¶¶Tanıtım Bülteninden¶¶
Huzur Sokağı, bugüne kadar milyonlarca okura ulaşmış, neredeyse her evin kütüphanesinde yerini almış, soluksuz okunan bir roman. Hatta bir klasik. Sahip olduğu haklı şöhretle, yüzlerce baskı sayısına ulaşan Huzur Sokağı, birkaç neslin kült kitabı haline geldi.
Gazetelerde tefrika edildi, beyaz perdeye uyarlandı, tiyatroda sahnelendi, televizyon dizisi yapıldı, herkesin gönlüne girip huzurun sembolü oldu.
Huzur Sokağı, hasretini çektiğimiz, huzurlu bir cemiyetin, küçük bir sokakta sembolize edilen sarsıcı, duygusal, ama hepsinden önemlisi gerçek hikâyesi.
Dönüp dönüp tekrar okuma isteği duyduğum yegane eser. O kadar güzel bir tat bırakıyor ki insanın damağında, zamanla tiryakisi oluyorsunuz. İçimden bir ses hala bir yerlerde Huzur Sokağı'nın var olduğunu fısıldıyor. Bu öykü bir hayal olamayacak kadar güzel.
¶¶İncelme¶¶
Bu kitapla ilgili yapılan incelemeleri hayretle okudum. Kitap çoğu kişinin tabir ettiği gibi "saf aşk" "gerçek aşk" durumundan çok farklı bir yerde. Yıllar önce Türkiye'de yaşayan özellikle kapalı kadınları ve dinini yaşamak isteyen insanların yaşadığı durumları (!) anlatmış yazar. Bunu anlatırken Huzur Sokağı diye bir yer kullanmış. Oradaki herkes dört dörtlük Müslüman ama onun dışındaki her yerde büyük ahlaksızlıklar var. Kitap o kadar hayal dünyasında yazılmış ki gerçeklikten kopmuş. Sokağın karşısına yapılan apartmandaki kızların işi gücü yok huzur sokağında mükemmel Müslüman Bilal'i görüp "yakışıklı, eğitimli birisi nasıl böyle dindar olur?" diyerek onu elde etmeyi tartışıyorlar. Kitabın başlarında o apartmanda oturan, yazarın anlatımıyla "iğrenç, mini etekli mahluk" Feyza, sonlara doğru iyi bir Müslüman (!) olunca huzur sokağına dönüyor ve önceden gelse yüzüne bakmayacak insanlar onu mazbut kıyafetlerin içinde görünce