AERIS

İnsan hakları konusunda ikiyüzlü dış politikalara ve çifte standarda dayanan değerlendirmelere karşı çıkmak; bunun için de bilgi, kültür ve inanç bakımından güçlü olmak gerekir. Dünyada barış ve güvenliğin sağlanması için, uzun dönemde dünyanın her yerinde insan haklarının gerçekleşmesi bir önkoşul sayılmalıdır; bu bilincin yaygınlaşıp yerleşmesi için çalışılmalı; bu uğurda can güvenliklerini bile tehlikeye atmaktan kaçınmayanlara saygı duyulmalıdır.
Sayfa 73·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan hakları gibi saygı duyulması gereken bir idealin, bazı "çifte standart" ve "ikiyüzlülük" politikaları yoluyla, ekonomik ve siyasal çıkarlar uğruna başka devletlerin içişlerine karışmanın bir aracı haline getirildiği de yadsınamaz.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Bunun sonucu olarak, özellikle günümüzde, güçlü bazı devletlerin, kendilerinden güçsüz devletlerin içişlerine karışma isteklerinin bahanesi olarak insan hakkı ihlallerini ileri sürdükleri görülmektedir. Güçlü devletlerin, kendi ülkelerindeki ihlalleri dünyanın gözünden saklamaya çalışırken, başka ülkelerdeki ihlalleri, abartarak, sürekli biçimde gündemde tutmayı bir politika olarak benimsedikleri söylenebilir. Ayrıca, kendilerine yakın ve "dost" gördükleri devletlerdeki insan hakkı ihlallerini görmezden geldikleri de bir gerçektir.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Artık, bir devletin ülkesinde görülen insan haklarına aykırı uygulamaların, o devletin yetkili organlarınca usulüne uygun biçimde kabul edilmiş yasalara aykırı olmadığı yolundaki savunmalar yeterli sayılmamaktadır. Başka bir deyişle, insan hakları konusundaki uygulamaların içhukuka uygun olması yeterli bulunmamakta, bu uygulamaların uluslararası düzeyde kabul gören insan hakları ölçütlerine uygun olması da beklenmektedir.
Sayfa 71·Kitabı okudu
İkinci Dünya Savaşı sonrasında açılan yeni dönem, insan haklarına "sosyal haklar" bağlamında yeni anlayışlar getirmiş ama daha sonra bu açılımın da yetersiz kalacağını belirten görüşler gelişmiştir. Özellikle, nükleer savaş tehlikesi, çevre kirliği gibi konular, İnsan Hakları kavramına yeni boyutlar getirmiştir. "Dayanışma Hakları" da denilen bu haklarla, "barış hakkı", "insanlığın ortak mirasından yararlanma hakkı", "temiz bir çevrede yaşama", "kalkınma hakkı" gibi yeni insan hakları türleri geliştirilmiştir. Ancak, bu hakların niteliği, hukuksal anlamda belli bir devlete karşı ileri sürülmeye pek elverişli görünmemektedir. Bu hakların gerçekleşmesi sadece devletlerin sorumluğuna bırakılmayacak; bunlar, bireylerin, devletlerin ve kamusal ve özel çeşitli kuruluşların ortak çabalarıyla gerçekleştirilebilecektir.
Sayfa 63·Kitabı okudu