Burak

Burak
@vecdebi
Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Sultan Vahideddin Han'a, Mustafa Kemal Paşa'dan gelen ve bakan yapmasını istediği kişilerin isimlerinin yazılı olduğu listeyi götürür. Sultan listeyi inceler ve "Paşa dirayetli bir paşadır ve onun gibi askerlik sanatında mahir bir kumandanın İstanbul'da makam odalarında değil, askerin başında olması gerek. Ama onun dışında isteklerini kabul et" der. Mustafa Kemal Paşa'nın tavsiyesi üzerine Bahriye Nezareti'ne getirilen Hüseyin Rauf Bey (Orbay), Türkiye'nin işgaline sebebiyet veren ve düşmanların önünü açan, Türk ordusundaki askerleri terhis ettiren, tüm limanları ve tersaneleri düşman himayesine bıraktıran ve türlü rezaletlerin sebebi "Mondros Ateşkes Antlaşması”nı imzalamıştır.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendisiyle başlamış olan münasebeti azami derecede ilerletmek fırsatı elimde iken, müstağni (çekingen) davrandım. Bir defadan maada ziyaretine gitmedim. Hatta bu defa İstanbul'dan ayrılırken veda dahi etmedim. İşte teessür bundan ileri geliyor. -Mustafa Kemal
Sayfa 108·Kitabı okudu
Tarih
Eyüp'te arabalara binileceği sırada Talat Paşa, Boğaz'dan düşman tayyare filoları geçmiş olduğuna dair telgraf aldığını haber vermişse de Hünkâr, "Onlar dindar adamlardır; böyle bir dini merasim esnasında taarruz etmezler" diyerek bir telaş göstermedi. (Ne tuhaf değil mi, İngilizler için "Dindar insandır onlar, böyle dini özelliğe sahip bir günde bombardıman yapmazlar" demiş.) Halbuki o gün İngiliz uçakları bombardıman yaptı. Hatta ilerleyen günlerde bir kez daha yaptı ve pek çok ev harabe ve kullanılamaz duruma geldi. Çoğu çocuk olmak üzere pek çok sivil insan öldü. Bu durum Sultan Vahideddin Han'ın hain olduğunu mu gösterir, yoksa ilmi siyasetten uzak yetiştirildiğini ve milletlerin sosyolojik ve antropolojik yapıları hakkında bilgisi olmadığını mı gösterir? Bir de bu adam hain ise ve İngilizler de bu hain adamın işbirlikçisi ise, İngilizler niçin işbirliği içerisinde çalıştıkları bu hainin kılıç kuşanma töreninin yapıldığı gün, İstanbul'u bombalıyorlar ve ihanet içinde bulunan ortaklarının imajını halkın gözünde çiziyorlar.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Tarih
Biz Sultan Vahideddin Han'ın hatasız olduğunu savunmuyoruz. Hiçbir zaman böyle bir iddiamız olmadı. Sultan Vahideddin Han, devletin başında bulunduğu dört küsur sene boyunca onlarca hata yaptı, ama asla hainlik yapmadı. Hata ile hainlik arasında -içine kâinatın girebileceği kadar- büyük bir mesafe vardır. Her hata yapan hain ise, o zaman bugün bizi idare edenler dahil tüm yöneticiler hain. Böyle sakat bir mantık yapısı olur mu? Hata yapmak idare mekanizmasının başında oturan her insan için kaçınılmaz bir haldir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Tarih
Şehzade Mehmet Vahideddin Efendi hain biri olsaydı gözden ırak ve 1916'ların İstanbul'unda -hakikaten de ismi gibi- bostan tarlalarıyla meşhur bir köy olan Çengelköy'de bir köşkte kalmaz, daima göz önünde olmak ve kendisine bir gelecek hazırlamak için mesela Şişli, Nişantaşı ya da Beşiktaş gibi o günlerin moda ve gözde semtlerinden birinde oturur ve şehir merkezinde bir yerde kalırdı. Ben, hain bir şehzade olsam ve mesela iddia edildiği gibi hainlik derecesinde bir İngiliz hayranı olsam, o günün "İngiliz Büyükelçiliği"nin bulunduğu Taksim Tepebaşı'na yakın bir yerde oturur, İngiliz Büyükelçisiyle irtibatımı dostluktan öte kardeşlik durumuna getirir ve onlar gibi yaşamaya başlardım. Mesela Damat Ferit Paşa böyle biriydi. Hayatını tam olarak bir İngiliz asili gibi devam ettirirdi. Ayakkabı bağcığını bağlama metodundan tutun da, manikürlü ellerine kadar... Saray teşrifatlarının tam olarak yaşandığı Baltalimanı'ndaki köşkünde İngiliz şarkıları çalınır, bahçesinde akşam beş çayları içilir ve suareler, yemekler, sefirli toplantılar tertipler, bu programlarda smokinler giyer, hanımı Mediha Sultan ise açık dekolteli tuvaletle misafirleri karşılardı. Ve yemeklerden sonra Damat Ferit, misafirlere piyanoda "Haydn" çalardı. Ben de bir "hain" olarak işte tam da böyle bir hayat yaşardım. Ama Şehzade Vahideddin Efendi, hiç de böyle şeyler yapmamış, bir köyde yaşamış, kanun çalmış, orada yaşayan köylülerle samimi olmuş ve işi olmadıkça İstanbul'un merkezine yani Avrupa yakasına hiç geçmemiştir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Tarih