Bu, onun içinde besleyip büyüttü en içrek arzusuydu; evet belki ahmak bir insanın ahmakça arzusuydu, ama insan ne kadar ahmak olursa, arzusuna erişme konusunda da o kadar inatçı olur.
Ah! Çalışmak kendi emeğiyle yaşamak ne güzel şeydir! Ama yalnızca güçlü insanlar ve bir de lanetli bir günahla doğuştan çalışmaya mahkum olanlar dost olabilirler bu güzellikle. Yalnız onları korkutmaz çalışmak. Çünkü birinciler çalışmanın anlamını, onun bağrından sakladığı zenginliği kavramışlardır, bu bakımdan onun zevkine de varabilirler; ikinciler içinse çalışmak doğuştan bir zorunluluk, sonra da alışkanlıktır.
Birbirlerine bağırıp çağırırlardı, sanki kötü sözün geri alınamayacağını ve unutulamayacağını bilmezlermiş gibi. Sanki insanların ağız dolusu hakaret edip, yarım ağızla barıştıklarını bilmezlermiş gibi, her defasında aşktan bir şeyleri koparıp götürdüğünü geriye de neredeyse bir şey kalmadığını bilmezlermiş gibi. Belki de biliyorlardı ama ellerinden bir şey gelmiyordu.