, hüccetullahi'l-baliğa
    25. el-muhasibî, er-riâye
    26. hz. süleyman'ın meselleri
    27. hucvirî, keşfu'l-mahcûb
    28. kamile ünlüsoy, anadolu'da hz. ali tasavvurları
    29. hüseyin vassâf, vakıat
    30. molla camii, şerh-i rubaiyyat
    31. nasıruddin tusî, ahlâk-ı nasırî
    32. sultan murad han, fatih sultan mehmet'e nasihatler
    33. mustafa bin muhammed el kastamonî, şerh-i kemalat-ı çehar yar-ı güzin
    34. abdulcebbar en-nifferî, mevakıf
    35. şeyh bedreddin, varidat
    36. imam nevevî, kırk hadis
    37. fahreddin-i ırakî, uşşâknâme
    38. ebu nevid sühreverdi, yol ahlâkı
    39. ismail hakkı bursevî, şerh-i rümuzat-ı hacı bayram veli
    40. ismail hakkı bursevi, niyazi-i mısrî, çıktım erik dalına
  • Varidat (kalbe gelen düşünceler) buluttan bile daha hızlı geçip gider. Geriye yaşanan zaman ve içindekiler kalır. Giden düşüncelerden geriye sadece izi ve bıraktığı etkileri kalır. Sen sen ol, kendini gelen vakitte karşılaşacağın şeylere hazırla. Çünkü içinde bulunduğun vakitte değerlendirip istifade ettiklerin hiç şüphesiz bir gün sana yaracaktır.
  • İnsan;

    *şu kâinat ağacının en son ve en cem'iyetli meyvesi

    *ve hakikat-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi

    *ve kâinat Kur'anının âyet-i kübrası ve ism-i a'zamı taşıyan âyetü'l-kürsisi

    *ve kâinat sarayının en mükerrem misafiri ve o saraydaki sair sekenelerde tasarrufa me'zun en faal memuru

    *ve kâinat şehrinin zemin mahallesinin bahçesinde ve tarlasında, vâridat ve sarfiyatına ve zer' ve ekilmesine nezarete memur ve yüzer fenler ve binler san'atlarla techiz edilmiş en gürültülü ve mes'uliyetli nâzırı

    *ve kâinat ülkesinin arz memleketinde, Padişah-ı Ezel ve Ebed'in gayet dikkat altında bir müfettişi, bir nevi halife-i arzı ve cüz'î ve küllî harekâtı kaydedilen bir mutasarrıfı

    *ve sema ve arz ve cibalin kaldırmasından çekindikleri emanet-i kübrayı omuzuna alan

    *ve önüne iki acib yol açılan, bir yolda zîhayatın en bedbahtı ve diğerinde en bahtiyarı, çok geniş bir ubudiyetle mükellef bir abd-i küllî ve kâinat sultanının ism-i a'zamına mazhar ve bütün esmasına en câmi' bir âyinesi

    *ve hitabat-ı Sübhaniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hâssı

    *ve kâinatın zîhayatları içinde en ziyade ihtiyaçlısı ve hadsiz fakrıyla ve acziyle beraber hadsiz maksadları ve arzuları ve nihayetsiz düşmanları ve onu inciten zararlı şeyleri bulunan bir bîçare zîhayatı

    *ve istidadca en zengini ve lezzet-i hayat cihetinde en müteellimi ve lezzetleri dehşetli elemlerle âlûde ve bekaya en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstahak ve devamı

    *ve saadet-i ebediyeyi hadsiz dualarla isteyen ve yalvaran

    *ve bütün dünya lezzetleri ona verilse, onun bekaya karşı arzusunu tatmin etmeyen

    *ve ona ihsanlar eden zâtı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen çok hârika bir mu'cize-i kudret-i Samedaniye

    *ve bir acube-i hilkat ve kâinatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazat-ı insaniyesi şehadet eden..
  • İşte cesed-i hayvaninin hüceyratından (hayvanların cesetlerindeki hücrelerden) ve kandaki küreyvat-ı hamra (alyuvar) vebeyzadan (akyuvar) ve zerratın tahavvülatından (atomun hareketlerinden, değişimlerinden) ve cihazat-ı bedeniyenin (bedendeki cihazların) tenasübünden (birbirine uyum içinde olmasından) tut, ta denizlerin varidat (gelir) ve masarifına (giderlerine) ta zemin altındaki çeşmelerin gelir ve sarfiyatlarına.. ta hayvanat ve nebatatın tevellüdat (doğum) ve vefiyatlarına (ölümlerine) .. ta güz ve baharın tahribat ve tamiratlarına.. ta unsurların ve yıldızların hidemat ve harekatlarına (hizmet ve hareketleri) .. ta mevt ve hayatın (ölüm) ziya ve zulmetin ve hararet ve burudetin (soğuğun) değişmelerine ve döğüşmelerine ve çarpışmalarına kadar o derece hassas bir mizan ile ve o kadar ince bir ölçü ile tanzim edilir ve tartılır ki, akl-ı beşer hiçbir yerde hakiki olarak hiçbir israf hiçbir abes (faydasızlık) görmediği gibi, hikmet-i insaniye (ilimler ve yeni çağ felsefesi) dahi, her şeyde en mükemmel bir intizam, en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor (ilimler) Belki o hikmet-i insaniye (makul filozofların felsefeleri ve ilimler) o intizam ve mevzuniyetin bir tehazürüdür, bir tercümanıdır.”
  • 160 syf.
    ·7/10
    Spinoza, hem hayat öyküsüyle hem de fikirlerini ifade ediş tarzıyla hep ilgimi çekmiş bir filozoftur. Bu ilgim universite yıllarında tasavvuf okumalarımın yoğunlaştığı dönemde daha fazlaydı. Spinoza'nın panteizmi ile tasavvufun temelini oluşturan vahdet-i vücud düşüncesi arasında bir benzerlik olduğunu düşünürdüm. Spinoza felsefesinde tıpkı tasavvufta olduğu gibi mistik bir boyut olduğu kanısındaydım. Tabi zamanla Spinoza üzerine okumalarım arttıkca bunun böyle olmadığının, Spinoza'nın felsefesinin tamamen mayeryalist bir felsefe olduğunun farkına vardım. Beni yanıltan Spinoza'nın kullandığı terminolojiydi. Onun terminolojisinde doğa ve Tanrı aynı şeydi.İnsanın Tanrı'nın parçası oldugunu söylerken aslında doğanın bir parçası olduğunu söylüyordu. Bedenden ayrı ruh diye bir şey yoktu. İnsan kendi kaderinin bile belirleyicisi degil, doğanın dayattığı kör bir determinizmin oyuncağıydı. Özgür iradesi yoktu, kendi kararlarını vermekten acizdi. Ama tüm bunları tersine çevrilmiş bir terminolojiyle dile getiriyordu, bu da benim kafamı karıştırıyor ve beni yanıltıyordu. Buna benzer bir terminoloji kullanımı Şeyh Bedrettin'in Varidat isimli eserinde de vardır. Orada da İslam inancına ait bir çok metafizik unsur maddeci bir anlayışla tevil edilmistir. Sonuç olarak hiçbir metafizik unsur içermediğini anladığım felsefesi benim için çekiciliğini yitirmesine rağmen, Spinoza ilginç kisiliği, hayatı ve fikirlerini ifade ediş tarzıyla bir ölçüde ilgimi cezbetmeye devam ediyor. Bu eseri de bu yüzden okudum. Spinoza'yla ilgilenenlere de eseri tavsiye edebilirim.
  • Varidat (kalbe gelen düşünceler) buluttan bile daha hızlı geçip gider. Geriye yaşanan zaman ve içindekiler kalakalır.