Ayrılıklar ne tuhaf. Aslında çok basit geliyor: Bir dakika önce, dört-beş dakika önce, kocası orada, yanındaydı, şimdiyse yok. Bir an onunla birlikteydi; sonraki an tek başına. Kendini fazla göz önünde, üşümüş gibi, soyulmuş soğan gibi hissediyor.
Birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?