Burak

Burak
@vecdebi
27 Temmuz
74 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Rasulullah'ın (s.a.v.) tepkisinde endişe, korku ve şaşırma müşahede ediliyor. Korku hâli ile eve dönüyor kendi aklından endişe ediyor ve hanımı onu teskin ediyor. Bu ne kadar insani değil mi? Biz de böyle bir şeyle karşılaşsak herhâlde böyle tepkiler verirdik. Lesley Hazleton, bir konuşmasında bu hadiseyi yorumlarken şöyle diyor: "610 yılında bir gece Muhammed'e olan şeyi, Mekke'nin hemen dışındaki bir dağda... O gecenin elimizdeki ilk rivayetlerinde beni vuran şey, pek de orada ne olduğu değildi. Orada neler olmadığıydı. Ne olmadı? Muhammed dağdan sevinçten havalara uçarak inmedi. Yaşasın, Allah'a sonsuz şükür.' diye bağırarak koşmadı. Nur ve neşe saçmadı. Kendine eşlik eden melekler korosu, ilahi müzik, coşku yoktu, zevkten mest olma yoktu. Altın bir hale sarmamıştı onu. Gelen vahiy, Kur'an'ın hepsi bile değildi. Sadece beş ayet. Kısacası, kendisine tepki göstermeyi kolaylaştıracak hiçbir şey yapmadı. Bu vahiy tecrübesini, dünyevi kişisel hırslarını gizlemek için icat etmiş, diye eleştirebileceğimiz hiçbir şey yapmadı."
Din
Reklam
Hakeza, azatlı kölelerin mümin kardeşlikte eşit olduğunun gösterilmesi açısından, kuzeni durumunda olan ve o toplumda soylu sayılan Zeynep'in (r.a.), azatlı köle statüsünde ve aşağı görülen Zeyd b. Sabit (r.a.) ile evlendirilmesi önemlidir.
Din
Bugünkü toplumda, içkinin çok sevildiği ve insanların namazdan, niyazdan uzak olduğu bir coğrafya düşünelim. Burada toplumsal bir hareket başlatmaya çalışan bir yalancı olsaydınız, onları size katılmaları için bu denli şiddetli mükellefiyetlere mecbur eder miydiniz? Mesela, içki konusunda çok hassas davranıp namazı vs. emreder miydiniz? Tabii ki böyle yapmazdınız. Aksine, şahit olduğunuz çoğu örnekteki gibi, onların hayat tarzlarını olumlayarak arkanızda toplamaya çalışırdınız. Hele de içinde bulunduğunuz coğrafya, -örneğin içkiye alternatif olması hususunda- bugünkü gibi envaiçeşit meşrubat skalasına sahip değilse. Nitekim dönemin Arap coğrafyasında çay, soda, ayran, kola, meyve suyu vb. içecekler varken şarap yasaklanmadı. Muhtemelen -özellikle de yolculukta- o sıcağa uzun süre dayanabilecek iki içecek vardı; su ve şarap. Şarabın yasaklanması, esasında çoğu kişi için tek içeceğin su olması anlamına geliyordu. Kitleyi celbetmek isteyen kimse, onun nabzına göre şerbet verir. Nebi'nin (s.a.v.) yaptığı böyle midir? Peki O'nu böyle davranmaktan alıkoyan irade neydi?
Din
Öyle bir konu ki, İslam üzerine konuşma yapmaksızın neredeyse geçmiş 1500 yılın, hiçbir coğrafyada tarihi yazılamaz. Bu düzeyde dünyayı değiştirmiş bir fikir hakkında konuşuyoruz. Bu fikrin temas etmediği hiçbir coğrafya, toplum ve düşünür olmamasına rağmen, bu fikrin en temel meselesi olan iddiayı bir "bilinemezlik" arkasına alarak koca bir İslami metinler dizisi ve medeniyeti hakkında yorumlar yapamayız. Ondan etkilenmiş her fikir, savaş, devlet, din üzerine yorum yaparken tüm bunları etkileyen bu vakıada bir anda, "Bilemiyorum." tarzında bir kaçamak cevabın ardına sığınamayız. Eğer burada en temel mesele hakkında "Bilemiyorum." cümlesinin ardına sığınılıyorsa böyle birinin bu dönemin tüm detayları hakkında susması gerekmez mi? Bu durum, "Alfabenin ilk harfi nedir?" sorusuna "Bilmiyorum." diye cevap veren bir kişinin, hemen akabinde Kant'ın "Saf Aklın Eleştirisi" eseri üzerine eleştiri yazısı yazmak istemesi gibi abes değil midir?
Din
Mesela "Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşamamıştır." gibi ilginç bir iddianın sahibi, aynı zamanda evlilikleri üzerinden itirazın da sahibi olabiliyor. Onun epilepsi hastası olduğunu söyleyerek vahyi bu hastalığa bağlayan -yani yaptığı şeyleri iradesi ile yapmadığını iddia eden- kişinin, Nebi'yi (s.a.v.) bir toplum önderi olarak tavsif ettiğini ve tüm faaliyetlerini siyasi yorumlamaya çalıştığını görebiliyoruz. Oysa vahyin kendisi epilepsi hastalığına bağlanmışken o vahyin oluşturduğu siyaset, nasıl Nebi'nin (s.a.v.) siyasi farkındalığına bağlanabilir. Bu bize, Mekkelilerin O'nun hakkında Kur'an'da nakledilegelen "yalancı, mecnun, sihirbaz" vb. muhtelif iddialarını anımsatıyor. Bu yönü ile 1400 yıldır Kur'an'a karşı değişmeyen tutarsız iddiaları ile yine Kur'an'ın bu konudaki betimlemesini doğrulayan bir tavır olduğunu düşündürüyor.
Din