'İnsanlık, her zaman kocaman bir çocuğa benzer. İnsanlar, kendi aralarındaki anlaşmazlıkları hep kavga ve gürültüyle çözerler. İyi fikirlerini bile eli sopalı savunmak isterler. Hikmet ve felsefeyi, oyuncak ve eğlence hâline getirirler. Birçoğunuz Robinson'un öyküsünü okumuş veya işitmişsinizdir. Ne zaman okudunuz? Küçükken, değil mi?
Diyorlar ki, Robinson öyküsü, küçük çocuklar İçindir. Hayır, bu kitap, büyük olmak isteyen her ulus için bir felsefe kitabıdır. Robinson, bütün kahramanların üstünde, dünyanın en büyük kahramanıdır. Sarsılmaz bir iradenin canlı bir sembolüdür.'
Anne babaların, çocuklarının aklını ve kalbini güzel şeyler ekmeden bırakması, akla ve vicdana aykırıdır. Hatta böyle bir ihmal ahlaksızlıktır, cinayettir.
Ne ekerseniz, onu biçersiniz! Ne pişirseniz, onu yersiniz! Eğer gençliğin ruhunu, ekilmeyen bir tarla gibi kendi hâline bırakırsanız, orada ısırgan ve diken yetişir.
Lev Tolstoy, bu konuda şöyle der:
"Hayattaki düzensizliklerin en önemli etkenlerinden biri şudur: Herkes, hayatında sadece refaha kavuşmayı ister ama hiç kimse hayatı yükseltmek için gayret göstermez ve çalışarak hayatını daha iyi bir şekilde ayarlama ihtiyacını duymaz."
Ben bu anne babalara sorarım:
"Siz, çocuklarınızı yetiştirirken yükselmek için onlara kartal kanatları mı verdiniz? Yoksa onların kanatlarını kökünden kestiniz mi?"