·
Okunma
·
Beğeni
·
1.749
Gösterim
Adı:
Giovanni'nin Odası
Baskı tarihi:
Ekim 1964
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaoğlu Yayınevi
Baskılar:
Giovanni
Giovanni
178 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Seneler evvel üniversitede, ayaküstü bit sohbet sırasında bir arkadaşım tezini James Baldwin üzerine yazdığını söyledi. Daha önce hiç bilmediğim bu modern Amerikan yazar oldukça ilgimi çekmişti ama bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Şimdi ne kadar geç kaldığıma üzülüyorum.

James Baldwin siyahi ve eşcinsel bir yazar , oyun yazarı, şair ve aktivisttir. Kitaplarında ırkçılık, cinsellik,toplumsal ve psikolojik baskılar gibi konulara yer vermiştir. Özellikle 1956 yılında, henüz Amerika'da Cinsel Devrim bile gerçekleşmemişken yazdığı Giovanni'nin Odası kitabı oldukça cüretkar ve eşcinsel edebiyat için önemli bir eserdir.

"Au revoir,Giovanni."
"Au revoir,mon cher."

diye bitiyor David ve Giovann'nin hikayesi. Arka kapakta aşk üçgeni yazdığına bakmayın. Son sözlerden de anlaşılacağı üzere tek aşık olan Giovanni'dir. David ise sadece kendi gerçeğini bulma ve kabul etme sorunlarıyla boğuşma içindedir.

İlk gençliğinden itibaren eşcinsel duygularını anlamaya başlayan David bunları bastırmak için çok çaba harcar. Kendini bulmak ya da kendinden kaçmak amacıyla Paris'e gider ama kaçtığı şeyin tam ortasına düşer. Giovanni ile tanışır, mutluluk ve azap dolu günler başlar.

David mutludur çünkü Giovanni ile beraberken rahat ve kendisi gibidir. Ona dokunmak,onunla sabahlara kadar konuşmak rüya gibidir. Azap içindedir çünkü toplumun ve cinsiyetine atfedilen "normal"kalıplarının dışındadır. Farklı olmak zordur, yorucudur. David ise bunu göze alamaz ve "normal"in rahatlığını ve tasasızlığını özler. "Normal" olmak mutlu olmaktan kolaydır. Giovanni'den bile bazen nefret eder onu değiştirdiği ve artık eskisi gibi olamadığı için.

Kitapta bana göre sarsıcı olan şey David'in bu kadar özgürlüğün içinde hala daha kendisi olamamasıdır. Ailesinden,akrabalarından,çevresinden uzakta, kız arkadaşıyla ilişkisi yeni bitmiş, çevresinde eşcinsel insanlar varken yani kendisini ayıplayacak,kınayacak, engelleyecek kimse yokken bile David yaptığının yanlış olduğunu, böyle bir yaşantısı olmaması gerektiğini düşünür. Bazı fikirler kafamıza öyle bir işleniyor ki ne kadar kaçarsak kaçalım özgür olamıyoruz.

Kitabın ismi Giovanni'nin odası ancak kitapta birçok farklı odadan bahsediliyor. Giovanni'nin odası, Joey'in odası, Guillaume'nin odası, otel odası vs. Bunlar içinde en önemlisi tabii ki Giovanni'nin odası. Küçük,basık,dar, dağınık, kirli, havasız, berbat bir odadır burası. David bu oda için şunları söyler: " Giovanni'nin odasını nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum. O bir şekilde şimdiye kadar attığım her oda kadar benimdi. Şimdiden sonra da içinde bulunacağım her oda da bir şekilde bana bu odayı anımsatacak." Bir bakıma David ve onun gibi eşcinsel olan herkesin içinde bulunduğu ve bulunacağı ruh halini betimler bu sözler. Her zaman kapana kısılmış, bastırılmış, nefesi kesilmiş, pisliğe bulanmış... Giovanni'nin odayı David için güzelleştirme çabalarına rağmen David ilk gördüğü andan itibaren bu odadan kaçmak istemiştir ama gidebileceği tek yer başka bir odadan ibarettir.

Okuma zevkinizi kaçırmamak adına burda bahsetmediğim birçok olay ve nokta var. Çok samimi bulduğum ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Baldwin'in diğer eserlerini de kesinlikle okuyacağım.

Herkese iyi okumalar :)
178 syf.
·2 günde·9/10 puan
Aşk bir bedene, nesneye ya da fikre indirgenmeyecek kadar hususi ve kişiseldir. Varlığını bir başkasında aramak yerine, kişi önce kendine dönüp bir bakmalıdır; aşkı ne kadar duyumsuyor içinde, aşkın ne olduğunu anlamaya muktedir mi bakalım. James Baldwin bu eseriyle tam da bunu yapıyor. Aşkın cinsiyet, zaman, mekan, olgu tanımadığını, bu duygunun yalnızca kişisel bir yolculuk, bir arayış olduğunu Giovanni'nin Odası ile bizlere aktarıyor.
Kitap Amerikalı David ile İtalyan Giovanni arasında geçen eşcinsel bir aşkın hikayesi gibi aktarılabilir ama bana sorarsanız David'in kendini bulma, anlamlandırma yolcuğunun bir çıkarsaması niteliğinde. David ergenlik döneminde yaşadığı ve hafızasında yer edinen bir anı ile cinsel yöneliminde farklılıklar hisseder. Daha sonra malumunuz sosyolojik baskılar, ideolojik korkular David'i bastırır ve çok da sağlam olmayan aile bağlarının kopmasıyla ülkesinden ayrılması hadisesini beraberinde getirir. Kız arkadaşı Hella ile sözde "normali" arama duygusunu keşfetmek isterken, erkek arkadaşı Giovanni ile de karşı koyamadığı arzularını perçinlemeye çalışır. Kitap böylelikle David'in aşk, sevgi ve kişiliğinde çıktığı keşfin bir kitabı olarak karşımıza çıkar. Bir bireyin "öz" yaşamında verdiği kimlik kargaşasını, cinsel bunalımı oldukça güçlü psikolojik ve sosyolojik tahlillerle anlatan bu kitap kesinlikle okunmaya değer.
Tüm bunların yanı sıra James Baldwin'de aktivist kimliğiyle tanınan yazarların başında gelmekte. Irkçılık, cinsel şiddet ve tercihlere yapılan saygısızlığı her seferinde eleştiren ve eserlerinde de bu eleştirilerine yer veren bir kalem. Modern, hatta postmodern diye nitelendiriğimiz ve içinde bulunduğumuz bu çağ da bile yaşanan ırk, cinsiyet, seksüel tercih şiddetinin; okumayı çok istediğim bu kitapla buluşma zamanıma denk gelmesi oldukça manidar oldu. Böylece yaşananlara karşı zihnimde beliren etkiyi daha da sağlamlaştırmış oldum.
İster aşk, ister sevgi, ister tutku...Adına ne derseniz deyin, o duygu, kalıplara, cisiyetlere ve hatta zamanlara sığmayacak kadar kıymetli ve önemlidir. Kim kiminle ne yaşıyor diye düşünmek yerine aşkın kalplerde kök saldığını bilerek mutlu olmaya bakmalıyız. Şu an cinsiyeti, adı, ırkı, dini her ne olursa olsun, kiminle yaşıyorsanız yaşayın, hissettiğiniz şey "aşk ve sevgi" ise ne mutlu size! 
Giovanni'nin Odası'na bir şans vermenizi gönülden isterim. Kitaplar ve barışla kalalım.
198 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir oturuşta okunan bir şaheser daha. Dönemin koşulları göz önüne alındığında, bir siyahi olarak epey cesur bir konu seçmiş Bay Baldwin; eşcinsellik ve toplum baskısı ile heteroseksüelliğe dönme çabası. Yürek burkan konusu, karakterlerin iç dünyasını yansıtma şekli ve kurgunun sağlamlığıyla kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Yıldızlı tavsiyemdir. =)
168 syf.
Hella, David ve Giovanni arasında ki aşk üçgeni. Hella yalnız kalıp düşünebilmek için Ispanya 'ya gidiyor o arada David gittiği barda Giovanni ile tanışıyor ve o günden sonra Giovanni 'nin odasında yaşıyorlar. iki erkek arasında yaşanan ilişkiyi yazar öyle anlatmış ki kitap çok sürükleyici ve hiç rahatsız etmiyor insanı sonu biraz trajik ama ben nasıl bittiğini anlamadım bile. Yazar çok cesur bir kitap yazmış ama çok iyi bir kitap okunmalı önyargılı olmamak lazım.
178 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Tekrar tekrar okumak isteyeceğim ve her okuduğumda gözyaşlarıma engel olamayacağım bir kitap..

Siyahi ve eşcinsel bir yazar olan James Baldwin diğer bütün kitaplarında siyahlarla ilgili yazmasına rağmen bu kitabı iki beyaz erkekle ilgili yazmış. Kitapta ne zaman iki erkek birbirine dokunsa paragraf ya da bölüm orda bitiyor ve başka bir zaman dilimine geçiliyor. Ne kadar baskıcı bir dönemde yazıldığını burdan anlayabiliriz.
Kitabın anlatıcısı ana karakter David sürekli kendisiyle bir mücadele halinde. Eşcinsel olmasının normal olduğunun farkında ama bir türlü kendine yakıştıramıyor ve bu yaşam tarzını küçümsüyor. 'Normal' olmak için çabalarken duygularına da karşı koyamayışı beni çok etkiledi.
Giovanni... Onu kelimelerle nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Şimdiye kadar en çok kalbime dokunan kitap karakterlerinden biri oldu. David' e karşı masum ve koşulsuz sevgisi ve onun sevgisine delicesine muhtaç olması.. 'Sen beni sevemezsen ben ölürüm' sözünü asla unutmıycam
(Spoi) David' in Giovanni'yi terkedip giderken kendine iyi bak demesi üzerine Giovanni keşke bunu bana tanıştığımız ilk gün söyleseydin der. Sanırım bir diğer unutamayacağım söz de bu..
178 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Her ne kadar David’in tutarsızlığına,kabullenemeyişine,aynalardan kaçışına,düşüncesizliğine dayanamasam da onun gözlerinden Giovanni’nin odasını görmem mümkün değildi-değil de..
James Baldwin’in methini duymuş ama bir türlü elim gitmemişti raftan kitabını almaya.Sinirleneceğimi bildiğim için belki de.Eşcinsel aşkın hala heteroseksüel aşktan “farklı” gösterilmesine olan sinirim..Ama Baldwin bunu tüm olağanlığı,getirdiği sancıları “peri masalına” bürümeden sunuyor.Gücü de buradan geliyor: akışkan kelimeler ve safi bir anlatım.
197 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle romana yasak bir aşk romanı demek yanlış bir hainlik korkaklık yalancılık romanı. Çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum kitabın ilk bölümü yavan geldi ikinci bölümde kitap etkileyici oluyor. Zengin ve zalim kişiler iyi anlatılmış karakter doygunluğu had safhada....
178 syf.
·10 günde·9/10 puan
Toplumsal rollerin insanda yarattığı bunalım ve buhranları, amiyane tabiriyle "Elalem ne der" kaygısının kişiyi sürüklediği ikilemleri, bir insanın yalnızlığını, aidiyetsizliğini, benliğiyle barışamamasını, bunlara ek olarak da sevgiyi ve aşkı anlatan, tüm bu kavramlar içinde herhangi bir karışıklığa yer vermeden, hepsinin hakkını vererek anlatan harika bir eser.

Bitirdikten sonra da durup dakikalarca üzerine düşünmemi sağlayan ve beni oldukça hüzünlendiren Giovanni’nin odası’na mutlaka şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
168 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Benlik karmaşasının toplumundan kaçma dürtüsü kendi olma çabasından hallice olan bu eser öz benlik savaşıyla toplumuyla sürtüştüğü noktada huzuru dile getiremeyen hayatları bir arada bir o kadarda uzakta olmasından insanların yıkılan hayatlarını . Paris sokakların şiirseliğiyle dile getiren bu eser hayatta insanların kendi benliklerini toplum istekleriyle donatıp mutsuzluk içinde sadece nefes alışverişimizle yaşamadığımızı zanneden ölü bedenler dönüşünü anlatan bizden kendimizden olan bir insanın hayatını ele alan eseri okuyup kendimizi bir tanıyalım . Empatiyi ruhumuza işletim
178 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tam bir ızdırap arada kalıp parçalanmak ama hayatta kalıp yaşayamamak.Dön bak arkaya geçmişe boýle icerlersin ya iste kitaptaki karakterse oyle.
Karşındaki insanın bir zamanlar genç, hatta senin şu anda olduğundan da daha genç olduğu, farkına bile varmadan adım adım küçük adımlarla bu acıdığın hale gelmiş olabileceği hiç aklına gelmedi mi?
Anımsamak için güce gerek var, unutmak için işe çok farklı bir güce: her ikisini birden başarabilmek içinse kahraman olmak gerek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Giovanni'nin Odası
Baskı tarihi:
Ekim 1964
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaoğlu Yayınevi
Baskılar:
Giovanni
Giovanni

Kitabı okuyanlar 164 okur

  • Robinson21

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0