İmrenerek baktığımız şeylere ulaştığımızda aslında ulaşmaktan çok hayal etmeyi sevdiğimizi anlarız. Bazen hayalimiz gerçekten çok daha berraktır mesela.
Martin’in de aşkın ona kattığı bir hırs ile hep imrenip benliğinde büyütüp süslediği hayata, insanlara, bilgiye ulaşma serüvenine eşlik ediyoruz. Sevdiği kadının sevgisinden çok kendisine kattıklarına hayret ettiğimiz bir hikaye aslında bu. Herkesin bir şekilde içindeki buhrana bir nebze olsun umut tozu serpiştiren, sizi bu dünyadan az da olsa çıkarıp götürebilen bir roman.
*spoiler*
Tüm kitap boyu Ruth’un ne zaman terkedip gideceğini bekledim :) Aşk açısından sonu tahmin edilebilirdi, yani ben etmiştim. Ruth hiç terketmeseydi, Martin onunla birlikteyken üne kavuşsaydı, mutlu son mu okurduk yoksa olacak olan olur ve bu hikaye yine aynı sonla mı biterdi ? :) Martin EdenJack London