Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·200 syf.··
2022 15. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2022 12:23
Sapho, dönemin Fransa'sında kadın erkek ilişkilerini psikolojik ve sosyolojik olarak ele alıyor ve bu anlamda dönem ile ilgili pek çok bilgi veriyor.Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.İnsan ilişkileri açısından değerli bir eser.Dili ve çevirisi de güzel, tavsiye ederim.
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 19. kitabı
Sapho, bana Kamelyalı Kadın'ı hatırlattı. Bu benzerliğin sebebi kadının yaşadığı metres hayatı ve bu hayatı kabullenerek onunla aşk yaşama cesareti gösteren erkek elbette. Her iki kitap da bu konu üzerine yazılmış olsa da birbirinden çok farklı. Kamelyalı Kadın'da çok daha temiz ve masum bir aşk okurken, Sapho'da çok daha hastalıklı bir ilişki gördüm. Aşktan ziyade kötü, zararlı bir bağımlılıktı. Her iki tarafı da yiyip bitirdiği halde ve taraflar bunun farkında oldukları halde bağımlılıklarından bir türlü vazgeçemiyorlar. Onca acı, keder, üzüntüden sonra kadın nihayet anlıyor sevmenin kendisine verdiği zararı. Biraz da sevilmek istediğini söylüyor. Bence en etkileyici olan da buydu. Kitabın anlatımını da biraz karışık bulduğumu söyleyeyim. Okurken kolay akmayan, kafa karıştıran bir dil vardı.
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
İnceleme
10/10
·200 syf.··
2021 146. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 12:21
Yazarın okuduğum ikinci kitabı Sapho... Atatürk'ün günlüğünde bu kitaptan bahsettiği satırların olduğu söyleniyor. Kitap, yazarın gerçekte Marie Rieu ile yaşadığı aşktan izler taşıyor. Daudet oğluna yirmili yaşlarına geldiğinde bu kitabını okumasını vasiyet ediyor. Konusuna gelecek olursam, kırk yaşındaki feleğin çemberinden geçmiş Paris'in elit kadını Fanny ve toy bir köy çocuğu olan yirmi bir yaşındaki Jean arasındaki aşkı anlatıyor. Beş yıl süren beraberlik bir kurtuluş aramak için (tek taraflı) yolları ayırıyor. Aşk zamanla alışkanlığa dönüşüyor. Alışkanlık, ardındaki herkesi silen bir bağlılığı ve geleceği yeniden bir kadın uğruna inşa ediyor. Ne yazık ki kadın gururu son anda kendini gösteriyor. Yazarın oğluna vermek istediği mesaj için bu kitabı yazmış olması etkiledi. Sonunda bir pürüz olacağını az çok tahmin ediyorsunuz. Sıradışı olay örgüsü olmasa da kitap gayet akıcı, açık ve anlaşılırdı. Aşkın insanı yıprattığını, severek ölmektense sevilerek yaşamanın daha cazip geldiğini gözler önüne seriyor. Keyifli okumalar.
Edebiyat
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
5/10
·200 syf.··
2020 157. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 13:29
Bu kitabı Can Dündar’ın “Yükselen Bir Deniz” adlı kitabından keşfetmiştim. Atatürk’ün bir gece bu kitabı okuyup, “Türk kadınları neden böyle özgür olmasın?” düşüncesinin şekillendiğini anlatıyordu. Tabi bu yüzden bende inanılmaz bir merakla başladım kitaba. Kitabın ilk 100 sayfası hiç sarmadı beni, yani kitap elimde süründü de süründü. Daha sonraki sayfalarında girebildim romanın içine. İşte o zaman anladım kitabın alttan vermek istediği şeyleri. Böylelikle sevdim kitabı, biraz. Toplumun dayattığı “namus” “evlilik” konularına ince bir eleştiri niteliğinde. Bir kadının, eski sevgilileri olduğu için ona namussuz gözüyle bakılan, el değmemiş bir kadınla evlenmenin gerek ve doğru göründüğü bir Paris yaşantışını anlatıyor sevgili Daudet. Ve tabi ki “doğru” ve “arzusu” arasında kalmış genç bir adamın tarafından okuyoruz anlatılanları. Karakterler iyi ve kötü taraflarıyla olduğu gibi, zıtlıklarla verilmiş. Herkes okumalı mı, bilemem. Ama ben bu kitabı okurken, ucundan da olsa Atatürk’ün düşüncelerine girebilmiş hissettim kendimi ve büyük bir tatmin duygusu yaşadım. Bu durum olmasa elime alıp okuyacağım bir kitap değil aslında. Bu yüzden bu kitapla ilgili düşüncelerimi “nötr” olarak bırakmak istiyorum...
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Kamelyalı Sapho!
6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 17:43
Klasik Fransız Edebiyatı okumayalı uzun zaman olmuştu. Bilirsiniz ki uçsuz bucaksız hayal gücü ile yazılan betimlemelerin kalbidir Fransız Edebiyatı. İçerisinde kaybolacağınız salon tasvirleri, gri şehrin kenar mahalleleri, en ince ayrıntısına kadar verilen fiziksel görünüm betimlemeleri, kuzeyden güneye göç eden kuşların cismani manevralarla ufuklara doğru süzülüşü, Paris'in aristokrasi sınıfı ve bitmeyen meyhane ve gece hayatı betimlemeleri, eşittir; klasik Fransız Edebiyatı. Sapho, Daudet'in yarı biyografik bir eseri. Yazar zamanında şehrin en ünlü kortezanlarından Marie Rieu ile olan ilişkisinden ilham alarak kurgulamış Sapho'yu. Kitabın konusu şöyle; ana karakterimiz Jean, Fanny isimli Paris'in en ünlü kortezanlarından birisine aşık oluyor ve Fanny'nin kirli geçmişine rağmen onunla birlikte olmak ile aşkından vazgeçip ondan uzaklaşmak arasında ki çapraz bağ arasında kalarak okuyucuyu da acaba ne yapacak diye peşinde sürüklüyor. Kitaba başlarken konusu dahil hiçbir araştırma yapmadan okumaya başlayınca ben bu kitabı daha önce de okumuştum hissi oluştu hemen. Daha önce bu yazarın hiçbir kitabını okumadığıma emin olmama rağmen konusunun tanıdık gelmesi ise kitabın Kamelyalı KadınKamelyalı Kadın ile benzer konuyu işlemesine dayandığını fark ettim. İki kitapta da taşradan şehre gelip bir metrese aşık olan gencin hikayesi anlatılıyor ama Kamelyalı Kadını okurken daha fazla keyif aldığımı hatırlıyorum. Bunun sebebi ise yazarın börtü, böcek, bitki betimlemesi yapmaktan karakterlerin iç dünyasını okuyucuya geçirememiş olmasında buluyorum. Kitapta sürekli iki karakter arası bir çatışma var ve daha neden tartışıp ayrıldıklarını anlamadan bir bakıyorsun yine barışmışlar. Bir bakıyorsun evi terk ediyor, iki sayfa sonra geri dönüyor. Tamam da neden? Spoiler vermeden üzerinde daha fazla duramayacağım
Fransız Edebiyatı
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2021 4. kitabı
Bu kitabı okurken betimleme ve şiirsel anlatım sevmeyen biri olarak zorlansam da, vermek istenen mesajları çok takdir ettiğimi söyleyebilirim.Aşk’tan ziyade benim anladığım; ataerkil toplumda yaşayan kadınların ve erkeklerin ilişki açısından ne büyük zorluklar çektiği.Fanny’nin birçok erkekle yatıp,sevgili olmasından dolayı çirkin damgalar yemesi;üstelik bu damgaları yapıştıranlardan birinin de kimi zaman kendisi olması, o dönemlerden günümüze kadar gelen sığ zihniyetleri ortaya koyuyor.
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2018 95. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2018 15:46
Daudet'in okuduğum ikinci kitabı ilk kitabı Değirmenimden Mektuplar'ı büyük keyif alarak okumuştum Sapho bambaşka bir kitap çıktı yazarın oğluna öğüt gibi yazdığı bir roman ( yazma amacı buymuş) Fany karakterinin zekası kitabın sonunda sizi etkileyecek o kadar Daudet okumak istiyorsanız tercihiniz kesinlikle bu kitap olmasın
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2024 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2024 15:00
Selam. Alphonse Daudet'in okuduğum ikinci kitabı Sapho oldu. Sapho kelimesinin bir özel isim olduğunu düşünmüştüm fakat anlamı şu şekildeymiş; "Eski Yunan'ın söylenceleşmiş kadın ozanı." Söylence kelimesi efsane anlamına geliyor, bu durumda kitaptaki kadın karakter için efsane kadın anlamını taşıyor. Roman, yazarın model Marie Rieu ile yaşadığı tutkulu ve çalkantılı ilişkisinin izlerini taşır. Efsanevi bir güzelliğe sahip olan Fanny'in geçmişi herkes tarafından bilinir. Çünkü o pek çok aşığını peşinden sürüklemiş, her biriyle de beraber olmuştur. Bir gün bu serseri hayatını değiştirecek kişiyle yani Jean ile tanışır ve bu defa Fanny onu kaybetmemek için türlü türlü oyunlar kurmaya başlar. Bu iki zıt karakterin çelişkili, tutkulu aşkları zaman zaman ayrılıklarla sınanır. Öyle kolay kolay bağlarını koparacak gibi değildir ilişkileri diyebilirdik ta ki geri dönülmez bir kararın eşiğine dek. Kişilik psikolojisinin irdelendiği, günümüzdeki toksik ilişkinin gidişatının çirkinliğini göstermesiyle duygu yoğunluklarının sahteliğini ve ikircikliğini birebir karakterlerin üzerinden işlemiştir. #kitapalıntıları Yaşamı genişletip güzelleştirmede sanat gibisi yoktur. Jean titredi; şimdide günahlarını dökmeye başlayıp yürekler acısı sahtekârlık öyküsünü mü anlatacaktı? Yaşamımı biliyorsun; hiçbir zaman konuşmadıysak da eskisinin aynı olduğunu, kendimi yenemediğimi anlamışsındır. Ama senin bilmediğin bir şey varsa, o da mutluluğu, geleceği, her şeyi, her şeyi, her gün biraz daha battığı bu karşı durulmaz alışkanlığı feda etmeye hazır olduğumdu. Şimdi silkinme gücünü, bende eksik olan dayanak noktasını buldum; zayıflığımın hiçbir çıkış noktası kalmasın diye, oraya ancak ve ancak özgür ayrılmış olarak döneceğime yemin ettim. Bir taşla dibine kadar bulanmış duru bir su gibi
Edebiyat Roman
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2022 37. kitabı
İncelemeye nereden başlayacağımı bilemiyorum. Aslında konu itibariyle, bilindik klişe bir konuya sahip. Anlatım tarzı olarak ele alırsak, aynı konuyu çok daha iyi anlatımla da yazan oldu. Nedir peki bende bu kadar değişik etki bırakan? Konu klasik konu. Yani taşralı bir genç ve son demlerini yaşayan bir fahişe, aralarında geçen fırtınalı aşk… Ama bu bir “Nana” gibi değil. Kendinizi Jean’in yerine koyduğunuzda Fanny’ye istemsiz bir şekilde kızıyor; Fanny gibi düşününce ve onun yerine koyunca da Jean’ın kalpsizliğine sinirleniyorsunuz. Jean toplumun istediği tipik bir modeldir. Fanny ise istenilmeyen model. Jean bir yandan Fanny’den kopamıyor ama bir yandan da bu ilişkinin yanlış olduğunu biliyor. Çünkü Jean toplumsal bir karakter. En sonunda toplumsallığını yıkıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Fanny ise tüm gururunu bile bir kenara atacak kadar Jean’a düşkün. O kadar düşkün ki hep ilgisini diri tutmak için çabalayan, ayrılmak yerine çözümler arayan Fanny’dir. Jean ise ilişkide gözü yolda olanlardan. En sonunda Jean’ın gelmesi ile durum değişiyor sanıyoruz fakat burada Fanny bize ters köşe yapıyor. Artık tükenmiş, yorgun, sevmek yerine biraz da sevilmek isteyen bir Fanny görüyoruz. İşte can alıcı nokta. Her şeyi bırakıp gelen Jean’ı artık istemeyen Fanny mi haksız, yoksa kendini tüketircesine seven, ilişkide hep tek taraflı emek veren Fanny mi haklı? Hayatına zorla giren bir kadından kopmak isteyen Jean mı haklı yoksa ilişkide emek vermeyen Jean mı haksız? Yani kim haklı veya kim haksız? Daha da önemlisi biz romanda bir haklı veya haksız mı aramalıyız yoksa tüm olaya sadece olması gerekiyordu ve oldu şeklinde bir kadın erkek ilişkisi olarak mı? Herkese keyifli okumalar
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2024 93. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 09:18
Öncelikle Sappho isimli bir eser okuyacağımı gözönüne almadan tamamen tesadüfen yaz aylarında T.İş Bankası Kültür Yayınları'ndan Saphho'nun ŞİİRLER'ini bir de Livera Yayınları'nın Ayşenur Bilgen çevirisiyle yayımlanan Selby Wynn Schwartz'ın "Sappho'nun Peşinde" isimli kurgu dışı bir eserini okudum. "Saphho'nun Peşinde" 19 ve 20. yüzyılda alanlarında söz sahibi olmuş feminist yazar ve sanatçıların yaşadıkları zorlukları, toplumsal yargıları, kısacası asırlardır devam eden, kadınların yaşadıkları sorunları Sappho üzerinden dile getiriyor. Yukarıda bahsettiğim İş Kültür Yayınları - "Sappho Şiirler Fragmanlar" kitabının ilk sayfalarından Sappho'ya dair bir alıntı yapacağım: "Her şeyden önce, bir aşk şairidir Sappho, bir aşk ve doğa şairi. Onun şiirinde kişisel duygular Lesbos coğrafyasından ayrılmaz. Mitolojik göndermeleri aşkla ilgilidir. Himerios'un sözleriyle, "bütün şiirini Aphrodite"ye ve Eros'a adamıştr. Şiirlerini-şarkılarını derleyenlerse, genellikle, bir genç kızlar çevresidir. Sappho'daki aşk duygusu Aphrodite tapımından ayrı düşünülemez. Aphrodite bir aşk tanrıçası, Sappho onun bir yakarıcısıysa, şair her zaman sevginin, aşkın hizmetinde demektir. Ve bu yaşam biçimini dizelerinde alabildiğine özgürce dile getirir." İşte, bu kitaplar sayesinde Sappho kimdir, ne zaman yaşamıştır fikir sahibi oldum. Geçen ay okuduğumuz Sapho'ya gelince; Sapho'yu yalnız güzelliği ve aşkın simgesi olarak düşünmüş sanırım yazar. Oysa Sappho'nun başka özellikleri de var. Bu eserde ailenin ve çevrenin onaylamayacağı bir birliktelik yaşanırken, ilk başta belki aşkla başlıyor her şey. Sonra alışkanlık haline geliyor yaşadıkları. Mantık git dese de kalbi, duyguları kal diyor Jean Gaussin'e. Ben eseri akıcı ve kolay okunur buldum. Yalnız bir belirsizlik vardı sonuna kadar. Başka da bir
İnceleme
SaphoAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017505 okunma

Yazar Hakkında

Alphonse DaudetYazar · 24 kitap
Alphonse Daudet (13 Mayıs 1840 - 17 Aralık 1897), Fransız yazar. Naturalizm akımının temsilcisidir. Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır. İyi bir eğitim aldıktan sonra Alais Koleji'nde "etüt denetleyicisi" olarak görev yaptı. Edebiyat alanında çalışmalar yapmak üzere Paris'e gitti. İlk defa "Les Amoureuses (Aşık Kadınlar)" (1858) adlı şiir kitabıyla tanındı. Değirmenimden Mektuplar kitabıyla adını dünyaya duyurmayı başardı. Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesinde Aşık Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu. Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu. Alfonse Daudet daha sonra 1897 senesinde öldü.