Yaşanacaklardan ben sorumlu değilim. Bana çok yabancı gelen bir kadın hükmediyor kalemime, silahıma. Ben... Ben sadece izliyorum ve aslına bakılırsa gülümsemeden de edemiyorum. Beni nereden vuracağını iyi biliyor. Satırların sonunda, yarım kalmış bir cümlede ele geçiriyor beni. Dedim ya, hikâyenin sorumlusu ben değilim.
Yani beyin külliyatı ve erkek hastalarımla yaptığım çalışmalar, beni erkek çocuklarının ve erkeklerin kendilerine has beyin yapılarının ve hormonlarının hayatın her aşamasında bir 'erkek gerçekliği,' yarattığına ikna etti. Bu gerçeklik kadınlarınkinden farklıdır, sıklıkla çok fazla basitleştirilebilir veya yanlış anlaşılabilir.