AERIS

7/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 20:08
Kitap, dedesiyle birlikte işlettiği kitapçısında kendine bir konfor alanı yaratan, dış dünyayla ilgisi bulunmayan ve kitapçısında yarattığı küçük dünyada tüm mutluluklara sahip olduğuna inanan Rintaro'nun dedesini kaybetmesiyle başlıyor. Sahip olduğu tek şey dedesi ve kitapçısı iken, bir gecede yaşadığı kayıbın ardından yavaşça solup giden Rintaro'nun yardımına, ondan kitapları kurtarmak için yardım isteyen konuşan kedi Tekir ve sınıf başkanı Sayo yetişiyor. Kitap görünen 4 labirent üzerinden işlenmiş olsa da, zannımca bir de görünmeyen 5. bir labirent söz konusuydu. Labirentlerin ana odağı kitapları, kitapların yüreğini kurtarmaktı. Kitap boyunca kitapların ve dolaylı yoldan insanların yüreğine zarar veren farklı noktalara değinilmişti. İlk labirent kitapları anlamak, kıymet vermek ve üzerine düşünüp kendine ders çıkartmak yerine okuduğu kitapların yalnızca bir sergi eseri, bir gösteriş unsuru olarak görülmesi üzerindeydi. Kitaplar okunuyor ancak gerçekten anlaşılmıyor, gösteriş için kullanılıyordu. İkinci labirent, kitabın ruhunu anlamak yerine özetin özetini dahi arayan insanlar hakkındaydı. Genel itibariyle kitabın ne anlattığını bilmenin kitaptan alınacak her şeyi verdiğine inanıyorlardı. Üçüncü labirent, para için yalnızca satılan, kendilerinin dahi basılan kitapları sevmediği, kitapların yalnızca bir para kazanma aracı olarak görüldüğü bir labirentti. Dördüncü labirent, insanların kitapların yüreğini anlamayı gün geçtikçe bırakmasından ötürü yüreğinden kopmuş, umudunu yitirmiş bir kitaba aitti. Okurken her labirente uygun hareketleri olan insanları görmüş olduğumu, kitabın unsurlarının çok da uzakta olmadığını fark ettim. Okumanın gösteriş için kullanıldığı ve yalnızca gönderilerde göründüğü, insanların anlamadan yalnızca "Okudum." dediği kitapları; bir kitap
Kitapları Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Turkuvaz Kitap · 20203,515 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 00:41
Han Kang'ın Çocuk Geliyor (소년이 온다) kitabı 18 Mayıs ile 27 Mayıs 1980 arasında gerçekleşen ve sonrasında 1987'de ülke çapına yayılan protestoların temeli olan Gwangju Ayaklanması'ndan bahsediyor. Ülkenin yönetiminin askeri güçler tarafından ele geçirilmesi, okulların geçici olarak kapatılması ardından kayıtlarda 200 ölüm olarak gösterilse de 2300'ü geçen ölüm sayısı ile sonlanan; çocuk-yaşlı, kadın-erkek demeksizin Kore halkının karşılaşmış olduğu kan dondurucu olayların yer aldığı 10 günlük, ancak etkisi uzun süren bir protesto. Kitap 7 bölüme ayrılıyor: çocuk, çocuğun arkadaşı, editör, tutuklu, fabrika işçisi kız, oğlanın annesi ve en son yazar olmak üzere başrol Kang Dong-ho ile bağlantısı olan 7 kişiden dinliyoruz olanları. Okurken birkaç aşamadan geçtim. Evvela yazarın kullanmış olduğu dil dikkatimi çekti. Kitabın başlangıcında Dong-ho'dan dinlemeye başlıyoruz yaşananları ancak Dong-ho bizmişiz gibi bir dil kullanılmış; devam eden bölümlerde de Dong-ho'dan ne zaman bahsedilse, "sen" denilmeye devam etmişti. Bu bana yazarın "Bu Dong-ho'nun hikayesi, bu dinleyen senin hikayen." şeklinde düşünüp yazıp yazmadığını sorgulattı. Ardından, kendimi kitaba kendimi kaptırdım. Vücuduma basan sıcağı, başımda hissettiğim ağrıyı, içime çöken sıkıntıyı, düğümlenen boğazımı ve dolan gözlerimi size anlatamam. Gwangju Ayaklanması'nın tarihi bir olay olduğunun bilincinde okuyor olduğum için midir bilmem, aklımda canlanan görüntülerin her biri içime bir kor ateşi gibi düşmüştü. Kitabı bitirdikten sonra bir süre sessizce tavanı izledim, incelememi yazamadan önce sindirebilmek istedim. Sabah uyandığımda aklımda hâlâ Dong-ho ve yaşananlar vardı. Kendimi araştırmaktan alıkoyamadım, internetten Gwangju ayaklanması esnasında neler yaşadıklarını anlatan insanların videolarını izledim.
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,129 okunma
Kitap gördüğü rüyanın ardından vejetaryan olan Young-hee üzerine olsa da, kitap boyunca düşüncelerini ve hislerini hiçbir zaman onun ağzından okumuyoruz. Kendisiyle 'sıradan' bir kadın olduğu için onu sevmeden evlenen kocası, şiddet yanlısı ataerkil ailesi, sanatı için utanmazca onu kullanan ve iğrenç hisler besleyen eniştesinden anladığım üzere, Young-hee'nin hayatında hiçbir zaman 'kendisi' olmamıştı. Bir değişimin eteğinde eriyip giderken kimsenin onu anlamaya çalışmaması, hep başkalarının sözünü dinlemesine alışık olan Young-hee'yi neden başkalarının gözünden okuduğumuzu anladığımı düşündürtüyor bana. Kendisine ait olan tek özelliği boğduğunu söylediği için takmadığı sütyeni iken, ki bana kalırsa onu boğan çevresiyken sütyen burada yalnızca hislerini yoğunlaştırdığı bir nesneden ibaret, birden bire kendine ait başka bir şey ediniyor: bu zamana kadar içinde tuttuklarını kusmasını ve psikolojik olarak mahvolmasını sağlayan rüyasının ardından vejetaryan olması. Gördüğü rüyanın ardından yavaşça eriyen Young-hee'nin kimse tarafından düşünülmediğini görüyoruz. En başında kendisini dünyaya getiren ailesi tarafından. Düşünülmesi gereken kişi kızları iken endişelerinin damatları olması beni çok sinirlendirmişti. Young-hee'nin herkesten nasıl yabancılaştığını, başkalarının hayatını yaşamaktan nasıl yorulduğunu davranışlarından görebiliyor ve sessiz çığlıklarını duyabiliyordum. Artık yaşamak bile anlamsız geliyordu, sahip olduğu tek şeye sıkı sıkıya tutunuyordu. Her ne kadar onu anlamış ve korumak istemiş olsam da, kitap boyunca gördüğüm psikolojik, fiziksel, cinsel taciz ve şiddetlerin boyutu midemin kaldıramayacağı düzeydeydi. Onu anladığım için okumaya devam etmiş, eniştesinin Young-hee'yi sanatı için kullanırken içinde bulunduğu iğrenç hisleri ve hareketlerini gördükten
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 18:56
Bu kitabı ilk görüşüm belki de 10 sene öncesinde, annemin arkadaşının evindeydi. Adı ilgimi çekmiş, merak duymama sebep olmuştu. Lâkin bu 10 küsür sene içerisinde bir kez olsun elim gitmemiş, okumaya başlamamıştım. Henüz zamanı olmadığını hissediyordum. Geçenlerde zamanı geldiğini hissettim ve okumaya başladım. Hem hemencecik bitirmek istedim, hem de sindirerek okumak, her satırını anlamak. İçine çekildiğimi, almam gereken cevapları aldığımı ve ruhumun yavaşça beslendiğini hissettim. Santiago'nun yolculuğu esnasında yaşadıklarını, düşündüklerini, karşılaştıklarını ve talihsizlik gibi görünen yaşantıların bizi nasıl geliştirdiğini görmek onunla bağ kurabilmemi sağladı ve düşündürdü. Evrenin dilini anlamak ve kendi hikayemizi yaşamak için yolculuğa çıkma cesaretinde bulunmak, sonucuna değil de yolculuğun bize getirdikleriyle hazinemizi daha değerli kılmanın önemini bir kez daha anladım. Herkesin bu kitabın karşısına çıkması en gerektiği zamanda bu kitabı okuyabilmesini ve kendi hikayesini yaşayabilmesini diliyorum.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
"Oh Captain, My Captain!" sözleriyle tanıdığım filmi izlemeden önce kitabını okumak, sözcüklerin ruhunu hissetmek istemiştim. Kararımdan hiç pişman değilim. “Carpe Diem. Anı yaşa, çünkü yarın çok geç olabilir.” Ebeveynlerin çocuklarının hayatları üzerinde her türlü hakka sahip olduğuna inandığı, çocukların bir insandan çok 'sahip oldukları bir varlık' olarak görüldüğü bir dünyada kendi sesini bulmanın, bir birey olmanın ne demek olduğunu; kendi hayatını KENDİN yaşaman gerektiğini anlatan ve gençlere prangalar vurmak yerine onlara kanatlar veren bir öğretmenin önemini gösteren, derin bir kitap. Kitabın son anına kadar belirli bir düzene ve sürüye ait olmadan, 'kendi sesini bul ve ona göre yaşa' mesajı kendini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Kitabın son sayfasından sonra bile sorgulamaya devam ettiriyor, "Bundan sonra ne olacak, kendi seslerine göre yaşamayı başarabilecekler mi, bu döngüyü kırabilecekler mi?" dedirtiyor. Hayatı acısıyla, tatlısıyla, belirsizlikleriyle başarıyla ele almayı başarmış; ruhumda ayrı bir yer edinmeyi başarmış bir kitap. Bu kitap sıradan bir okul kitabı değil, bir uyanış hikâyesi ve çağrısı.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma