"İnsanın, akıp gitmiş hayatına şöyle bir bakması bile, başından geçen olayları birbiriyle karıştırmadığını hayretle fark etmesine, karşılaştığı kişilerin benzersizliğini saptamasına yetiyor. Tekillik ve karıştırılmamak, var olmanın her anına üstün geliyor."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
" (...) Öznel idealizm (idealizm) soyut emeğe (düşünceye) yaslanan güçsüz insanın yapı taşı iken, nesnel-idealizm (materyalizm) somut emeğe (maddeye) yaslanan güçsüz insanın yapı taşı olmaktan öteye geçememiştir. Başka bir deyişle, idealizme göre nesnenin özü, düşünce, yani soyut-emektir. Materyalizme göre ise, öznenin özü, nesne, yani somut-emektir. İdealizme göre nesnenin öznedeki görüngüsü de, öznenin nesnedeki görüngüsü de özneye ait görülürken, materyalizm de ise tam tersi olduğu savunulmuştur. Yani materyalizm ise; nesnenin öznedeki görüngüsünün de, öznenin nesnedeki görüngüsünün de, nesneye ait olduğunu savunmuştur. İdealizm nesneyi (somut emeği) yok sayarken, materyalizm de özneyi (soyut emeği) yok saymıştır.
Nesnel emeğin ve öznel emeğin yok sayılmasının, gerçekte temel bir yöntemsel yanlıştan kaynaklandığı görülememiştir. İdealizm, öznenin nesnedeki görüngüsünün özneye ait olduğu yanlışını yaparken; materyalizm, nesnenin öznedeki görüngüsünün nesneye ait olduğu yanılsamasına kapılmıştır. Gerçekte ise, öznel emeğin nesnel emekteki görüngüsü nesnel emeğin kendisine ait iken, nesnel emeğin öznel emekteki görüngüsü de öznel emeğe aittir. İşte bu gerçekten hareketle Emekoloji; nesnel emeğin öznel emekteki görüngüsünü “özneleşmiş-nesnel emek” kavramsallaştırmasıyla ifade ederken, öznel emeğin nesnel emekteki görüngüsünü ise “nesneleşmiş-öznel emek” diye kavramsallaştırarak idealizm ve materyalizm arasındaki sözde “bölünmeyi” aşabilmiş olan tek disiplindir. Emekoloji, nesnelleşmiş-öznel emeğin özneye ait olmadığı, nesneye ait olduğu gerçeğini ortaya çıkarırken; özneleşmiş-nesnel emeğin ise, nesneye ait olmayıp, özneye ait olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Yukarıdaki duruma ilişkin olarak bir örnek vermek gerekir ise; her insanın aynadaki görüntüsü ile o insanın kendi
Yabancılaşma, benim geçim araçlarımın bir başkasına ilişkin (ait) olmasında, benim isteğim olan şeyin bir başkasının erişilmez mülkiyetinde olmasında olduğu kadar, her şeyin kendi kendinden başka olmasında, etkinliğimin başka şey olmasında, son olarak -ve bu kapitalizm için de doğrudur- egemenlik sürenin eninde sonunda insanlık dışı erklik olmasında da görünür.