...ve kaybettiği zamanın telafisini istiyordu, oysa bu, dünyanın en saçma, en anlamsız deyimiydi, insanlığın yitirdiği zamanı telafi etme şansının asla olmayacağı gibi çok acı bir gerçeği saklamaya çabalayan boş bir laftı sonuçta, zaman dediğimiz şey, biz onu gerektiği gibi kullanmadık diye bir köşeye yaslanıp dinlenecek, onun yokluğuna varalım diye dünyanın en sabırlı adamı gibi istifini bozmadan bekleyecek değildi ki.
Bu ellerin titremesi durmayacak, bu yaraların izleri silinmeyecek, bu siktiğimin kafasına sıkmadığın sürece hiçbir şey bitmeyecek ve bu amına koduğumun evreni de bize asla gülmeyecek. Kabullen kızım artık, annen seni hiç sevmeyecek.
Bir fincan kahve; loş bir odada, yarı kapalı gözlerle içilen, kokusu içe işleyen bir sigara... Hayattan bu gerçeklikten başka talebim yoktur, bir de düşlerimden...