Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Abraham Lincoln'ün sözleriyle:
"Hepimiz özgürlükten yana olduğumuzu ilân ediyoruz; aynı sözcüğü kullanıyoruz, ama aynı şeyi kastetmiyoruz. Bazıları için özgürlük, canının çektiği şeyi yapmak, emeğinin ürününü dilediği gibi kullanmaktır. Buna karşılık, başkaları için aynı sözcük, bazı insanların başkalarına istediklerini yapmaları, başkalarının emeklerinin ürününü diledikleri gibi kullanmaları anlamına gelebilir. Burada, sadece farklı değil, uyuşmaz iki şeye aynı ad verilmekte, özgürlük denilmektedir."
Sosyalizm, halk yığınları için özgürlüğün koşuludur, ama kapitalist sınıfı da keyfini sürdüğü özgürlükten yoksun kılar. İşte bunun için, kapitalistlerin, sosyalizm ile özgürlüğün bağdaşamaz şeyler olduğu konusundaki öfkeli çığlıklarını şu soruyla karşılamalıyız: Kimin özgürlüğü? Sosyalizmin, onların alıştığı cinsten özgürlükle bağdaşamayacağı açıktır. Sosyalizm, bunların kendi refahlarını, genel refahın üzerine koyma özgürlüklerine son verir. Başkalarını sömürme özgürlüklerine de son verir. Çalışmadan yaşama özgürlüklerine de.
Zor ve baskının bulunmayışı, sosyalistler için, hiç kuşkusuz çok değerli olmakla birlikte, kendiliğinden özgürlüğü sağlayamıyor. Size bir şeyi yapmayı yasaklayan bir yasanın bulunmayışı, sizin onu yapabilecek durumda olduğunuz anlamına gelmez. En yakın havaalanına giderek, New Orleans'a, Hollywood'a ya da New York'a gidecek bir uçağa binme hakkınız olabilir ama, eğer cebinizde bilet alacak paranız yoksa, aslında bunu yapma özgürlüğünüz yok demektir. Kullanamadıktan sonra, hakkınızın bulunması neye yarar? Öyleyse özgürlük, zor ve baskının bulunmamasından çok daha fazla bir şey demektir. (...)
Bu özgürlük anlayışı, isteklerini daima tatmin etme ve zihni yetilerini geliştirme olanağına sahip olmuş kimseleri şaşırtabilir. Bunlar için özgürlük, sadece haklarına müdahale edilmemesi ile ölçülür. Oysa insanların büyük çoğunluğu için özgürlük haklarla değil; ekmek, tatil, dinlenme ve güvenlik ile ölçülür. Bu daha geniş anlayışın geçerliliğini saptamak için birkaç soru sormak yeterlidir: İşsiz ve aç bir insan özgür müdür? Kitap ve kültür dünyasının kapıları kendisine kapanmış, okuma yazma bilmeyen cahil bir insan özgür müdür? Yılın 52 haftasında çalışmak zorunda olan, dinlenme, tatil, gezmek için birkaç günü bir araya getiremeyen bir insan özgür müdür? Gece gündüz iki yakasını bir araya getirme tasasında olan bir insan özgür müdür? Her an işini kaybeme korkusu içinde olan bir insan özgür müdür? Yetenekli ama yeteneklerini geliştirecek öğrenim olanaklarından yoksun bir insan özgür müdür? Bolluk, güvenlik ve gezip tozma anlamındaki bu geniş özgürlüğün tadını sadece zenginler çıkartabilir. Yoksullar özgür değildir.