Öncelikle Sappho isimli bir eser okuyacağımı gözönüne almadan tamamen tesadüfen yaz aylarında T.İş Bankası Kültür Yayınları'ndan Saphho'nun ŞİİRLER'ini bir de Livera Yayınları'nın Ayşenur Bilgen çevirisiyle yayımlanan Selby Wynn Schwartz'ın "Sappho'nun Peşinde" isimli kurgu dışı bir eserini okudum. "Saphho'nun Peşinde" 19 ve 20. yüzyılda alanlarında söz sahibi olmuş feminist yazar ve sanatçıların yaşadıkları zorlukları, toplumsal yargıları, kısacası asırlardır devam eden, kadınların yaşadıkları sorunları Sappho üzerinden dile getiriyor.
Yukarıda bahsettiğim İş Kültür Yayınları - "Sappho Şiirler Fragmanlar" kitabının ilk sayfalarından Sappho'ya dair bir alıntı yapacağım:
"Her şeyden önce, bir aşk şairidir Sappho, bir aşk ve doğa şairi. Onun şiirinde kişisel duygular Lesbos coğrafyasından ayrılmaz.
Mitolojik göndermeleri aşkla ilgilidir. Himerios'un sözleriyle, "bütün şiirini Aphrodite"ye ve Eros'a adamıştr. Şiirlerini-şarkılarını derleyenlerse, genellikle, bir genç kızlar çevresidir. Sappho'daki aşk duygusu Aphrodite tapımından ayrı düşünülemez. Aphrodite bir aşk tanrıçası, Sappho onun bir yakarıcısıysa, şair her zaman sevginin, aşkın hizmetinde demektir. Ve bu yaşam biçimini dizelerinde alabildiğine özgürce dile getirir."
İşte,
bu kitaplar sayesinde Sappho kimdir, ne zaman yaşamıştır fikir sahibi oldum.
Geçen ay okuduğumuz Sapho'ya gelince;
Sapho'yu yalnız güzelliği ve aşkın simgesi olarak düşünmüş sanırım yazar. Oysa Sappho'nun başka özellikleri de var.
Bu eserde ailenin ve çevrenin onaylamayacağı bir birliktelik yaşanırken, ilk başta belki aşkla başlıyor her şey. Sonra alışkanlık haline geliyor yaşadıkları. Mantık git dese de kalbi, duyguları kal diyor Jean Gaussin'e. Ben eseri akıcı ve kolay okunur buldum. Yalnız bir belirsizlik vardı sonuna kadar. Başka da bir