Hastanede kalabalığın arasından tekerlekli sandalyesiyle vızır vızır geçen teyze dikkatimi çekti birden. Ne kadar güzel sürüyordu, araba versen araba sürer, manevraları, kontrolü o kadar iyi. Maşallah dedim içimden. Bir yandan da arkasında elleri cebinde yavaş adımlarla bir kaç adım geriden gelen amcaya "gelmesene diyorum, niye geliyorsun, ayakların ağrıyormus ya" diyor kinayeli bir şekilde. Amca ne cevap veriyor, ne durdurmaya yelteniyor, aheste aheste elleri cebinde takip ediyor arkadan.
Önce danışmaya gitti hızla. Şimdi anlıyorum kocasına sinirlenmiş kadın kararliligi bu :) Meramını anlattı, muayene olamamış, "ben bu halde bir daha nasıl geleyim" diyor. Hasta haklarına yönlendirdiler. O nerede diyor, sesini bile duyuramiyor tekerlekli sandalye mesafesinden. Uzaktan izliyorum, tek olsa direkt gel teyze beraber halledelim diyecegim ama ama yanında eşi olduğu için çok karışmak istemiyorum hadsizlik etmiş olmayayım diye. Yine de takibi bırakmıyorum ihtiyacı olursa diye. O danışmaya ben danışmaya o hasta haklarına ben hasta haklarına çözemezse "açılın ben torunuyum" diye gireceğim söze çünkü. Öyle de üstüme vazife olmayan işleri vazife edinirim. :)
Neyse, teyze biraz zorlansa da hasta haklarını da buluyor, daracık kapıdan tekerlekli sandalyesiyle manevra yapa yapa kapı pervazlarina teğet geçiyor. Amca yine geride elleri cebinde izliyor. Ben de odanın dışından açık kapıdan. En son bakıyorum teyze elinde bir kağıt çıkıyor odadan, nispeten memnun görünüyor ama "ne oldu" diye soran amcaya cevap bile vermiyor, ona hala kizgin. Sonra bir an gidip yardım etsem mi etmesem mi diye düşünürken bu teyze her işini halleder diye düşünüyor artık takipten çekiliyorum.
Sonra düşünüyorum, bazen erkekler neden bu kadar etkisiz eleman. Tekerlekli sandalyede olan eşine bile yardım etmeyip