Bir hayata sahipsin, iyi ya da kötü. Yaşadığın her şey sadece sana ait. Attığın her adımda karşına çıkabilecek engellere göğüs gererek mücadele etmelisin.
Birçok tecrübe edineceksin ama bunların birkaçını değil neredeyse hepsini yaşayarak görecek, doğruyu yanlışı ayırt edeceksin. Bazen yanlışı seçecek sonuçlarına katlanacaksın. Ama bu seni yıkmayacak. Çünkü dibe batmadan zirveye ulaşamayacaksın. Bazen de şans eseri doğruyu bulacak ve bununla gururlanacaksın. Belki bu uğurda çok kayıplar vereceksin, yalnız kalacaksın, ‘ben doğrunda da yanlışında da hep senin yanındayım.’ diyecek kimsen olmayacak. Çünkü seni güçlü sanacaklar. Bırak öyle bilsinler. Seni yolundan vazgeçiremeyecekler. Hedeflerin, başkaları için komik ve umursanmayacak kadar basit gelebilir. Hatta çoğu kez sana gülecek ve başkalarına karşı sorumlulukların ile hayatını irdelemeye çalışacaklar. Düştüğün zamanlarında; sadece kendi yaşam pencereleri içinde olup bitenlerle ilgilenen ve yakınında olan kişiler onlara karşı acımasız olduğunda, senden kötüsü olmayacak. Ve sen dürüstçe haklı olarak yaptığın acımasızlığın için asla özür dilememeyi öğreneceksin. Acıyarak kırılan kalp, acıyla yoğruluyor. Aslında sen neşeyle, hevesle çıktığın yolda; sana değer veren ya da öyle sanan insanların elinde zamanla acımasız şekline bürünmeye başlayacaksın. Aynaya bakarken, bakmak ile görmek arasındaki farkı ayırt edemeyen insanlar sadece kendini hep kendini görür. Sen kırmamaya, üzmemeye dikkat edeceksin. Ama onlar en ufak hatanda kıracaklar kalemini.
Sen Polyanna’yı oynayacaksın. Onlar unuttun sanacaklar. Kendini hep birilerine bir şeyleri anlatmaya çalışırken bulacaksın. Karşında seni duyacak kimsen olmayacak. Bazen deliyi oynayacaksın. Akıllı olunca kirlenen dünyaya tahammülün kalmayacak. Ama seni deliyken de rahat