Burak

Burak
@vecdebi
Şimdi bu satırları okuyan malûm güruh hemen diyecek ki, müşkilat çekme, Mustafa Kemal Atatürk'ün yazdığı Nutuk kitabını oku anlarsın. O kitapta Paşa, Sultan Vahideddin Han için "Alçalmış bir hain" tabirini kullanıyor. Evet doğrudur. Mustafa Kemal Paşa Nutuk'ta öyle söylüyor. Ama o günlerin  sosyolojik ve kültürel yapısını bilenler için bu durum çok anlaşılır bir durumdur. Paşa tabi ki alçak ve hain sıfatlarını kullanacaktır. Ne yani 600 yıllık bir imparatorluk geleneği, insanların genlerine işlemiş köklü sosyal normlar ve devletin mevcut bürokratik yapısı aksi halde nasıl kırılacaktı?... Bir adam çıksa ve içinde bulunduğu toplumun 600 yıl yaşadığı toplumsal yapıyı devlet şekli itibari ile değiştirmeye kalkışsa ama geçmişte bulunan idarecileri ve idari yapıyı kötülemese yeni kuracağı sistem, eskisinin karşısında ne kadar direnç gösterebilir ki? Elbette ki geçmişte bulunan idari yapıyı kötüleyecek ki yenisi kök tutup filizlensin. Eskiyi kötülemeden yeni bir sistem kurmaya kalkışsan ama dediğim gibi eskiyi de kötülemesen, sana demezler mi eskisinin ne kötülüğü var ki yenisini kurmaya çalışıyorsun?... Eskisinin aksayan yönleri varsa tamir et, düzelt ve eskisiyle yola devam et. Kolay değil 600 yıllık köklü bir hayat tarzından, bir sosyal dinamikten bahsediyoruz. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu külü üzerinde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak için eski yönetim şeklini kötülemesi gerekiyordu ve o da öyle yaptı. Ama kötülediği insan, Sultan Vahideddin Han, gerçekten vatanı satan bir hain olsaydı, 17 Mayıs 1926'da, Sanremo'da vefat ettiğini Adana'da bir yurt gezisindeyken öğrenen Mustafa Kemal Paşa'nın gözleri dolmaz ve etrafında bulunan insanlara hitaben "Az evvel bir haber aldım. Çok namuslu bir insan öldü. Eğer isteseydi yurdu terk ederken Topkapı Sarayı'nın bütün
Sayfa 209·Kitabı okudu
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İzmir'in İşgalinde Yaşanan Bazı Olaylar
İzmir'de Yunan askerleri, yokluğundan yararlanarak evine girdikleri bir subayın eşine tecavüz ettikten sonra, 4-5 yaşındaki kızının cinsel organına parmak sokarak kızlık zarını bozarlar. Kulaksızzade Mehmet Efendi'nin evine zorla girilir, kendisi, eşi, kızı ve kızının biri beş yaşında, öteki altı aylık olan çocuğu süngülenerek öldürülür. İzmir Limanı'ndaki gemisinden kıyıyı (daha doğrusu Türk kıyımını) seyreden bir İngiliz deniz subayı, bu sırada rıhtımda su diye inleyen yaralı bir Türk erinin üzerine çömelen bir Rum kadının, askerin ağzına işediğini görür. Yunan devriyeleri, Aşağı Kozdibi Mahallesi'nden 18 yaşındaki... Hanım'a tecavüz ettikten sonra, ellerini kesip cinsel organına sokarak öldürürler. 29 Mayıs 1919 günü, Söke'nin Yoran Köyünde ... Efendi'nin evi yağma edilir, eşine kocasının gözü önünde tecavüz edilir. 4 Haziran 1919 günü, Nazilli işgal edilir. Tecavüz, yağma ve öldürme başlar. Minarede ezan okuyan müezzinler kurşunlanır.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Tarih
Ben İstanbul'a yirmi bir yaşında geldim. Hukuk Fakültesi'nin birinci sınıfında okurken sınıf arkadaşlarımdan birinin tavassutu ile Cerrahpaşa Camii'nin meşrutasında bir meşk grubuna dahil oldum. Orada birçok ilahi ile birlikte klasik şarkılar da meşkettim. Bir zaman bu meclisin öyle tiryakisi oldum ki, meşkin icra edildiği Cumartesi günlerini iple çekiyordum. Bir taraftan bu meşk meclisine devam ederken bir taraftan da üniversite kantininde İslâm davasını anlatmaktaydım. Bir ara cevaplandırmakta güçlük çektiğim bir sualle karşılaşınca kendi kendime dedim ki: <Sen zevkan tatmin olmak için bu meşk meclisinde harcadığın zamanı İslâmî bilgiler edinmek maksadıyla harcamış olsaydın belki de laik sistemin anaforunda imani bir zaafa sürüklenmiş olan şu arkadaşlarına daha faydalı olurdun. Nasıl ki dini kaideler ehemmiyetlerine göre farz, vacib, sünnet, müstehab, ilh. sıralanıyorsa aynen muktesebatını takviye için yapabileceğin işler de böyle ehemmiyet derecelerine göre sıralanmalıdır. Maslahat iktizası olarak musiki ile iştigal etmek davamızın ancak galebesinden sonra bir ehemmiyeti haiz olabilir. Farz olan cihadı terk edip bir müstehabla iştigâl etmen yanlıştır.» Bu düşünceyle meşk meclisini terk ettim ve Fâtih'de Mustafa Sabri Sözeri Hoca'nın aynı gün ve saatteki Arapça derslerine devama başladım. -kadir mısıroğlu
Sayfa 109·Kitabı okudu
Din
İslam dünyasında her şey ters yüz olmuş durumda. Mesela şimdi bir sorun hakkında düşünülüp çözüm arama faaliyetine girişildiğinde ne yapılıyor? Bir çözüm buluyoruz ve sonra bulduğumuz bu çözümü Kur'ân ve Sünnet'e onaylatmaya götürüyoruz; Kur'ân ve Sünnet o çözümü onaylamazsa nassın tarihsel olduğu vb. tezler ileri sürerek onu değiştirme teşebbüsünde bulunuyoruz. Halbuki öncelikle Kur'ân ve Sünnet'ten hareket etmek gerekiyor. İslam ve onun peygamberi, nefislerimizi Kur'ân ve Sünnet'in kabullerine göre şekillendirmemiz için gönderildi. Yoksa Kur'ân ve Sünnet'i kendi kabullerimiz doğrultusunda şekillendirmek için değil... Ama modern zihin, vahye ve peygambere muhtaç değilmişçesine hareket ediyor. Bu tersyüz olmuş durumu ıslah için öncelikle zihinlerimizi Batı etkisinden kurtarmamız gerekiyor. Çünkü Batı, kültürümüz ve düşüncemiz üzerinde çok fazla egemen.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Din