Alphonse Daudet

Alphonse Daudet

Yazar
7.2/10
270 Kişi
·
1.125
Okunma
·
44
Beğeni
·
3113
Gösterim
Adı:
Alphonse Daudet
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 13 Mayıs 1840
Ölüm:
17 Aralık (1897)
Alphonse Daudet (13 Mayıs 1840 - 17 Aralık 1897), Fransız yazar.

Naturalizm akımının temsilcisidir. Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır. İyi bir eğitim aldıktan sonra Alais Koleji'nde "etüt denetleyicisi" olarak görev yaptı. Edebiyat alanında çalışmalar yapmak üzere Paris'e gitti. İlk defa "Les Amoureuses (Aşık Kadınlar)" (1858) adlı şiir kitabıyla tanındı. Değirmenimden Mektuplar kitabıyla adını dünyaya duyurmayı başardı.
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesinde Aşık Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu. Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu. Alfonse Daudet daha sonra 1897 senesinde öldü.
“Daha önce yıldızların altında güzel bir gece geçirdiyseniz, herkesin uyuduğu o saatlerde yalnızlığın ve sessizliğin ortasında gizemli bir alemin belirdiğini bilirsiniz.”
Katırların çifteleri her zaman bu kadar sarsıcı olmasa da, bizimki Papa'nın katırıydı, üstelik çiftesini yedi yıldır bugün için hazırlıyordu! Hiçbir şey kilisenin kindarlığını bundan daha anlamlı bir şekilde yansıtamazdı.
"Onu çok seviyorum. Onsuz olamam!" Demiş olmalı kendi kendine. Ah bizler, ne yüreksiz insanlarız! Ama yine de aşkın kini öldürmemesi iyi bir şey
Alphonse Daudet
Sayfa 33 - Alkım Yayınları
88 syf.
·7/10
Kitap kısa kısa farklı öykülerden oluşuyor. Hepsi için aynı şeyi söyleyemesem de bazı hikayeleri çok güzeldi. Akıcı ve kolay okunan bir kitap. Ayrıca betimlemeler de iyiydi. İçlerinden seçme yaparak çocuklarınıza okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Alphonse Daudet, 19.yy'ın ikinci yarısında yaşamış Fransız bir yazar. Kendisinin Charles Dickens'dan etkilenmiş olduğuna dair bir bilgiye rastladım okuduğum baskının önsözünde. Yine de ben Dickens'ın toplum eleştirisini, bütüne bakan yanını göremedim Daudet'de. Ama Dickens'ın gerçekçi bakışının çok daha ayrıntılı, irdelenmiş bi' halini gördüğümü söyleyebilirim.

Natüralizm, hayatı nesnellikle ele alan, gerçeği derin ayrıntılarla anlatan sanat akımıdır. Daudet'nin parlayan yanı da bu, gerçekçilikten çok ayrıntılarda dönenmesi yani natüralist olması. Değirmenimden Mektuplar'da bariz bi' şekilde natüralizmin o tasvirsever yanını, mikroskobik incelemesini gördüm ben. Daha da ötesini gördüm hatta; doğa tabloları gördüm, tiyatro sahneleri gördüm. Tasvire boğulduğum sırada olayların sakin, kimi zaman komik, kimi zamansa hüzünlü sonlanışları duraklattı beni. Yanısıra ucu sivri yorumlar, hicivci bi' bakış da vardı anılarda.

Eski bi' değirmende, basık bir odaya yerleşen Alphonse Daudet'nin, okuruna bazen bizzat yaşadığı, bazen şahit olduğu bazense "zevzek mi zevzek" insanlardan duyduğunu son derece ayrıntılı, sıcak ve genel olarak okurla konuşur bi' üslupla anlattığı anılardan, hikayelerden oluşuyor Değirmenimden Öyküler.

Kitap hiç de aklımda değildi ama bi' şekilde yolum yazarla kesişti, merakımı tetikleyen şey ise yazarın tarzıydı. Ve bu nedenle kapıyı aralamaya karar verdim. Bilinçli kararıma karşın kesinlikle beklenmedikti benim için kitap, ne beklediğimi bilemesem de eğlendim ben okurken. Tasvir ve ayrıntılardan başının ağrımayacağını düşünen, yazarı tanımak isteyen herkese doğayla ve insanlarla fazla yakın olan bu kitabı öneririm.

Kulübe isimli öykünün ilk paragrafı:
"Sazdan bir çatı, kurumuş ve sararmış kamışlardan duvarlar, işte kulübe burası. Bizim av köşkümüzün adı bu. Camargue'daki bütün evler gibi, kulübemiz de yüksek tavanlı, geniş, penceresiz, camlı kapısından ışık alan bir tek odadan ibaret. Akşam olunca camlı kapının kepenkleri çekilir. Sıvası pörtük pörtük beyaz badanalı yüksek duvarları boyunca çakılmış askılara tüfekler, av çantaları, bataklık çizmeleri asılır. Dipte zemine kakılıp da bir ucu tavana kadar yükselen ve çatıya destek olan kalın bir direğin etrafına, beş altı tane kadar yuvarlakça payanda sıralanmış. Geceleri poyraz esip de bütün ev çatırdamaya başlayınca uzaklarda kalan denizle, denizi yaklaştırarak gürültüsünü getiren ve bu gürültüyü büyüterek devam ettiren rüzgârla, insan kendini bir geminin kamarasında uyuyor zanneder."
96 syf.
·2 günde·6/10
Değirmenimden Mektuplar, bir köye yeni taşınmış ve oradaki eski bir değirmende yaşamaya başlayan bir sığırtmacın çeşitli anılarından oluşuyor. Bölüm bölüm anılardan oluşan bu eserde doğa tasvirleri oldukça iyiydi. Zaten ana karakterimiz de doğayı, hayvanları çok seven bir yapıda olduğundan çevresinden edindiği izlenimleri yer yer masalsı bir anlatımla kendi gözünden bizlere yansıtmış. Örneğin dağların gölgesini ele almış, gölün üzerindeki ateş böceklerini ya da koyunların sessiz bakışlarını. Bu açıdan yeterince doyurucuydu; yaşayan bir doğa tasvirini içinizde yaşatacak kadar. Fakat konu açısından bir dağınıklık vardı. Kitap rastgele anılardan oluşuyor fakat bazen bir anı bazen yarım kalıyor, diğeri tam ortasından başlıyordu. Belki de böylelikle hayatın gerçeklerini sunmaya çalışmış bizlere Daudet. Hayatın kitaplardaki gibi bölüm bölüm olamayacağını, olsa bile kesik kesik anılardan ibaret olduğunu yine bir kitapta anlatmış. Gerçekçiliği bu şekilde sağlamaya çalışmış zannımca. Bu açıdan; hem gerçekçilik hem de doğa tasvirlerindeki masalsılık, ikilem oluşturmadan birleşmiş. Kitabı okurken, etkilenip "keşke bende orada olsaydım" dedim defalarca. Bu eseri edebi olarak çok bir beklentiye girmeden okumanızı öneririm; içinde yaşıyormuşcasına okuyun derim.
232 syf.
·9 günde·Puan vermedi
‘’Değirmenimden Mektuplar’’ anı şeklinde yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Anlatıcımız şehir hayatının kargaşasından sıkılıp doğanın kalbinde yaşamak amacıyla bir değirmende yaşamaya başlıyor. Bize de oranın günlük hayatından, duyduğu ilginç hikayelerden, doğadan, yaşadıklarından bahsediyor. Anlattığı hikayelerde belli bir düzen yok; bir hikayede başka bir şeyden, ötekinde bambaşka bir şeyden bahsedebiliyor.
Özellikle doğa tasvirleri oldukça başarılı ve ayrıntılı şekilde yapılmış. Güneşin doğuşu, sürülerin evlerine dağılışı, çayırdaki otların rüzgarla savruluşu gibi detaylar gerçekten içimi ısıttı. Okurken, beton yığınlarının arasında yaşamak durumunda kalışımıza sık sık hayıflandım.
Yazarın anlattıkları çok derin şeyler değiller, okumadan önce onun bilincinde olmak lazım. Dediğim gibi günlük hayattan hikayeler ve doğa manzaraları oluşturuyor çoğunluğu. Ama özellikle ‘’İhtiyarlar’’ adlı hikaye etkiledi beni. Öyle içimizden bir hikayeydi ki… Karakterleri mutlaka size bir yerlerden tanıdık gelecek, birilerini anımsatacak. Kitabı okumayacak olsanız bile bu bölümü bulup okumanızı öneriyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim…
190 syf.
·Puan vermedi
Kitabı, elimde okuyacak bir kitap kalmadığı için alıp okudum. Kitap kısa anılardan oluşuyor. Betimlemeler güzel olmuş ama kitabı beğendiğim söylenemez...
232 syf.
·332 günde·Beğendi·9/10
Milli Eğitim Bakanlığı 100 temel eser tavsiyeli bir kitap.Parisin gürültülü ortamından kaçıp doğayla iç içe olmak isteyen ve eski bir yel değirmeninin satın alınmasıyla başlıyor hikayeler.Yazarımız köylülerden duyduğu ve kendisinin gözlemleyerek anlattığı kısa kısa hikayelerden oluşuyor.Genellikle doğa konulu hikayeler bir bakıyorsunuz bir keçi konuşuyor,bir başka hikayede katır,çiçekler,yıldızlar ve tabii konuşmaktan çekindiğimiz zamanlarda yüreğimizden geçenlerin anlaşılmasını,bilinmesini isteriz ya işte yazar bazı hikayelerde susan yürekleri,gözleri konuşturmuş,gülüyorsunuz bir hikayede,sonrakinde üzülüyorsunuz,bir sonrakinde diğerine başlamadan önce kitap elinizde öylece düşünmeye başlıyorsunuz.Tavsiye ederim :)
232 syf.
·17 günde·Beğendi·5/10
bu kitap yazarın dünya çapında tanınmasına vesile olduğu söylenir. kitabı ismiyle ifade etmek isteseydim "provence'den (bir kasaba) hikayeler" olarak değiştirirdim. benim gibi niçin düşündüğünü de düşünen biriyseniz kitabı okurken biraz zorlanırsınız. çünkü olaylardan ziyade doğayı çok derinlemesine görselleştiriyor o kadar ki iyi bir ressam anlattıklarını resmetse 4k çekilmiş bir fotoğrafa eş değer bir görüntü elde ederdi kanaatimce. kısacası olaydan çok tasvire önem veriyorsanız bu kitabı okumak iyi bir düşünce olabilir.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Değirmenimden Mektuplar, şehir hayatından ve kalabalıktan kaçan, bir kasabada eski, terk edilmiş bir değirmene yerleşen yazarımızın gözlemleri ve tanık olduğu hikayelerin anlatıldığı bir eserdir. Kısa kısa hikayelerden oluşan bu kitapta yer yer doğa tasvirleri, halk hikayeleri, seyahat notları, kasaba insanının yaşamı gibi birçok konu kendisine yer buluyor. Açık bir anlatım ve samimi üslup, sıkıcı olunmasını engellemiş.

Düşük puanı nedeni ile okumaya başlarken tedirgin olduğum bir kitaptı fakat beklediğimden çok daha iyi bir eserle karşılaştım. Öykü seven okuyuculara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
265 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kısa hikayelerden oluşan kitap yazarla tanışma kitabım oldu. Çok keyif alarak okudum. Yazarın akıcı ve şiirsel bir dili var. Bu nedenle çıtır çerez tadında kafa dağıtmalık olarak okuyacağınız kitap listesine alabilirsiniz.
192 syf.
·1 günde·8/10
Içerisinde kısa köy hikayelerini çok güzel betimleyerek içten bir şekilde yaklaşık 150 yıl önce anlatmış. Temel eserler arasında bulunuyordu es geçmeyeyim dedim. Okuduğuma değdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alphonse Daudet
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 13 Mayıs 1840
Ölüm:
17 Aralık (1897)
Alphonse Daudet (13 Mayıs 1840 - 17 Aralık 1897), Fransız yazar.

Naturalizm akımının temsilcisidir. Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır. İyi bir eğitim aldıktan sonra Alais Koleji'nde "etüt denetleyicisi" olarak görev yaptı. Edebiyat alanında çalışmalar yapmak üzere Paris'e gitti. İlk defa "Les Amoureuses (Aşık Kadınlar)" (1858) adlı şiir kitabıyla tanındı. Değirmenimden Mektuplar kitabıyla adını dünyaya duyurmayı başardı.
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesinde Aşık Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu. Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu. Alfonse Daudet daha sonra 1897 senesinde öldü.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 1.125 okur okudu.
  • 18 okur okuyor.
  • 499 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları