Belki bütün ülkelerde içinde yaşanılan yapı eleştiriye konu edilebiliyor. Her ülke ahalisi kendi yurdunu kınamakta aceleci davranıyor belki. Çünkü hep başkasının elindekine bakmaya, başkasının elindekini kapmaya alışmış bir dünya kültürü içinde yaşıyoruz. Ama bu "başkasına bakma", "başkasına göre kendini ayarlama" duygusu sanmam ki bir diğer ülkede Türkiye'dekinden daha azgın olsun. Bunun sebebi açık: Türkiye kendi değerlerini yok sayma konusunda dünyadaki bütün milletleri geride bırakmıştır. Türk aydını dediğimiz acayip yaratık kendi ülkesinde yaşayan değerleri görmezlikten gelmekle kalmaz, uygun bulduğu bir başka kültürün unsurlarını öz malı sayıverir.
İdeolojiler sağcı olsun solcu olsun, Türkiye dışında beğendikleri ifade, alışkanlık ve üslûpları bu topraklara taşımakta en kolay aracı durumuna gelmişlerdir. Yunanlıların "Megalo İdea"sı mı var, bizim de "Büyük Ülkümüz vardır, Rusya'da sahnedeki sanatçı alkışlanırken o da seyircileri mi alkışlıyor, hemen biz de öyle yaparız, İranlılar mustazaf mı dedi, biz de... Neden böyle oluyor? Niçin Türkiye'de etkiler belli bir etkileşim sınırının üzerine çıkıyor? Neden Türkiye'nin öğrencileri yıllar yılı Fransız, Alman, Amerikan, İngiliz eğitim sistemlerinin deneme tahtası oluyor da, bugüne kadar bu toprakların özüne uygun bir eğitim sistemi tatbikat sahası bulamamıştır? Bütün bu soruların cevabının bizlerin genel tavrında saklı olduğu söylenebilir.