İkinci Dünya Savaşı sonrasında açılan yeni dönem, insan haklarına "sosyal haklar" bağlamında yeni anlayışlar getirmiş ama daha sonra bu açılımın da yetersiz kalacağını belirten görüşler gelişmiştir. Özellikle, nükleer savaş tehlikesi, çevre kirliği gibi konular, İnsan Hakları kavramına yeni boyutlar getirmiştir. "Dayanışma Hakları" da denilen bu haklarla, "barış hakkı", "insanlığın ortak mirasından yararlanma hakkı", "temiz bir çevrede yaşama", "kalkınma hakkı" gibi yeni insan hakları türleri geliştirilmiştir.
Ancak, bu hakların niteliği, hukuksal anlamda belli bir devlete karşı ileri sürülmeye pek elverişli görünmemektedir. Bu hakların gerçekleşmesi sadece devletlerin sorumluğuna bırakılmayacak; bunlar, bireylerin, devletlerin ve kamusal ve özel çeşitli kuruluşların ortak çabalarıyla gerçekleştirilebilecektir.