“Sevgi mi, şefkat mi, yoksa sadece alışkanlık mıydı birbirlerine bağlanmalarının nedeni?”
Alphonse Daudet; genç bir erkeğin, Paris’te kendinden yaşça büyük bir kadınla yaşadığı sarsıcı aşkı anlatıyor. .
Sapho, sadece aşk hikâyesi değil; yıpranmış tutkuların, karşılıksız emeklerin ve zamanın aşkla nasıl baş edemediğinin romanı.
Renoir’ın tablolarını andıran betimlemeleriyle, kitapta Paris masalı yaşanıyor. Ancak masalın sonunda herkes yaşadıklarının / yaşayamadıklarının bedelini ödüyor.
Aşkı incelikle çözümleyen, romantikliği kadar gerçekçiliğiyle de öne bir roman arıyorsanız Sapho sizi bekliyor.
Gerçek aşkın izinden doğdu
Daudet, Sapho’yu gençlik yıllarında yaşadığı çalkantılı ve yıpratıcı bir aşk ilişkisini hatırlayarak kaleme aldı. Romanın ana karakteri Fanny/Sapho, büyük ihtimalle gerçek hayatta Daudet’nin ilk büyük aşkı olan Marie Rieu’dan ilhamla yazıldı.
Zamana ve sınıfa karşı bir aşk
İki aşık arasında yalnızca yaş farkı değil, kültürel ve sınıfsal bir uçurum da vardır. Jean taşralı bir aileden gelirken, Fanny bohem Paris’in içinden bir kadındır.
Tutkunun romanı
Jean, Fanny’e bilinçli bir sevgiyle değil, içinden çıkamadığı bir tutkuyla bağlanır. Aşk mı, tutku mu bağımlılık mı?