Burak

Burak
@vecdebi
Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil, Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil! ... Dervişlik olsaydı tâc ile hırka, Biz dahî alırdık otuza kırka!
Sayfa 39·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat her şeyden evvel şunu ifâde etmek gerekir ki, tasavvuf, nazarî değil, tatbikî bir ilimdir. Yani satırlardan okumakla değil, ancak yaşamakla gerçek mânâda idrâk edilen bir ilimdir. Nitekim Muhammed Pârsâ Hazretleri bu hakîkati şöyle ifâde buyurur: "Bu Hâcegân tâifesinin sözleri, ezbere aktarılan şeyler değil, bizzat yaşanan hâller ve tadılan zevklerden ibârettir. Bu yüzden basîret ehli, bu sözler için 《fıkhullâh-ı ekber (Allâh'ı tanımanın en büyük ilmi) ve bürhân-ı azhar (en açık delil)》 demişlerdir. Bu mübârek tâifenin sözlerini tefekkür sâyesinde oluşan yakîn (kesin bilgi), kerâmet görerek oluşan yakînden daha üstündür."
Sayfa 26·Kitabı okudu
Din
Mahalledeki tekkede uzun bir süre görev yapan hocamızla sohbet ediyorduk, birden bir konu açıldı; "eşyaya saygı duymak". Görev yaptığı tekkede bir kez olsun kapı kapanma sesi veyahut ayakkabılık kapaklarının çarpma sesini duymamış. Bunu ilk söylediğinde cemaatin yokluğundan yakınıyor sanmıştım meğer tekke cemaatinin eşyaya olan saygısını anlatmaya çalışıyormuş... Adamlar kapı kolunu, pencere kolunu falan öpüyormuş. Ne büyük aşk... "Yaratılanı severim yaratandan ötürü." sözünün hakikati burada anlaşılıyor. Materyalistler gibi maddeye taptıklarından değil; onu yaratandan dolayı saygı...
Din
Sıkıntı esastır: Genç kendi varoluşunun hakikatini İslâm'da bulduğu için müslüman oluyor. Yani, "müslüman oldum, tamam sıkıntım bitti." diye birşey yok; varoluş çilesini aslında çekmek var... Meseleyi hemen müşahhas plâna aktarayım: Bir av köpeği yarım saat su dolabına bağlansa, yorgun ve mutsuzdur... Buna karşılık 6-7 saat avda koştursa, yorgundur, bitkindir, ama tabiatına uygun bir iş üzerindedir...
Sayfa 279·Kitabı okudu
Din
Şimdi, Necip Fazıl, fikri, kelâm ufkunda billurlaşmış harikulâde bir dille sanat edasında veriyor; yapanı yaptırandaki işleyici ve işletici bir sıfat gibi... Ruhla varılanın, ruhun, kelâmla zarflanması hâlinde de, onun iç'e ve dış'a doğru zâhir oluşunu örgütleştiren ben varım; teorik ve tecrit buudu... Onun şahsında tecelli eden mânânın muhasebecisiyim... Bu nereye kadar temelli?.. Mevzu konuşmak istiyorum: İslâm tasavvufunda bir bahis... "Gölgede bulunan mahiyet, onu meydana getiren asıl şeyin mahiyetidir... Asıl, gölgesine, gölgenin kendisinden daha yakındır; çünkü gölge, asıl ile gölge olmuştur."...Bir nevi bende, onun kendi kendisini muhasebe edişini anlıyor musunuz?...
Sayfa 267·Kitabı okudu
Düşünce