why, you will go home and then you will find that home is not home anymore. then you will really be in trouble. as long as you stay here, you can always think: one day i will go home.
Yoldaşlar. Yeryüzünde değişik halkların yaşadığını söylüyorlar: Yahudiler, Almanlar, İngilizler, Tatarlar. Ama ben inanmıyorum buna. Yalnızca iki halk, iki soy vardır yeryüzünde: Birbirleriyle asla anlaşamayan, barışamayan zenginler ve gariban yoksullar. İnsanların giyim kuşamları, dilleri değişik; ama gidin zengin Fransızların, Almanların, İngilizlerin işçilere nasıl davrandıklarına bakın. İşçi sınıfı için birer haydut, kan emici, gırtlağa takılan kemiktirler onlar.
"İsay'ı kimin öldürdüğünü biliyor musun?"
"Böylesine iğrenç bir şeyi içine sindirebilen biri çıktı demek. Onun işini bitirmeyi uzun süredir ben de düşünüyordum. Benim işimdi bu... bunu yapmak en çok bana yakışırdı."
Ana sevecen bir tavırla araya girdi: 'Sahi, neler söylüyorsun sen? Yumuşacık bir kalbin var, adam öldürmekten söz ediyorsun. Neden?'
O anda Nikolay'a bakmak haz veriyordu anaya, onun çiçekbozuğu yüzü bile daha güzel geliyordu ona.
"Nikolay omuz silkti. 'Bu tür işlerden başka bir şeye yaramam ben. Benim yerim neresi?' diye düşünüyorum başka bir şeye yaramam ben. Benim yerim neresi?' diye düşünüyorum, hep düşünüyorum. Yok bir yerim benim. İnsanlarla konuşmam gerekiyor, ama yapamıyorum bunu. Her şeyi görüyorum, insanların katlandıkları hakaretleri hissediyorum, ama dile getiremiyorum. Ruhum körelmiş."
Onların yeri başka, dedi Ribin. Köylü zenginleşince beye yanaşır, bey de yoksullaşınca köylüye... Cep delikse ruh ister istemez temizdir. Hatırlıyor musun Pavel, bir zamanlar, 'Kim nasıl yaşıyorsa, öyle düşünür,' demiştir bana. İşçi evet derse patron hayır demek zorundadır; ama işçi hayır derse patron doğası gereği, kesinlikle 'evet' diye bağırmalıdır. Yani köylüyle efendisinin doğası farklıdır. Köylünün karnı toksa bey gece uyuyamaz. Elbette, toplumda her sınıfın kendi itoğluitleri vardır, dolayısıyla her köylüyü savunacak değilim.