Dün akşam Veblen'in "Aylak Sınıfın Teorisi" kitabını bitirdim. Kitapta uzun cümleler ve Arapça sözcükler olduğundan dolayı yazarı anlamakta zorlandım. Buna karşın ufkumu çok genişletti. "Bilginin laneti" (Veblen'in teorileri gibi) olduğunun ayrımındayım. Kendi yurdumda gurbette olmayı çoktandır göze aldım. Onu okumasam eksik kalırdım.
Kanımca, toplumu oluşturan sınıfları yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve kültürel olarak da çözümlemeli... Bu açıdan Veblen'in analizleri içimi temizledi...
Yazar ne anlatıyor peki? Çok kabaca özetlemek istiyorum.
Ona göre, "gösterişçi aylaklık" üretken bir faaliyette bulunmamanın adıdır. Zamanı "boşa harcamanın" sembolüdür. Bu kavram, çalışmak zorunda olmadığını kanıtlamak için bir statü göstergesidir. Örneğin, Latince öğrenmek, protokol kuralları veya binicilik gibi "üretimle ilgisi olmayan" uğraşlar, kişinin zamanının çok olduğunu, çalışmaya gereksinimi olmadığını gösterir.
Yazar ilerleyen bölümlerde "gösterişçi tüketimden" söz eder. Bireyler, bir malın faydası için değil, o malı alabilecek maddi güce sahip olduklarını başkalarına kanıtlamak için tüketim yaparlar. Lüks otomobiller, pahalı mücevherler veya marka kıyafetler, bireyin toplumsal hiyerarşideki yerini ilan eden "nişanlar" gibidir. Örneğin, bir evde çok sayıda hizmetçinin olması, ev sahibinin ne kadar büyük bir aylaklık kapasitesine sahip olduğunun kanıtıdır.
Gösterişçi tüketim, gereksinimlerin çok ötesinde, sırf başkalarına zenginliğini sergilemek amacıyla yapılan savurganlıktır. Burada artık harcanan zaman değil, sergilenen maddi varlıktır.
Sosyolog, "beğeninin maddi koşulları" bölümünde toplumu çözümlemeyi sürdürür. Biz bir şeyi gerçekten güzel olduğu için değil, o şeyin pahalı olduğunu ve bizim onu alabildiğimizi kanıtladığı için "beğeniriz". Estetik