Yüz yılı aşkın işgal altındaki İslâm topraklarında egemen olan cahili yönetimler, esaret hayatı yaşayan ve müslüman olduklarını beyân eden kitleleri, Milli Eğitim ve Öğretim, görsel ve basılı medya araçlarıyla İslâm'a yabancı edip, gayr-i İslâmî bir bakış açısı, bir düşünme metodu vermiştir... Cehâletin en koyusuna itilmiş bu kitlelerin olaylara bakış açısı ve hayatî mes'eleleri değerlendirişleri, cahili düzenin arzuladığı bir şekli almış, İslâm'dan uzaklaşmışlardır... At izi ile it izi birbirine karıştırılmış, dostlar düşman, düşmanlar dost gibi gösterilmiş, hak ile bâtıl bir- birine karıştırılarak, değerler alt-üst edilmiştir... Bundan dolayı, egemen zalim tağutlar tarafından köleleştirilen bu kitlelere İslâm'ın gerçeği ve gerçek İslâm anlatılınca, onlara çok garib gelmekte benimseme konusu onları çok zorlamakta, İslâm diye kendilerine benimsetilmiş egemen tağutların iktidarlarının en büyük destekleyicisi olan an- layıştan bir türlü vazgeçmemekte ve onları uyandırmama- ya çalışan muvahhid mü'minleri dışlamaktadırlar...
"Haklı olduğu halde münakaşayı terkedene, cennetin en yüksek yerinde ev inşa edilir. Haklı olmadığı halde münakaşayı terkedene cennetin ortasında ev inşa edilir." (Ebu Davud)