Alphonse Daudet

Alphonse Daudet

Yazar
7.1/10
426 Kişi
·
1.774
Okunma
·
75
Beğeni
·
3.944
Gösterim
Adı:
Alphonse Daudet
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 13 Mayıs 1840
Ölüm:
17 Aralık (1897)
Alphonse Daudet (13 Mayıs 1840 - 17 Aralık 1897), Fransız yazar.

Naturalizm akımının temsilcisidir. Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır. İyi bir eğitim aldıktan sonra Alais Koleji'nde "etüt denetleyicisi" olarak görev yaptı. Edebiyat alanında çalışmalar yapmak üzere Paris'e gitti. İlk defa "Les Amoureuses (Aşık Kadınlar)" (1858) adlı şiir kitabıyla tanındı. Değirmenimden Mektuplar kitabıyla adını dünyaya duyurmayı başardı.
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesinde Aşık Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu. Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu. Alfonse Daudet daha sonra 1897 senesinde öldü.
232 syf.
Değirmenimden Mektuplar isimli kitap dünya edebiyatının en önemli kitaplarından biridir. Dünya Klasikleri arasındadır. Kitap anı şeklinde yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Ben bazı öykülerde sıkılmıştım ama bazı öyküleride severek okumuştum. Betimlemeler bence çok güzeldi. Okumanızı tavsiye ediyorum. İyi ki okumuşum.

Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
88 syf.
·7/10
Kitap kısa kısa farklı öykülerden oluşuyor. Hepsi için aynı şeyi söyleyemesem de bazı hikayeleri çok güzeldi. Akıcı ve kolay okunan bir kitap. Ayrıca betimlemeler de iyiydi. İçlerinden seçme yaparak çocuklarınıza okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
152 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bir yazar, sanatçı veya düşünür doğayla ne kadar ve ne şekilde bağ kurmalıdır? Doğanın, yazmaya ve sanata katkısı var mıdır, varsa ne kadardır?
Daudet, on dokuzuncu yüzyıl Fransa'sının sanayi çağı gürültüsünden kaçarak kırsal Provence bölgesinde bir değirmen satın alır. Bu eserinde, değirmende yaşamış olduğu olayları anı ve mektup biçiminde okuyucuya aktarmaktadır. Bazen değirmende iken bazen de öncesinde yaşamış olduklarını, masal tadında öykülemiştir.
Naturalizmin önemli savunucularından Daudet'in bu eseri doğayı ve insanı bize yalın bir dille anlattığından okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
200 syf.
Daudet , gözlem yeteneği fazlasıyla iyi , bunu da ustaca kaleme dökebilen bir yazar şahsi fikrim.
Ayrıca oğullarına yirmi yaşına geldiklerinde okumalarını vasiyet ettiği eseri olduğunu belirterek incelememe geçmek istiyorum.

Sapho isminde bir keramet var, bu eseri de okuduktan sonra emin oldum.Ünlü Helen kadın şair Sappho'da şiirleriyle nâm yapmış yalnız o muazzam şiirleri bir kadına yazmasıyla ve intiharıyla meşhurdur.
Bu eserdeki Sapho ise 40'ına kadar fingirdemediği adam kalmayan , kırk yaşının level up'ını 20'lik boncuk bir oğlanla taçlandırmak isteyen kadının işveleri , ihtiraslarının anlatıldığı akıcı bir eser.Ve kelimelerin dans ettiği bir yapıt.

Kimileri eseri kötülemiş ama Madam Bovary'inin baş tacı edilip klasiklerde ilk yüze girebiliyorsa bu bence Daudet'in Sapho'suna büyük haksızlık.

Konuca ifrit edebilir ancak lezzetli bir eser ,Daudet'in diğer eserlerini okuduysanız bir şans verip okunabilir.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Alphonse Daudet, 19.yy'ın ikinci yarısında yaşamış Fransız bir yazar. Kendisinin Charles Dickens'dan etkilenmiş olduğuna dair bir bilgiye rastladım okuduğum baskının önsözünde. Yine de ben Dickens'ın toplum eleştirisini, bütüne bakan yanını göremedim Daudet'de. Ama Dickens'ın gerçekçi bakışının çok daha ayrıntılı, irdelenmiş bi' halini gördüğümü söyleyebilirim.

Natüralizm, hayatı nesnellikle ele alan, gerçeği derin ayrıntılarla anlatan sanat akımıdır. Daudet'nin parlayan yanı da bu, gerçekçilikten çok ayrıntılarda dönenmesi yani natüralist olması. Değirmenimden Mektuplar'da bariz bi' şekilde natüralizmin o tasvirsever yanını, mikroskobik incelemesini gördüm ben. Daha da ötesini gördüm hatta; doğa tabloları gördüm, tiyatro sahneleri gördüm. Tasvire boğulduğum sırada olayların sakin, kimi zaman komik, kimi zamansa hüzünlü sonlanışları duraklattı beni. Yanısıra ucu sivri yorumlar, hicivci bi' bakış da vardı anılarda.

Eski bi' değirmende, basık bir odaya yerleşen Alphonse Daudet'nin, okuruna bazen bizzat yaşadığı, bazen şahit olduğu bazense "zevzek mi zevzek" insanlardan duyduğunu son derece ayrıntılı, sıcak ve genel olarak okurla konuşur bi' üslupla anlattığı anılardan, hikayelerden oluşuyor Değirmenimden Öyküler.

Kitap hiç de aklımda değildi ama bi' şekilde yolum yazarla kesişti, merakımı tetikleyen şey ise yazarın tarzıydı. Ve bu nedenle kapıyı aralamaya karar verdim. Bilinçli kararıma karşın kesinlikle beklenmedikti benim için kitap, ne beklediğimi bilemesem de eğlendim ben okurken. Tasvir ve ayrıntılardan başının ağrımayacağını düşünen, yazarı tanımak isteyen herkese doğayla ve insanlarla fazla yakın olan bu kitabı öneririm.

Kulübe isimli öykünün ilk paragrafı:
"Sazdan bir çatı, kurumuş ve sararmış kamışlardan duvarlar, işte kulübe burası. Bizim av köşkümüzün adı bu. Camargue'daki bütün evler gibi, kulübemiz de yüksek tavanlı, geniş, penceresiz, camlı kapısından ışık alan bir tek odadan ibaret. Akşam olunca camlı kapının kepenkleri çekilir. Sıvası pörtük pörtük beyaz badanalı yüksek duvarları boyunca çakılmış askılara tüfekler, av çantaları, bataklık çizmeleri asılır. Dipte zemine kakılıp da bir ucu tavana kadar yükselen ve çatıya destek olan kalın bir direğin etrafına, beş altı tane kadar yuvarlakça payanda sıralanmış. Geceleri poyraz esip de bütün ev çatırdamaya başlayınca uzaklarda kalan denizle, denizi yaklaştırarak gürültüsünü getiren ve bu gürültüyü büyüterek devam ettiren rüzgârla, insan kendini bir geminin kamarasında uyuyor zanneder."
96 syf.
·2 günde·6/10
Değirmenimden Mektuplar, bir köye yeni taşınmış ve oradaki eski bir değirmende yaşamaya başlayan bir sığırtmacın çeşitli anılarından oluşuyor. Bölüm bölüm anılardan oluşan bu eserde doğa tasvirleri oldukça iyiydi. Zaten ana karakterimiz de doğayı, hayvanları çok seven bir yapıda olduğundan çevresinden edindiği izlenimleri yer yer masalsı bir anlatımla kendi gözünden bizlere yansıtmış. Örneğin dağların gölgesini ele almış, gölün üzerindeki ateş böceklerini ya da koyunların sessiz bakışlarını. Bu açıdan yeterince doyurucuydu; yaşayan bir doğa tasvirini içinizde yaşatacak kadar. Fakat konu açısından bir dağınıklık vardı. Kitap rastgele anılardan oluşuyor fakat bazen bir anı bazen yarım kalıyor, diğeri tam ortasından başlıyordu. Belki de böylelikle hayatın gerçeklerini sunmaya çalışmış bizlere Daudet. Hayatın kitaplardaki gibi bölüm bölüm olamayacağını, olsa bile kesik kesik anılardan ibaret olduğunu yine bir kitapta anlatmış. Gerçekçiliği bu şekilde sağlamaya çalışmış zannımca. Bu açıdan; hem gerçekçilik hem de doğa tasvirlerindeki masalsılık, ikilem oluşturmadan birleşmiş. Kitabı okurken, etkilenip "keşke bende orada olsaydım" dedim defalarca. Bu eseri edebi olarak çok bir beklentiye girmeden okumanızı öneririm; içinde yaşıyormuşcasına okuyun derim.
232 syf.
·8/10
19.yy sonlarında Fransa'nın en başarılı yazarlarından biri olarak görülen Alphonse Daudet'in Güney Fransa'da kaleme aldığı kitap bir çocuk kitabı olarak görülse de asla olayıp günümüzde her yaşın okuyabileceği bir kitaptır. Birçok kere filmi de çekilmiş olan kitap kısa 22 hikayeden oluşmaktadır ve masalsı bir anlatımı vardır.

Daudet'in Paris'ten uzak bir yerde değirmen kiralayıp orada ki anlılarını Paris'e gönderdiği kitapta çok fazla karakter barındırırıken kimi yerde Daudet masalsı anlatımdan uzak şehir hayatından uzlaşıp Alpleri görüp tavşanlarla mutlu olduğunu okuyucuya çok güzel aktarmıştır.
232 syf.
·9 günde·Puan vermedi
‘’Değirmenimden Mektuplar’’ anı şeklinde yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Anlatıcımız şehir hayatının kargaşasından sıkılıp doğanın kalbinde yaşamak amacıyla bir değirmende yaşamaya başlıyor. Bize de oranın günlük hayatından, duyduğu ilginç hikayelerden, doğadan, yaşadıklarından bahsediyor. Anlattığı hikayelerde belli bir düzen yok; bir hikayede başka bir şeyden, ötekinde bambaşka bir şeyden bahsedebiliyor.
Özellikle doğa tasvirleri oldukça başarılı ve ayrıntılı şekilde yapılmış. Güneşin doğuşu, sürülerin evlerine dağılışı, çayırdaki otların rüzgarla savruluşu gibi detaylar gerçekten içimi ısıttı. Okurken, beton yığınlarının arasında yaşamak durumunda kalışımıza sık sık hayıflandım.
Yazarın anlattıkları çok derin şeyler değiller, okumadan önce onun bilincinde olmak lazım. Dediğim gibi günlük hayattan hikayeler ve doğa manzaraları oluşturuyor çoğunluğu. Ama özellikle ‘’İhtiyarlar’’ adlı hikaye etkiledi beni. Öyle içimizden bir hikayeydi ki… Karakterleri mutlaka size bir yerlerden tanıdık gelecek, birilerini anımsatacak. Kitabı okumayacak olsanız bile bu bölümü bulup okumanızı öneriyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim…
224 syf.
·6/10
Merhaba.

Bu kitabı yaklaşık 1 hafta önce okudum ama yazmak şimdi kısmet oldu. İncelemeye gelince; şimdi bu Jack'in annesi çok zengin, üstelik Jack yasal olmayan bir şekilde dünyaya gelmiş yani aşk çocuğu derler ya hah öyle işte.

Olaylar Jack'in kiliseye yazdırılmak istenmesiyle başlıyor ve acıklı bir şekilde devam ediyor.

Bu kitapta yasal olmayan bir evliliğin, bunun sonucunda doğan bir çocuğun, ve bu çocuğu da bulduğu başka bir erkek için nerdeyse çöpe atan bir annenin pisliklerine çokca rastlayacaksınız. Bununla birlikte Jack'in evdeki konumu, üzerine yüklenilen sorumluluk vesiare anlatılmış.

Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim bazı kitaplar insana dersler verir. Bu kitap hayatın içinden bir şeyler anlatıyor. Bi annenin yaptığı yanlışlarla çocuğunu nasıl öldürdüğünü, ona nasıl bir gelecek hazırladığını -ki buna gelecek denirse- okuyacaksınız.
190 syf.
·Puan vermedi
Kitabı, elimde okuyacak bir kitap kalmadığı için alıp okudum. Kitap kısa anılardan oluşuyor. Betimlemeler güzel olmuş ama kitabı beğendiğim söylenemez...

Yazarın biyografisi

Adı:
Alphonse Daudet
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 13 Mayıs 1840
Ölüm:
17 Aralık (1897)
Alphonse Daudet (13 Mayıs 1840 - 17 Aralık 1897), Fransız yazar.

Naturalizm akımının temsilcisidir. Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır. İyi bir eğitim aldıktan sonra Alais Koleji'nde "etüt denetleyicisi" olarak görev yaptı. Edebiyat alanında çalışmalar yapmak üzere Paris'e gitti. İlk defa "Les Amoureuses (Aşık Kadınlar)" (1858) adlı şiir kitabıyla tanındı. Değirmenimden Mektuplar kitabıyla adını dünyaya duyurmayı başardı.
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesinde Aşık Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu. Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu. Alfonse Daudet daha sonra 1897 senesinde öldü.

Yazar istatistikleri

  • 75 okur beğendi.
  • 1.774 okur okudu.
  • 46 okur okuyor.
  • 749 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları