Puan vermedi·496 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 14:07
Bakış açısı bağlamında bir "kurumsal iktisatçı" olarak Daron Acemoğlu'nun kitabını okumak zorundaydım. Her ne kadar Acemoğlu, Douglas North'un Yeni Kurumsal İktisatçılarından olsa da bu işin atası ve kurucusu olan Thorstein Veblen'in mezarında kemikleri sızlıyordur her halde. Açıkçası Yeni Kurumsal İktisat kapsamında değerlendirdiğimizde Acemoğlu'nun bir çeşit lehimci mühendis gibi Neoliberal iktisadın kusurlarını yamayanlardan olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Çünkü hepimiz (tüm iktisatçılar) biliyoruz ki Marjinal Devrim'den itibaren iktisadın içi boşaltılmış; tarihsiz, toplumsuz, felsefesiz ve insani özelliklerden uzak tamamen matematiksel düzleme sabitlenmiş bir iktisat oluşturuldu. Oysa bir şeyin içinde insan varsa o şey tamamen matematiksel olamaz. Mutlaka duygular ve dolayısıyla insani özellikler o kavrama girmek zorundadır. Neyse buralara girmeyeyim. Kitapta neden bazı toplumların daha iyi durumda olduğu, bazılarınsa sürünmekte olduğu kurumsal özellikleriyle açıklanmış. Tamamen yanlış değil elbette. Ama birçok eksiği var. Tüm kapitalistlerin ve onların sözcülerinin ortak hatası (hata dediğime bakmayın bilerek yapıyorlar) burada da devam ediyor. Tek yönlü bakış ve insanı "kelle" olarak sayan bir düşüncenin (kapitalizmin) arkasına gizlendiği yanıltıcı bir teori sadece. Üstelik bunu yapan kişi (Acemoğlu) bu konuda Nobel alabilecek kadar kapitalizmin hizmetinde.
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma
Puan vermedi·349 syf.··
2026 1. kitabı
Dün akşam Veblen'in "Aylak Sınıfın Teorisi" kitabını bitirdim. Kitapta uzun cümleler ve Arapça sözcükler olduğundan dolayı yazarı anlamakta zorlandım. Buna karşın ufkumu çok genişletti. "Bilginin laneti" (Veblen'in teorileri gibi) olduğunun ayrımındayım. Kendi yurdumda gurbette olmayı çoktandır göze aldım. Onu okumasam eksik kalırdım. Kanımca, toplumu oluşturan sınıfları yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve kültürel olarak da çözümlemeli... Bu açıdan Veblen'in analizleri içimi temizledi... Yazar ne anlatıyor peki? Çok kabaca özetlemek istiyorum. Ona göre, "gösterişçi aylaklık" üretken bir faaliyette bulunmamanın adıdır. Zamanı "boşa harcamanın" sembolüdür. Bu kavram, çalışmak zorunda olmadığını kanıtlamak için bir statü göstergesidir. Örneğin, Latince öğrenmek, protokol kuralları veya binicilik gibi "üretimle ilgisi olmayan" uğraşlar, kişinin zamanının çok olduğunu, çalışmaya gereksinimi olmadığını gösterir. Yazar ilerleyen bölümlerde "gösterişçi tüketimden" söz eder. Bireyler, bir malın faydası için değil, o malı alabilecek maddi güce sahip olduklarını başkalarına kanıtlamak için tüketim yaparlar. Lüks otomobiller, pahalı mücevherler veya marka kıyafetler, bireyin toplumsal hiyerarşideki yerini ilan eden "nişanlar" gibidir. Örneğin, bir evde çok sayıda hizmetçinin olması, ev sahibinin ne kadar büyük bir aylaklık kapasitesine sahip olduğunun kanıtıdır. Gösterişçi tüketim, gereksinimlerin çok ötesinde, sırf başkalarına zenginliğini sergilemek amacıyla yapılan savurganlıktır. Burada artık harcanan zaman değil, sergilenen maddi varlıktır. Sosyolog, "beğeninin maddi koşulları" bölümünde toplumu çözümlemeyi sürdürür. Biz bir şeyi gerçekten güzel olduğu için değil, o şeyin pahalı olduğunu ve bizim onu alabildiğimizi kanıtladığı için "beğeniriz". Estetik
Hayata Dair
Aylak Sınıfın TeorisiThorstein Veblen · Heretik Yayıncılık · 2015154 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·349 syf.·
2026 1. kitabı
Eğer bu kitabı 4 5 sene önce okusaydım, teoriye bu kadar bulanmazdım. Kitabın son bölümünde olan "üniversite" ile ilgili bölüme sosyal bilimlere gönül veren hemen herkes -en azından o bölüme- bir göz atmalı.
Sosyoloji
Aylak Sınıfın TeorisiThorstein Veblen · Heretik Yayıncılık · 2015154 okunma
Gösteriş, Statü ve Cinsiyet
Puan vermedi·349 syf.·
2025 12. kitabı
Thorstein Veblen’in Aylak Sınıfın Teorisi, genellikle tüketim kültürü ve sınıf ilişkileri üzerine bir iktisat klasiği olarak okunur. Ben ise kitabı, Veblen’in analizlerinde kadınların nasıl konumlandırıldığına, erkek egemen düzen içinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin hangi sembolik biçimlerle yeniden üretildiğine odaklanarak ele aldım. Bu nedenle incelemede temel perspektifim kadındır -kısacası ben,keyfim ve kâhyası- Bölüm I – Giriş Veblen, modern toplumun kökenlerini eski barbar düzene kadar götürür. Toplumun ekonomik yapısında ortaya çıkan “aylak sınıf” kavramını, üretimden azade ama statü göstergesi olarak tüketim ve gösterişle varlığını sürdüren kesim olarak tanımlar. Bu sınıfın kökeninde mülkiyet ilişkileri ve güç vardır. Bölüm II – Maddi Öykünme Toplumsal katmanlarda insanlar, üst sınıflara öykünerek yaşam biçimlerini yeniden üretirler. Gösterişçi tüketim ve aylaklık, yalnızca üst sınıfa ait değildir; alt sınıflar da prestij arayışıyla bu davranışları taklit eder. Bölüm III – Gösterişçi Aylaklık Aylak sınıfın temel özelliği üretimden kaçış ve “boş zaman”ın itibar göstergesi olmasıdır. Çalışmamak, toplumda ayrıcalık sembolüne dönüşür. Bu boş zaman, özellikle kadınlar üzerinden sahnelenir: Kadının ev içi üretimden bile azade kılınması, erkeğin servetini ve gücünü gösteren bir “itibar yatırımı”dır. Bölüm IV – Gösterişçi Tüketim Tüketim artık ihtiyaçtan çok statü göstergesi haline gelmiştir. Kadınların süslenmesi, pahalı giysiler ve ev içi tüketim malları, erkeğin ekonomik gücünü topluma ilan eden araçlardır. Burada kadın, tüketici değil, tüketim aracılığıyla erkeğin statüsünü sergileyen bir vitrindir. Bölüm V – Maddi Yaşam Standardı Veblen, toplumda kabul gören yaşam standartlarının ekonomik rasyonellikten çok “itibar ekonomisi” ile belirlendiğini söyler.
Aylak Sınıfın TeorisiThorstein Veblen · Heretik Yayıncılık · 2015154 okunma
Ruh Katli, Psikanaliz ve Yaratıcılık
Puan vermedi·368 syf.·
2025 11. kitabı
Leonard Shengold’un “ruh katli” kavramı, çocuğun ruhunun nasıl öldürülebileceğini anlatıyor. Kulağa sert geliyor ama kitabın derdi tam da bu: İhmal, şiddet ve sevgisizlik, çocuğun “kendi olma” kapasitesini ve güven duygusunu öyle derinden sarsıyor ki, ileride tüm ilişkilerine gölge düşüyor. Psikanalizden bildiğimiz bazı kavramlar Shengold’un düşüncesini daha anlaşılır kılıyor. Freud’un tekrar zorlantısı mesela… Travmaya uğramış bir insan, farkında olmadan aynı sahneyi yeniden ve yeniden yaşar. Güvenilmez bir anne-baba figürü, yetişkinlikte güvenilmez partnerlerde ya da otoriter iş ilişkilerinde tekrar eder. Aslında bu, bilinçdışının travmayı iyileştirme çabasıdır; fakat çoğu kez yeni yaralar açar. Winnicott’un “yeterince iyi anne” kavramı da burada işe yarar. Yeterince iyi bakım, çocuğun özgün benliğini (true self) korur. İhmal ve baskı ise onu sahte benlik (false self) yaşamaya zorlar. Shengold’un “ruh katli” tam da bu yoksunluğun, bu bastırılmanın uç noktasıdır. Shengold, kitabında kuramını edebiyat ve klinik örnekler aracılığıyla da somutlaştırmıştır. Kitapta Kaspar Hauser’in trajik hikâyesinden Dickens’ın Küçük Dorrit’ine, Samuel Butler’ın ebeveynleriyle çatışmalarından Swinburne’ün “dövülmek isteyen çocuk” imgesine, Jules Renard ve Kipling’in yaşam öykülerinden E. M. Forster ve Elizabeth Bishop’un eserlerine kadar pek çok yazar ve karakter inceleniyor. Shakespeare’in Kral Lear’ındaki “hiçliğin” çoklu anlamı da ruh katlinin edebiyattaki güçlü bir ifadesi olarak ele alınıyor. Bu figürler, çocuklukta yaşanan ihmal ve şiddetin bireyin hayal gücünü, sanatını ve ilişkilerini nasıl biçimlendirdiğini gösteriyor. Ayrıca klinik örnekler aracılığıyla da kavramın günümüzdeki yansıması gösteriliyor. Ama kitabın en umut verici yanı şu: Shengold, her şeye rağmen insanın
Annene Bile Güvenemeyeceksen Kime GüveneceksinLeonard Shengold · The Kitap · 20198 okunma
Aylaklar mı yoksa Elitler mi?
Puan vermedi·278 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 08:54
Veblen, kurumsal iktisadın kurucusu olarak çok ilgimi çeken bir yazardır. Ayrıca iktisatta Veblen malları diye bir tanım da var. Aylak Sınıfı, adından anlaşılan aylak değil aslında. Veblen aylak tanımını şöyle yapıyor, "üretmeden zamanı tüketen". Bu kitapta da bu konuyu açıklamış. İlk zaman toplumlarından beri üretmeden tüketen bir ayrıcalıklı toplumdan bahseden Veblen; Kapitalizmle (Merkantilist dönem ve Fizyokratlar da dahil) birlikte bu aylak sınıfın yani çok kazanan ve çalışmamakla övünen grubun gittikçe daha çok itibar ve ilgi gördüğünü ifade ediyor. Benim çok beğendiğim bir kitap. Fakat finansal okur yazarlığı olmayanlar için bir tık zor gelebilir. Şimdiden iyi bir okuma diliyorum.
Aylak Sınıfın KuramıThorstein Veblen · Urzeni Yayıncılık · 2019154 okunma